14.575,51 TRY BIST 100 BIST 100
56,06 EUR EUR EUR
48,13 USD USD USD
7,20 CNY CNY CNY
0,13 CNY CNY/EUR CNY/EUR
40,14 TRY Faiz Faiz
89,02 USD Petrol(brent) Petrol(brent)
6,60 USD Bakır(lb) Bakır(lb)
107,18 TRY Gümüş(Gr) Gümüş(Gr)
98,34 USD (CME) 62% Fe (CME) 62% Fe
377,25 USD Gemi Söküm Gemi Söküm
6.089,00 TRY Altın(gr) Altın(gr)
97,00 USD Demir Cevheri 61% Fe Demir Cevheri 61% Fe

Zafer Arslan: Uzun çelik piyasasında temkinli alım davranışı sürecek

Arslansan Demir Çelik firma sahibi Zafer Arslan, SteelRadar’a yaptığı değerlendirmede Türkiye uzun çelik piyasasının 2026’daki seyrini, fiyatların sürdürülebilirliğini, küresel rekabet koşullarını ve şirketin gelecek dönem hedeflerini değerlendirdi. Arslan, yüksek finansman maliyetlerinin piyasanın stoklama davranışını değiştirdiğine dikkat çekerken, ihracatın üreticiler açısından öneminin arttığını belirtti.

Zafer Arslan: Uzun çelik piyasasında temkinli alım davranışı sürecek

Türkiye uzun çelik piyasası 2026 yılında zayıf talep, yüksek finansman maliyetleri ve üretici fiyatlarındaki dalgalanmaların etkisinde ilerliyor. Sizin açınızdan 2026’nın ilk sekiz ayını nasıl değerlendiriyorsunuz? Piyasada geçtiğimiz yıla kıyasla en belirgin değişimler neler oldu?

2026’nın ilk sekiz ayında bizim açımızdan en belirgin konu, üretim ile gerçek piyasa talebi arasındaki ayrışma oldu. Türkiye’nin ham çelik üretimi yılın ilk yarısında geçen yılın aynı dönemine göre % 8,1 artmasına rağmen, iç piyasada aynı ölçüde güçlü bir talep görmedik. Haziran ayında inşaat üretiminin yıllık bazda yüzde 6 gerilemesi ve genel iç talepteki zayıflama da sahada gördüğümüz tabloyu destekliyor.

Geçtiğimiz yıllarda fiyatın yükseleceği beklentisi oluştuğunda piyasanın daha hızlı stok yaptığını görürdük. Bugün ise finansman maliyeti bu davranışı ciddi şekilde değiştirmiş durumda. Müşteri fiyatın yükseleceğini düşünse dahi çoğu zaman ihtiyacının çok üzerinde stok taşımak istemiyor. Malın stokta bekleme süresi artık doğrudan ciddi bir finansman maliyeti oluşturuyor.

Dolayısıyla 2026’da ticaret daha kısa vadeli hale geldi. Müşteriler daha küçük partilerle, ihtiyaç oldukça ve piyasanın yönünü takip ederek hareket ediyor. Bizce geçtiğimiz yıla göre en önemli değişikliklerden biri bu.

Diğer taraftan ihracat, uzun ürün tarafında önemli bir denge unsuru olmaya devam ediyor. Türkiye’nin inşaat demiri ihracatı yılın ilk yedi ayında %7,4 artarak yaklaşık 2,48 milyon tona ulaştı. Yani iç piyasanın zayıf olduğu bir ortamda üreticinin ihracat kabiliyeti daha da önem kazanıyor.

“Fiyatın kendisinden çok hangi şartlarda oluştuğuna bakıyoruz”

İç piyasada üretici fiyatlarında yükseliş görülmesine rağmen, talebin aynı ölçüde güçlenmediği bir dönemden geçiyoruz. Sizce mevcut fiyat seviyelerinin sürdürülebilirliği açısından önümüzdeki dönemde hangi faktörler belirleyici olacak?

Biz burada fiyatın kendisinden çok fiyatın hangi şartlarda oluştuğuna bakıyoruz. Bir fiyat seviyesinin sürdürülebilir olabilmesi için maliyet ve talebin bir noktada birbirini desteklemesi gerekiyor. Hurda, enerji ve döviz kaynaklı maliyet artışı üreticiyi yukarı yönlü fiyatlamaya zorlayabilir; ancak son kullanıcı aynı fiyat seviyesinden yeterli miktarda mal almıyorsa yükselişin devamı zorlaşıyor.

Ağustos ayında bunun tipik bir örneğini görüyoruz. İç piyasa inşaat demiri fiyatları yükselirken talep aynı ölçüde hızlanmadı. Bazı ölçülerde arzın daralması da fiyatları destekledi. 25 ağustos itibarıyla İskenderun bölgesinde üretici tekliflerinin yaklaşık 585–590 dolar/ton seviyesine geldiği görülürken, ihracat tarafında alıcıların kabul ettiği seviyelerin üretici beklentilerinin altında kaldığı görülüyor.

Önümüzdeki dönemde bizim takip edeceğimiz temel başlıklar hurda fiyatları, döviz kuru, üreticilerin kapasite kullanımı, ihracat siparişleri ve özellikle iç piyasadaki gerçek tüketim olacak.

Finansman tarafı da en az bunlar kadar önemli. Politika faizinin y%37 seviyesinde olduğu ve sıkı para politikasının devam ettiği bir ortamda, stok taşımanın maliyeti ticaretin üzerinde ciddi baskı yaratıyor.

Bu nedenle fiyat yükselişinin sağlıklı olduğunu söyleyebilmemiz için yalnızca üretici listesinin yükselmesini değil, o fiyat üzerinden gerçekleşen satış miktarının da yükselmesini görmek gerekiyor.

“Türkiye’nin yalnızca düşük fiyatla rekabet etmesi artık yeterli değil”

Küresel çelik piyasasında kapasite fazlası, Çin’in yüksek ihracatı ve farklı pazarlarda artan korumacı ticaret politikaları Türk çelik sektörünün rekabet ortamını değiştiriyor. Sizce Türk üretici ve tedarikçilerin bu yeni ortamda rekabet gücünü koruyabilmesi için hangi alanlara odaklanması gerekiyor?

Küresel rekabetin önümüzdeki dönemde daha da zorlaşacağını düşünüyoruz. Burada iki ayrı baskı var. Bir tarafta Çin başta olmak üzere çok yüksek üretim ve ihracat kapasitesine sahip ülkeler bulunuyor, diğer tarafta ise ülkeler kendi çelik sanayilerini korumak için ticaret önlemlerini artırıyor.

Çin’in toplam çelik ihracatı 2026’nın ilk yedi ayında geçen yıla göre gerilemiş olsa bile yaklaşık 65 milyon ton gibi çok yüksek bir seviyede. Daha önemlisi, uzun ürünleri ilgilendiren çelik çubuk ihracatı aynı dönemde %12,3 artmış durumda. Bu, doğrudan bizim rekabet ettiğimiz ürün grupları açısından dikkate alınması gereken bir gelişme.

Avrupa tarafında ise korumacılığın belirgin şekilde arttığını görüyoruz. AB, küresel kapasite fazlasına karşı yeni çelik koruma sistemini devreye aldı; tarife dışı kotayı yıllık 18,3 milyon tonla sınırlandıran ve kota dışı ithalatta %50 vergi öngören yeni yapı ticaret akışlarını önemli ölçüde değiştirecek. Türkiye de bu yeni ortamdan doğrudan etkilenecek ülkeler arasında.

Bundan dolayı Türkiye’nin yalnızca düşük fiyatla rekabet etmesi artık yeterli değil. Üretici tarafında enerji verimliliği, daha düşük karbonlu üretim, kalite, maliyet kontrolü ve alternatif ihracat pazarları ön plana çıkacak.

Biz tedarikçi açısından baktığımızda ise başka bir rekabet alanı görüyoruz. Müşteri artık yalnızca “en ucuz mal nerede?” diye bakmıyor. Malı zamanında bulabilmek, doğru ürüne hızlı ulaşmak, sevkiyatın aksamaması ve çalıştığı firmanın mali açıdan güvenilir olması giderek daha fazla önem taşıyor.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde sermaye gücü, doğru stok yönetimi, lojistik kabiliyeti ve müşteriyle kurulan güven ilişkisi tedarikçilerin en önemli rekabet avantajlarından olacak.

“Temkinli alım davranışının devam edeceğini düşünüyoruz”

Önümüzdeki dönemde Türkiye çelik piyasasında talep, fiyatlar ve ticaret akışları açısından nasıl bir tablo bekliyorsunuz? 2026’nın kalan bölümü ve 2027 için piyasaya ilişkin temel beklentileriniz neler?

2026’nın kalan bölümünde piyasanın tek yönlü hareket edeceğini düşünmüyoruz. Bir tarafta hurda, enerji, döviz ve üretim maliyetleri fiyatları destekleyebilir; diğer tarafta yüksek finansman maliyeti ve zayıf iç talep fiyat artışlarının önünü kesebilir.

Bu nedenle yılın geri kalanında dönem dönem hızlı yükseliş ve geri çekilmelerin yaşandığı, fakat genel olarak temkinli alım davranışının devam ettiği bir piyasa bekliyoruz.

İhracat yine önemli olacak. Türkiye’nin toplam çelik ihracatı yılın ilk yedi ayında % 1,6 artarak yaklaşık 11,37 milyon tona çıktı. Ancak ihracatın yönü değişiyor; bazı geleneksel Avrupa pazarlarında gerileme görülürken İngiltere, Mısır, Ukrayna, ABD gibi pazarlarda artış yaşanıyor.

Bu da önümüzdeki dönemde üreticilerin alternatif pazarlara daha hızlı yönelmesi gerekeceğini gösteriyor.

“Hedefimiz yalnızca daha fazla tonaj yapmak değil”

Son olarak, önümüzdeki döneme ilişkin büyüme ve gelişim hedeflerinizden bahsedebilir misiniz? Yeni ürünler, yeni pazarlar, proje bazlı çalışmalar veya hizmet tarafında gündeminizde olan yatırımlar ve hedefler neler?

Arslansan olarak önümüzdeki dönemde hedefimiz yalnızca daha fazla tonaj yapmak değil, daha güçlü ve sürdürülebilir bir ticaret yapısı oluşturmak.

Sektörde uzun yıllardır edindiğimiz tecrübenin bize gösterdiği en önemli şeylerden biri, büyümenin yalnızca satış rakamıyla ölçülemeyeceği. Özellikle böyle dönemlerde doğru müşteriye, doğru vadeyle, doğru miktarda ürün satabilmek ve finansal yapıyı koruyabilmek çok daha önemli.

Bu nedenle mevcut müşteri portföyümüzü korurken yeni müşteri ve pazarlara ulaşmayı, ürün çeşitliliğimizi piyasanın ihtiyaçları doğrultusunda geliştirmeyi ve proje bazlı tedarik tarafında daha etkin olmayı hedefliyoruz.

Hizmet tarafında ise müşterinin ihtiyacı olan ürünü mümkün olduğunca hızlı ve kesintisiz şekilde temin edebilmek bizim için temel önceliklerden biri. Stok yönetimimizi ve lojistik organizasyonumuzu bu doğrultuda geliştirmeye devam edeceğiz.

Aynı zamanda önümüzdeki dönemde oluşabilecek yeni ürün ve pazar fırsatlarını yakından takip ediyoruz. Ancak büyüme adına kontrolsüz bir hacim artışı yerine, finansal disiplini koruyan ve uzun vadeli müşteri ilişkileri oluşturan bir model bizim için daha değerli.

Arslansan’ın önümüzdeki dönemdeki temel hedefini özetlemek gerekirse; piyasada yalnızca mal tedarik eden bir firma değil, müşterisinin ihtiyaçlarını ve piyasa şartlarını anlayan, güvenilir ve güçlü bir çözüm ortağı olarak konumumuzu daha da ileri taşımak istiyoruz.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı

Bu içeriğe sadece +plus aboneler erişebilir.

Piyasalara dair düşüncelerinizi paylaşmak ve daha fazla yoruma ulaşmak için hemen ABONE OLUN!
ABONE OLUN Zaten bir hesabınız varsa Oturum Açın

En çok okunan haberler

Cogne Acciai Speciali, Aosta tesisindeki sürekli döküm makinesini modernize etti

28 Ağustos 2026 Cuma

Romanya, çelik talebini destekleyebilecek yeni demiryolu yatırım planını devreye alıyor

28 Ağustos 2026 Cuma

Gonvarri Industries, 2025’te 116,4 milyon euroluk yatırım gerçekleştirdi

28 Ağustos 2026 Cuma

Tata Steel, T Steel Holdings’e 140 milyon dolar yatırım yaptı

28 Ağustos 2026 Cuma
İzleme Listesi
Genişlet
İzleme listeniz boş

Favori emtialarınızı hızlı erişim için ekleyin ve son fiyat değişim haberlerini kaçırmayın.


Takip ettiğiniz haber kategorisi bulunmuyor
Bildirim Tercihlerini Düzenle
E-Bülten Aboneliği
En güncel haberleri ve günlük demir fiyatlarını e-posta ve sms olarak almak için kayıt olun.
Şimdi Plus Abonesi Olun!
3 gün ücretsiz deneyin!
Şimdi Abone Olun
Tarafsız Fiyatlar
Haberdar Olun
İl Demir Fiyatları
Yorumlar ve Analizler
Şimdi Abone Olun