14.077,67 TRY BIST 100 BIST 100
53,90 EUR EUR EUR
47,23 USD USD USD
7,02 CNY CNY CNY
0,13 CNY CNY/EUR CNY/EUR
42,46 TRY Faiz Faiz
100,13 USD Petrol(brent) Petrol(brent)
6,34 USD Bakır(lb) Bakır(lb)
87,74 USD Gümüş(ons) Gümüş(ons)
97,90 USD (CME) 62% Fe (CME) 62% Fe
380,00 USD Gemi Söküm Gemi Söküm
6.089,00 TRY Altın(gr) Altın(gr)
97,00 USD Demir Cevheri 61% Fe Demir Cevheri 61% Fe

HM Ankiros Fuarcılık Genel Müdürü Ozan Hünler: "ANKIROS'u sektörün geleceğinin konuşulduğu uluslararası bir buluşma platformu olarak görüyoruz"  

Demir çelik ve döküm sektörünün en önemli uluslararası buluşmalarından ANKIROS 2026'ya hazırlıklar sürerken, Hannover Messe Ankiros Fuarcılık Genel Müdürü Ozan Hünler, fuarcılık sektörünün geleceğinden yapay zekânın etkisine, küresel ticaretin yarattığı yeni dinamiklerden Türkiye'nin uluslararası fuarcılıktaki konumuna kadar birçok önemli başlığı SteelRadar'a değerlendirdi. Hünler, fiziksel fuarların değişen sanayi ekosistemindeki rolünü, ANKIROS 2026'nın sektöre sunacağı fırsatları ve Hannover Messe Ankiros Fuarcılık'ın gelecek vizyonunu anlattı.

HM Ankiros Fuarcılık Genel Müdürü Ozan Hünler: "ANKIROS'u sektörün geleceğinin konuşulduğu uluslararası bir buluşma platformu olarak görüyoruz"   

Ozan Bey, sektörde 20 yılı aşkın bir yöneticilik deneyiminiz var. Sizin liderliğinizde HM Ankiros Fuarcılık'ın kısa ve uzun vadeli önceliklerinde ne gibi önemli değişimler göreceğiz?

Kariyerim boyunca çok uluslu yapılarda, uluslararası ticaret, iş geliştirme ve pazarlama alanlarında yöneticilik yapma fırsatı buldum. Bu birikimin bana kazandırdığı en önemli iki şey, kurumsal disiplin ve uluslararası bakış açısı oldu. Ocak 2026'da Hannover Messe Ankiros Fuarcılık'ta Genel Müdürlük görevini devraldığımda karşımda, yıllar içinde sektörün güvenini kazanmış çok güçlü bir marka buldum. Bu nedenle önceliklerimi 'köklü değişim' değil, 'güçlü bir mirası kurumsal bir disiplinle daha ileri taşımak' olarak tanımlıyorum.

Kısa vadede önceliğimiz ANKIROS 2026'yı, 22-24 Ekim tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi'nde, katılımcılarımıza ve ziyaretçilerimize en yüksek ticari değeri sunan, kusursuz işleyen bir organizasyon olarak hayata geçirmek. Bunun yanında göreve başladığım ilk günden itibaren sektör dernekleri, sanayiciler ve paydaşlarımızla yakın temas kurmayı önceliklerimin merkezine koydum ve bu yakınlığı kalıcı bir çalışma biçimi haline getirmek istiyorum.

Uzun vadede ise üç eksene odaklanıyoruz: fuarlarımızın uluslararası etkisini ve ziyaretçi kalitesini sistematik biçimde artırmak, katılımcı deneyimini veriye dayalı ve ölçülebilir şekilde geliştirmek ve ANKIROS ile ALUEXPO markalarımızı kendi alanlarında bölgenin referans platformları olarak daha da güçlendirmek. Değişim vaadi vermek kolaydır ama benim tercihim, sektörün kendi eliyle yarattığı ve zaten kendisini kanıtlamış bir yapıyı istikrarla sürdürmek ve her yeni fuarı bir öncekinden ölçülebilir biçimde daha iyi yapmaktır.

“Dijital araçlar bilgiyi taşıyabilir ama güveni kuramaz”

Dijitalleşme ve yapay zekâ çağında insanları hâlâ fiziksel olarak bir araya getiren fuar modelinin gelecekteki en büyük ikna kozu ne olacak?

Bu soruyu çok önemsiyorum, çünkü fuarcılığın geleceği tam olarak bu sorunun cevabında saklı. Bana göre fiziksel fuarın en büyük ikna kozu güvendir. Sanayide, özellikle metalurji ve döküm gibi teknik derinliği yüksek sektörlerde, yatırım kararları ekran başında verilmez. Bir firma milyonlarca avroluk bir ergitme ocağına, bir kalıplama hattına ya da uzun vadeli bir tedarik ilişkisine karar verirken makineyi yerinde görmek, malzemeye dokunmak ve masanın karşısındaki insanı tanımak ister. Dijital araçlar bilgiyi taşıyabilir ama güveni kuramaz.

İkinci koz ise verimliliktir. Bir katılımcı ya da ziyaretçi, normal şartlarda aylara yayılacak sayıda görüşmeyi üç gün içinde, tek bir çatı altında gerçekleştirebiliyor. Sektörün tüm değer zincirinin aynı anda aynı yerde olması, hiçbir dijital platformun sunamadığı ilginç bir tesadüf ekonomisi de yaratıyor. Örneğin planlamadığınız bir görüşme, beklemediğiniz bir iş birliğinin başlangıcı olabiliyor. Bir iş bağlantısı her zaman fuar alanında imzalanmayabilir ama neredeyse her zaman orada filizlenir.

Bununla birlikte dijitalleşmeyi bir rakip olarak değil, ilave değer sunmak için bir fırsat olarak görüyorum. Yapay zekâ destekli eşleştirme, veri odaklı ziyaretçi çalışmaları ve dijital iletişim araçları, fiziksel buluşmanın verimini artırmak için kullanıldığında fuarlar zayıflamıyor, tam tersine daha da verimli hale geliyor. Geleceğin fuarları, dijital araçlarla hazırlanan ve yürütülen fiziksel katılımlı buluşmalar olacak.

Metal sektörü küresel kotalarla ve yeşil dönüşümle (SKDM) boğuşurken, fuarlarınız bir "satış alanı" mı, yoksa sektör için bir "hayatta kalma rehberi" mi sizce?

Açık konuşmak gerekirse, bu ikisi arasında bir seçim yapmak artık mümkün değil ama bence ağırlık kesinlikle ikinciye kaydı. Avrupa Birliği'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması 1 Ocak 2026 itibarıyla kesin uygulama dönemine girdi yani karbon ayak izi, ihracat ağırlıklı çalışan Türk metal sanayisi için artık bir gelecek senaryosu değil, bugünün somut maliyet kalemi. Buna küresel kotaları, enerji maliyetlerini ve tedarik zinciri sıkıntılarını eklediğinizde, sektörün gündemi 'ne satarım'dan önce 'nasıl uyum sağlarım' sorusuna dönüşüyor.

İşte tam bu noktada fuarın rolü değişiyor. ANKIROS 2026'yı, bu dönüşümün çözümlerinin tek çatı altında görülebildiği bir platform olarak kurguluyoruz. Enerji verimliliği sağlayan fırın ve ısıl işlem sistemleri, düşük karbonlu üretim teknolojileri, otomasyon, dijital üretim çözümleri ve döngüsel ekonomi uygulamaları fuarımızın odak alanları arasında. Bir sanayici için üç gün içinde, kendi yol haritasını oluşturmasına yardımcı olacak teknolojileri karşılaştırmalı olarak görebilmek, bugünün koşullarında önemli bir avantaj diye düşünüyorum.

“Türkiye, fuarcılık açısından dünyada eşine az rastlanır bir konuma sahip”

Türkiye'nin coğrafi ve lojistik konumunun fuarcılık sektörüne sağladığı önemli avantajlar ve dezavantajlar nelerdir?

Türkiye, fuarcılık açısından dünyada eşine az rastlanır bir konuma sahip. Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika, Balkanlar, Türk Cumhuriyetleri ve Asya pazarlarının kesişim noktasındayız; İstanbul'dan yaklaşık dört saatlik uçuş mesafesiyle çok geniş bir coğrafyaya ve büyük bir sanayi havzasına erişilebiliyor. İstanbul'un küresel havacılık bağlantıları, konaklama altyapısı ve şehir olarak çekiciliği, uluslararası ziyaretçi kazanımında bize ciddi bir avantaj sağlıyor. Bunun en az coğrafya kadar önemli bir boyutu daha var ki o da Türkiye’nin aynı zamanda güçlü bir üretim üssü olması. Ziyaretçiler burada yalnızca bir fuar gezmenin ötesinde aslında Avrupa'nın önde gelen üreticilerinin yer aldığı canlı bir sanayi ekosisteminin içine gelmiş oluyor.

Dezavantajlara da gerçekçi bakmak gerekiyor. Birincisi, içinde bulunduğumuz coğrafyadaki jeopolitik dalgalanmalar zaman zaman uzak pazarlarda algı yönetimi gerektirebiliyor. Yani esasen bunun püf noktası tutarlı iletişim ve fuar deneyiminin kendisinin verdiği güven oluyor. Nitekim fuarlarımıza gelen uluslararası ziyaretçilerin önemli bir bölümü, bir sonraki fuara daha büyük bir kararlılıkla dönüyor. İkincisi ise küresel fuar merkezleri arasındaki rekabet giderek sertleşiyor; katılımcı firmaların bütçeleri sınırlı ve hangi fuara yatırım yapacaklarını her zamankinden daha titiz seçiyorlar. Bu da bizi her fuarda  somut ticari değer üretmeye, ziyaretçi kalitesini ölçülebilir biçimde yükseltmeye mecbur kılıyor. Açıkçası bu baskıyı bir dezavantaj olarak değil, bizi diri tutan bir disiplin olarak görüyorum.

“Katılımcıyı mutlu eden aslında o kalabalık değil, standındaki görüşmelerin niteliğidir”

Katılımcı bir firmanın fuarınızdan mutsuz ayrılmaması için sizin kırmızı çizginiz, yani "bu süreç kesinlikle kusursuz olmalı" dediğiniz operasyonel detay nedir?

Benim kırmızı çizgim şu cümlede özetlenebilir: Katılımcı firma, standına yaptığı yatırımın karşılığını almalıdır. Bir firma fuara katılım ücreti, stant kirası, tasarım, lojistik, konaklama ve en değerlisi ekibinin üç günlük zamanını yatırıyor. Bu yatırımın karşılığı, doğru ziyaretçinin o standa ulaşmasıdır. Bu nedenle bizim için kusursuz olması gereken ilk süreç, ziyaretçi çalışmasıdır. Yani, doğru pazarlardan, satın alma yetkisi olan, nitelikli profesyonellerin fuar alanında olmasını sağlamak. Kalabalık bir fuar belki iyi bir fotoğraf verir ama katılımcıyı mutlu eden aslında o kalabalık değil, standındaki görüşmelerin niteliğidir. Biz Ankiros Fuarcılık olarak bu noktada ziyaretçi çalışmalarına çok önem veriyoruz ve yatırım yapıyoruz.

İkinci kırmızı çizgim ise muhatapsızlıktır. Bir katılımcı, fuar öncesinde ya da fuar sırasında bir sorun yaşadığında karşısında hızla çözüm üreten bir ekip bulamıyorsa, o fuarın diğer tüm başarıları gölgelenir. Stant teslimi, teknik altyapı, kurulum-söküm süreçleri gibi operasyonel detaylarda benim ekibimden beklentim nettir ve olası sorunlar büyümeden, yerinde ve hızla çözülür. Katılımcının fuar boyunca operasyonel hiçbir konuyu düşünmek zorunda kalmaması, tüm enerjisini müşterilerine ayırabilmesi gerekir. Bu iki başlıkta taviz vermeyiz çünkü bir fuar markasının güvenilirliği yıllar içinde kazanılır, ama tek bir kötü deneyimle sorgulanmaya başlayabilir.

“Bir fuar, temsil ettiği sektörle aynı hızda evrilmezse önemini kaybeder”

Genel müdürlük koltuğuna oturduğunuzda, şu an önünüzde duran en büyük riskler ve fırsatlar sizce nelerdir?

Riskler tarafında gerçekçi olmak gerekiyor. En büyük risk, küresel ekonomideki belirsizliğin ve jeopolitik dalgalanmaların sanayicilerimizin yatırım ve pazarlama bütçeleri üzerinde oluşturduğu baskı. Firmalar her harcamayı daha titiz sorguluyor ve bu da fuar organizatörlerine, fuara katılımın karşılığını somut biçimde kanıtlama sorumluluğu yüklüyor. Ben bu baskıyı bir tehdit olarak değil, işimizi daha iyi yapmamız için bir zorunluluk olarak okuyorum. İkinci risk ise sektörün yaşadığı hızlı dönüşümün dışında kalma riski. Bir fuar, temsil ettiği sektörle aynı hızda evrilmezse önemini kaybeder. Bu nedenle uluslararası fuarları ve hayata geçirilen başarılı uygulamaları yakından takip ediyor, öğrendiklerimizi organizasyonlarımıza taşıyoruz.

Fırsatlar tarafında ise 2026’nın aslında ANKIROS için olağanüstü bir yıl olmasını bekliyorum.  Fuarımızla eş zamanlı gerçekleşecek uluslararası kongreler, İstanbul'u o hafta dünya metalurji ve döküm camiasının merkezi haline getirecek. Yeşil dönüşüm ve dijitalleşme, sektörde ciddi bir teknoloji yenileme ihtiyacı doğuruyor; bu ihtiyaç, teknoloji sağlayıcılarla üreticileri buluşturan platformlar olarak fuarlarımızın stratejik önemini artırıyor. Türkiye'nin üretim üssü konumu ve coğrafi erişim avantajı da buna eklenince, önümüzde büyüme için güçlü bir zemin görüyorum.

Kişisel olarak en büyük fırsatı ise şurada görüyorum: yıllar içinde sektörün güvenini kazanmış bir markayı, bu güveni her gün yeniden hak etme anlayışıyla yönetmek. Göreve başladığımdan bu yana sektörün her kesiminden gördüğüm açıklık ve destek, bu yolda en büyük dayanağım.

Son olarak şunu ifade etmek isterim ki; bugün sektörümüzün her zamankinden daha fazla bilgi paylaşımına, güçlü iş birliklerine ve uluslararası etkileşime ihtiyacı var. Biz de ANKIROS'u tam olarak bu anlayışla, yalnızca ürünlerin sergilendiği bir fuar değil, sektörün geleceğinin konuşulduğu ve yeni iş fırsatlarının doğduğu uluslararası bir buluşma platformu olarak görüyoruz. 22-24 Ekim 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi'nde düzenleyeceğimiz ANKIROS 2026'da, metalurji sanayimizin tüm paydaşlarını ve döküm sektörünün uluslararası vitrini olan TURKCAST Özel Bölümü'nde yer alacak firmalarımızı ve ziyaretçilerimizi aramızda görmekten büyük mutluluk duyacağız. Hep birlikte sektörümüzün geleceğine yön verecek bu buluşmada bir araya gelmeyi diliyorum.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı

Bu içeriğe sadece +plus aboneler erişebilir.

Piyasalara dair düşüncelerinizi paylaşmak ve daha fazla yoruma ulaşmak için hemen ABONE OLUN!
ABONE OLUN Zaten bir hesabınız varsa Oturum Açın

En çok okunan haberler

Rusya Çelik Piyasasına Genel Bakış | 20-24 Temmuz 2026

24 Temmuz 2026 Cuma

Türkiye ithal hurda piyasasında hafta yükselişle tamamlandı

24 Temmuz 2026 Cuma

Hürmüz Boğazı risklerinin yeniden gündeme gelmesiyle Orta Doğu çelik fiyatları istikrarını koruyor

23 Temmuz 2026 Perşembe

Türkiye’nin HRC ithalatı mayıs ayında yıllık %43,2 geriledi

23 Temmuz 2026 Perşembe
İzleme Listesi
Genişlet
İzleme listeniz boş

Favori emtialarınızı hızlı erişim için ekleyin ve son fiyat değişim haberlerini kaçırmayın.


Takip ettiğiniz haber kategorisi bulunmuyor
Bildirim Tercihlerini Düzenle
E-Bülten Aboneliği
En güncel haberleri ve günlük demir fiyatlarını e-posta ve sms olarak almak için kayıt olun.
Şimdi Plus Abonesi Olun!
3 gün ücretsiz deneyin!
Şimdi Abone Olun
Tarafsız Fiyatlar
Haberdar Olun
İl Demir Fiyatları
Yorumlar ve Analizler
Şimdi Abone Olun