Bildiğimiz ama görmediğimiz üzere dünya sadece tüm uzuvlarını ve duyularını kullanan insanlardan oluşmuyor. Herkesin eşit şartlarda yaşadığı bir dünya temennim. Kendi Ülkemi ele alacak olursak engelli bireylerin Türkiye’de yaşam kalitesi diğer ülkelere göre daha düşük. Gerek yasalar gerekse yasalara uymayan büyük bir kitle mevcut. Her şeyden önce duyarlı bir toplum olsak engelleri beraber aşabiliriz. Bu durumda Engel siz oluyorsunuz. Gelin bunu Engelsiz bir yaşam haline getirelim.
Bu noktada inşaat sektörlerine Türk müteahhitlerine büyük görevler düşüyor. Üzülerek söylüyorum ki yapılandırmalarda ek masraf olacak zihniyetliyle çoğu firma rampa bile yapmaktan çekiniyor. Fazla maliyet korkusu hayatlarımıza engel oluyor. Ben de bir kaza sonucu 2 yıldır bedensel engelliyim. Daha öncesinde de duyarlı olduğum bir konuydu doğrusunu söylemek gerekirse. Sadece şuan daha büyük araştırmalar yapıyor olduğumu söyleyebilirim. Dünyada bir milyardan fazla insan herhangi bir tür engellilik ile yaşamakta, bu insanların yaklaşık 200 milyonu hayatlarını devam ettirme konusunda kayda değer zorluklar yaşamaktadır. Engellilik insan olma halinin bir parçasıdır. Neredeyse herkes yaşamının belli bir noktasında geçici veya kalıcı olarak zayıf düşecek ve uzun yıllar yaşayan insanlar işlevlerini yerine getirme konusunda artan zorluklarla karşılaşacaktır. 2006 yılında benimsenen Engellilerin Haklarına İlişkin Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin (CRPD) amacı, “tüm engelli insanların temel özgürlüklerden ve bütün insan haklarından tam ve eşit bir şekilde faydalanmasını teşvik etmek, sağlamak, korumak ve insan olmaktan ileri gelen haysiyetlerine yönelik saygıyı arttırmaktır” bu da demek oluyor ki engelliliğe karşı anlayışta büyük bir değişim gerçekleşmektedir.
Aslında bakılacak olursa toplumsal yaşama katılımın önündeki engelleri kaldırmak hepimizin ahlaki sorumluluğudur.
Profesör Stephen W. Hawking bir söyleşisinde ‘Engelli olmak üretmeye başarıya asla engel değildir. Birçok bakımdan oldukça şanslı olduğumun farkındayım. Teorik fizik konusunda gösterdiğim başarı, değerli bir hayat sürmem için destek görmemi sağladı. Üretken bir iş ve kişinin kendini gerçekleştirmesi şöyle dursun, dünyadaki engelli insanların çoğu gündelik hayatlarını idame ettirirken bile son derece zorlanmakta’. Burada çok önemli bir konuya değinmiştir. Kendi Ülkemiz bazında konuyu ele alırsak sosyoekonomik, sosyokültürel seviyesi düşük, eğitim seviyesi yetersiz olan yüzlerce engelli vatandaşımız var. Öncelikle çocukluktan itibaren ‘engellilik kültürü’ üzerine eğitim verilip farkındalık sağlanması gerekmektedir. En basit örneği çocuklarını engelli çocuklarla parkta oynamalarını istemeyen ebeveynlerin varlığından haberdar mıydınız? O çocuklar ki her şeyden önce aynı okullarda eğitim görmelidirler. Bir farklılık algısı yaratılmaz ise bu durum ileride kanıksanmayıp yargılanmayacaktır. Farklı davranışsal, fiziksel ve ekonomik engeller ortadan kalkacaktır. Yardım ve acıma duyguları yerine kabul etme ve empati kurma fikirleri yerleştirilmelidir.
Ülkemizde süreğen hastalığı ve engelli olan kişilerin genel nüfusun yüzde 12.29’unu oluşturuyor. Bu demek oluyor ki 8.5 milyon engelli vatandaşımız var. Bu insanların yaşam alanlarının onlara uygun olması örneğin bina girişlerinin, evlerin ona göre yapılması, dizayn edilmesi en önemli etkendir. Kaliteli bir yaşamdan ve eşitlikten bahsediyorsak tabi.
Başta dediğim üzere Türk müteahhitlerine, inşaat sektörüne duyarlı olmaları gerektiği konusunda ben de engelli bir birey olarak çağrıda bulunuyorum. Kaza geçirdikten sonra sosyoekonomik durumumun orta seviye olması sebebiyle girişi düz ayak bir apartman aradım. Bunu neden söylüyorum? Çünkü üzülerek söylüyorum ki maddi durumu iyi olmayıp ev değiştiremeyen ve zorluk yaşayan bir çok tanıdığım var. Ben bu zorluğu tam 5 ay yaşadım. O süreçte asansörü olmayan 4. kat evime hep kucakta taşındım. Empati kurarsanız ne kadar rahatsız edici olduğu konusunda bana hak verirsiniz. ‘Neden bende herkes gibi kendi evime veyahut her yere kendim girip çıkamıyorum? Niçin buna engel var?’ diye düşündüm hep. Bir mağaza, eczane, ofis hatta çok komik ki Sağlık Müdürlüğü dahi daha örnekleri çoğaltabilirim pekala… Tamamı olmasa da genel olarak buralara girerken hep bir yardım söz konusu oldu. Sebep girişlerdeki basamaklar. Öncelikle ‘biz yardım ederiz, ne olacak’ algısını yok etmeliyiz. Yardım olmadan da herkes eşit şartlarda yaşayabilmeli. Araştırmalarıma göre Türkiye’de konut olarak yeni yapılan binalar engelliye uygun hale gelmeye başladı. Bu oldukça güzel bir gelişme zaten olması gerekenin yanı sıra. Unutmayalım hepimiz bir engelli adayıyız ki yaşlılık ve çocuk arabası kullanan bebekli aileleri de göz önünde bulundurursak bu bir zorunluluk haline geliyor.
Dokunulmazlığının garanti edildiği, sağlıklı, satın alınabilir, yeterli konut stokunun sağlanması ve uyumlu güzel fiziksel mekanların oluşturulması gerekiyor.
Dünya Engelliler Vakfı’nın Engelsiz Şehir Tasarım raporu; erişilebilir, kapsamlı, kaliteli mal ve hizmet sunumunun yerel yönetimi, uygun konut alanları, bina girişlerinin uygunluğu, kamu binalarına ve rekreasyon alanlarına kolay erişimi gibi daha birçok maddeye yer vermektedir. İnternetten de kolay erişilebilir olan bu raporu inceleyebilirsiniz.
Bunun Türkiye’de uygulanması demek ciddi bir kalkınma ve toplum açısından refah demektir.
Özellikle dikkatimi çeken unsur bu raporda geçen konutlara uygulanması gereken temel kurallar başlığı oldu. Bunu sizinle paylaşmak istiyorum;
* Yeni yapılacak tüm konutlar, özürlülerin girişine ve katlara ulaşımına uygun asansör, merdiven, rampalar belirlenen ölçü ve nitelikte yapılmalıdır
* Yarım kat merdiven engellinin ortadan kaldırılması ve kot farkının giderilerek asansöre ulaşılması sağlanmalıdır
* Banyo ve tuvaletler özürlü ve yaşlıların erişimi ve kullanımına uygun yapılmalıdır
* Konutlarda ev kazalarının en aza indirilmesi için gerekli düzenlemeler ve basit donanımlar sağlanmalıdır. Evin birçok noktasına tutunma kolları konulabilir. Dolaplar uygun yükseklikte düzenlenmelidir. Keskin köşeler ve kaygan zeminler ortadan kaldırılmalıdır.
* Yeni yapılacak binalara inşaat ruhsatı verilirken, projelerde özürlülerle ilgili düzenlemelerin yapılıp yapılmadığı kontrol edilmeli, bu düzenlemeler yoksa ruhsat verilmemelidir.
* Tamamlanmış yapılara yapı kullanma izni verilirken, bina girişlerinde, asansörlerde ve diğer ortak alanlarda özürlülerle ilgili standartlara uygun düzenlemeler yapılmamışsa yapı kullanma izin belgesi verilmemelidir.
* Mevcut konutların girişleri özürlülerin erişimine uygun hale getirilmelidir
* Konutların girişleri ve iç tasarımında, çalışma alanları engellilerin de kullanabileceği biçimde düzenlenmelidir.
* Binalarda erişilebilirliği gerekli kılacak ve bu konudaki girişimleri teşvik edecek ve yönlendirecek standartlar ve olanaklara yasal düzenlemelerde yer verilmelidir. Özellikle kamu yapılarının tümü engelliler için erişilebilir olmalıdır.
* Konut konusunda hedef uzun dönemde gelir düzeyinin yükseltilmesi için, istihdam ve eğitimle bütünleşmiş hedefler konulurken, kısa dönemde kentteki konutların bir bölümünün engelli insanlar için de erişilebilir olmasıdır. Bu konutlar aynı zamanda düşük ve orta gelir grubuna da yönelik olarak düşünülmelidir. Bu konudaki teşvikler konut politikalarında yer almalıdır.
* Engelli insanlar için uygun konutlar öncelikle ticaret/konut karışık alanlarda, mevcut konut alanları içinde veya bitişiğinde ve yeni konut alanlarında, o nüfusa hizmet edecek yeterli düzeyde olanakların bulunduğu ve kolaylıkların sağlanmış olduğu alanlarda konumlanmalıdır.
Bahsettiğim üzere Türkiye de bazı engelsiz projeler de yüz güldürmüyor değil. Gönül ister ki Türkiye’de ekonomik durumu alt seviyede olan vatandaşlara da konut alımında imkan sağlansın.
Dünya’da bir ilki gerçekleştirmeye hazırlanan kendisi de engelli bir birey olan genç Türk müteahhit Gökhan Yavuz 200 adet ‘engelsiz sosyal konut’ projesi için 2014 yılında harekete geçti. Hatta İzmir’in pilot bölge olarak kullanılacağını bildirdi. Haberi aşağıdaki linkte görebilirsiniz.
http://emlakkulisi.com/engelsiz-sosyal-konut-projesi-izmire-kazandirilacak/334795
Henüz böyle bir proje gerçekleşmemiş ancak temennimiz bu tarz projelerin toplumda öncülük edip daha çok farkındalık yaratarak çoğalması yönünde.
Engel siz olmayın. Hep beraber Engelsiz bir yaşamın elbirlikçileri olalım.
Sevgiler…
A.Ece AYTAÇ
Comments
No comment yet.