Orta Doğu ve Afrika (MENA) çelik piyasası, jeopolitik gerilimlerin gölgesinde hem arz-talep dengesini korumaya çalışıyor hem de artan lojistik maliyetlerle mücadele ediyor. Özellikle bölgedeki çatışmaların deniz rotaları üzerindeki baskısı, çelik fiyatlarındaki makası daraltırken yerel üreticilerin stratejik önemini artırıyor.
Orta Doğu'daki sıcak çatışma ortamı, sadece insani bir kriz değil, aynı zamanda küresel ticaretin can damarı olan lojistik rotalar için de büyük bir tehdit oluşturuyor. Kızıldeniz ve çevresindeki güvenlik riskleri, sigorta primlerini ve navlun maliyetlerini dramatik şekilde artırdı. Bu durum, uzak rotalardan (örneğin Uzak Doğu'dan) gelen ucuz çeliğin rekabet avantajını yok ederek arbitraj fırsatlarını kapatıyor. Güvenli limanlara erişim ve kısa tedarik zinciri, fiyatın önüne geçmiş durumda. Cezayir ve Mısır gibi ülkelerin Akdeniz havzasındaki stratejik konumu, bu süreçte onlara lojistik bir koruma kalkanı sağlıyor.
Bölgedeki savaş riski, enerji fiyatlarında öngörülemez bir dalgalanma yaratarak özellikle ark ocaklı (EAF) tesislerin maliyet yapısını doğrudan etkiliyor. Suudi Arabistan 2400 SAR (640 USD) seviyesindeki teslimli HRC fiyatı, bölgedeki devasa altyapı projelerinin (Vision 2030) yarattığı talebi karşılama iştahını gösteriyor. Cezayir ve Mısır ülkeleri, Afrika ve Avrupa arasındaki köprü konumlarını kullanarak, ithal kütük yerine yerel cevher ve hurda kullanımına ağırlık veriyor. Cezayir’deki 730 USD seviyesindeki inşaat demiri fiyatı, yüksek üretim maliyetlerine rağmen pazar payını koruma çabasını yansıtıyor.
Libya’nın 340 USD (FOB) seviyesindeki HBI fiyatı, ham demir türevlerinde bölgenin ne kadar rekabetçi olabileceğini ve küresel ark ocaklı tesisler için kritik bir tedarikçi olmaya devam ettiğini kanıtlıyor. Orta Doğu çelik piyasasında "fiyat" ikinci planda kalırken, "teslim edilebilirlik" birinci öncelik olmaya devam edecek. Navlun maliyetlerindeki her artış, Cezayir, Mısır ve Suudi Arabistan gibi yerel devlerin iç pazar üzerindeki hakimiyetini pekiştirecek. Ancak, ham madde (kütük) fiyatlarındaki 500-580 USD bandındaki sıkışma, nihai mamul üreticilerinin kâr marjlarını ciddi şekilde baskılamaya devam edecek.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmadı