Bayın, küresel ticaretin giderek daha fazla uluslararası iş birliklerine dayandığını belirterek, Türk çelik üreticilerinin özellikle ihracat pazarlarında güçlerini birleştirerek hareket etmelerinin sektör açısından önemli fırsatlar yaratabileceğini ifade etti.
Son dönemde yaşanan jeopolitik gelişmeler ve özellikle İran-ABD-İsrail hattındaki savaşın çelik sektörüne etkilerini nasıl görüyorsunuz?
Günümüz dünyasında 24 saat çok uzun bir zaman dilimi. Bir günde büyük sonuçları olabilecek olaylar başlayıp bitebiliyor. Tam da bu nedenle firmalarımızın uzun vadeli vizyonları ve ona uygun stratejilerinin hazır olması gerekiyor. Son 10 günde İran/ABD-İsrail savaşı başladı ve muhtemelen bitmek üzere. Elbette böyle bir savaşın ne zaman çıkacağını öngörmek zor(net tarihi öngörmek elbette zor ancak savaşın çıkacağını risk planlarında dikkate almak ve buna göre de aksiyon planlarının hazır olması beklenir) Ortadoğu’nun değişimi devam edecektir.
Tüm bölgede ülke olarak Libya, Mısır, Irak, İran, BAE ve İsrail/ABD olarak çok dengeli olabilecek an akılcı şekilde hareket edilmesinin ilerde öncelikle ülkemize ve özelde sektörümüze büyük fırsatlar sağlayacağına inanıyorum. Geleceği bilemeyiz ama öngörüp planlarımızı da elbette buna göre yapmamız gerekir. Sonuç olarak kısa, orta ve uzun vadeli olarak yaptığımız planlarımızı vizyonumuzla örtüştürerek dönemsel riskleri de öngörerek işlerimize odaklanmalıyız.
Enerji fiyatlarındaki hareketler sektörü nasıl etkiliyor?
Savaşla birlikte artan enerji fiyatlarının bir gece yapılan Rusya Devlet başkanının Avrupa'ya zeytin dalı uzatması sonrasında fiyatlar çıktığı hızda düşmeye başladı. Ancak her durumda en azından bir süre (belki yaz sonuna kadar) enerji fiyatları savaşın bitmesi şartıyla önceki aylarda gördüğü ortalamalara geri gelebilir. Bugün dahi Avrupa enerji fiyatları 2025 ortalamasının neredeyse 2 katı seviyede. Avrupa yenilebilir enerji konusunda başlattığı yatırımları hızlandırması gerektiğini bir kez daha anlamış oldu aslında. Savaş öncesinde de yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırmak amacıyla özellikle Çin ile yaptığı ikili anlaşmaların ne kadar önemli ve öncelikli olduğunu anlamıştır. Biz de enerjide ithalata bağımlı bir ülke olarak maliyetlerimizi düşürmek, Green Steel konusunda ilerlemek ve ithalat bağımlılığını düşürmek adına yatırımlarımızı hızlandırmalıyız.
Aslında yenilebilir enerji için firmalarımızın yatırımları artarak devam ediyor ancak özellikle bu dönemde finansman zorlukları ve maliyet baskısı nedeniyle enerji özelinde devletimiz tarafında şirketlerimize uzun vadeli yenilebilir enerji, yeşil çelik üretimi ve en az bu konular kadar(ben çok daha fazla olduğunu düşünüyorum) önemli yapay zeka teknolojileri konusunda teşvik vermesi gerektiğini düşünüyorum.
Türkiye’nin anti-damping kararını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Anti-damping soruşturması 2024 yılı sonunda başlamıştı ve üzerinden neredeyse 15 ay geçti. Her şeyin inanılmaz hızlandığı, haber akışının her an değiştiği böyle bir süreçte daha hızlı sonuç alınması önemli.
Açıklanan anti-dumping kararını iki açıdan değerlendirmek lazım: Son kullanıcıya etkisi çok sınırlı kalacak, çünkü daha önce alınan kararlarla Çin’den gelen CR/HDG malzemelerin çoğu kesilmişti. Sadece ince kaplamalı/boyalı ürünlerin Çin’deki fiyat avantajlarıyla satışı devam ediyordu; bu kısım da %30 oranında vergiyle tamamen kesilmiş olacak. Önceki vergilerle Çin’den %95 oranında Dahili işlem rejimi üzerinden mal girişi oluyordu.
Güney Kore’den yapılan HDG/CR malzemelerin satışlarının etkilenmesini bekliyorum. Türkiye’deki kapasite göz önüne alındığında miktar büyük görünmese de, psikolojik olarak fiyat rekabetini belirliyordu; reroller’lar alternatif fiyat ve agresif tekliflerle etkileniyordu. Yeni uygulanan vergilerle birlikte Güney Kore’den yapılan alımların önceki seviyelerde kalması mümkün görünmüyor. Bu noktada yerli üreticilerimize önemli bir görev düşüyor: Fiyat makasını dengeli tutarlarsa, kullanıcılar Türkiye’de üretilen ürünleri tercih edecek. Bu durum, Türkiye’de üretimi olan ürün grupları için geçerli; alusi ve aluzinc gibi özel kaplamalı ürünler ise Güney Kore’den gelmeye devam edecek.
Global ticaret ve ihracatın geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?
Global ticaret ve ihracat giderek daha fazla uluslararası iş birliklerine dayanıyor. Çin, Güney Kore, Amerika ve Avrupa’daki üreticiler ticaretlerini büyük ölçüde global trader firmalar üzerinden yürütüyor. Bu yapı, sektörün küresel pazarlarda daha koordineli ve etkili hareket etmesini sağlıyor. Türkiye’deki çelik üreticilerinin de farklı coğrafyalarda güçlerini birleştirmesi, ihracatta daha güçlü ve sürdürülebilir sonuçlar elde etmelerini mümkün kılacaktır. Ortak platformlar üzerinden hareket edilmesi, özellikle ihracat hedefleri olan firmalar için en verimli yöntem olarak öne çıkıyor.
Çelik üreticileri olarak ortak/ bir vizyon ile birlikte hareket edilmesi gereken bir dönemden geçiyoruz.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmadı