Fiziksel talep zayıf seyrini korurken, piyasa aktörleri daha çok önümüzdeki döneme ilişkin beklentileri, regülasyon kaynaklı maliyet risklerini ve arz tarafındaki gelişmeleri fiyatlamaya çalışıyor. Piyasa genelinde, fiyatlarda sınırlı ve seçici yukarı yönlü denemeler görülse de, bu hareketler gerçek tüketim artışından ziyade maliyet baskısı ve risk algısından kaynaklanıyor.
Son dönemde gündeme gelen üretim ve yatırım hamleleri, Avrupa çelik sektöründe yeniden yapılanmanın tek yönlü değil, stratejik biçimde ilerlediğini gösteriyor. ArcelorMittal’in İspanya’nın Gijón kentindeki sinter tesislerinden birini kalıcı olarak kapatma kararı ve Romanya’daki Hunedoara tesislerini UMB Group’a devretmeye yönelik adımı, yüksek maliyetli ve karbon yoğun varlıklardan çıkış eğiliminin devam ettiğine işaret ediyor. Buna karşılık Liberty Steel, hükümet destekli bir sözleşme sayesinde İskoçya’daki Dalzell levha haddehanesinde üretimi yeniden başlatarak sınırlı da olsa kapasite geri dönüşü sağladı. İtalya’da ise uzun süredir finansal ve operasyonel sorunlarla gündemde olan Acciaierie d’Italia varlıklarının geleceğine ilişkin belirsizliklerin sürdüğü belirtiliyor.
Ocak ayının ilk günlerinde Avrupa yassı çelik piyasasında fiyatlar yataya yakın bir görünüm sergilerken, üreticilerin sınırlı yukarı yönlü denemeleri dikkat çekiyor. Almanya tarafında HRC fiyatları ex-works bazında yaklaşık €620–630/t, CRC €720–725/t, galvanizli sac ise €735–740/t bandında konuşuluyor. İtalya piyasasında HRC €615–625/t, CRC €720–725/t ve HDG €725–735/t seviyelerinde işlem görüyor. İspanya’da ise HRC fiyatlarının €630–650/t ex-works aralığında teklif ediliyor.
Bu seviyeler, geçen aya kıyasla sınırlı artış denemelerine işaret etse de, fiyat hareketlerinin arkasında gerçek talep artışından ziyade enerji maliyetleri, karbon maliyetleri ve yeni ticaret rejimine ilişkin beklentiler bulunuyor. Alıcı tarafı, mevcut fiyat artışlarını kalıcı bir toparlanmanın başlangıcı olarak değil, önümüzdeki döneme ilişkin maliyet risklerinin erkenden fiyatlara yansıması olarak değerlendiriyor. İşlem hacimleri düşük seyrini korurken, piyasada fiyatların yukarı yönlü test edildiği bir görünüm öne çıkıyor. Avrupa’nın önde gelen üreticilerinden biri tarafından HRC için 660 €/t seviyesinde tekliflerin piyasaya iletildiği ifade edilmektedir.
Piyasa katılımcılarının önemli bir bölümü Ocak ayı içerisinde stok seviyelerinde düşüş bekliyor. CBAM öncesinde stoklarını nispeten doldurmuş olan bazı alıcılar bulunmakla birlikte, mevzuatın uygulama detaylarına dair belirsizlikler nedeniyle birçok alıcı yeni bağlantılar konusunda temkinli davranıyor. Genel yaklaşım, kısa vadede stok riskini artırmak yerine piyasayı izlemek yönünde şekilleniyor.
Avrupa çelik piyasasında yıl sonu tatil dönemine bağlı olarak işlem hacimleri hâlen sınırlı seyretmektedir. Ancak Ocak ayı itibarıyla üretim planlamalarının netleşmesi ve regülasyon başlıklarının daha görünür hâle gelmesiyle birlikte, önümüzdeki haftalarda fiyat oluşumlarına yönelik daha belirgin bir piyasa hareketliliği beklenmektedir.
CBAM’in 2026 itibarıyla finansal yükümlülük doğurmaya başlaması, çelik ve metal ticaretinde fiyat rekabetinin belirleyici unsurlarını yeniden tanımlıyor. Rekabetin artık yalnızca ürün özellikleri ve lojistik maliyetler üzerinden değil, üretim yöntemi ve doğrulanabilir emisyon verileri üzerinden de şekilleneceği öngörülüyor. Aynı teknik spesifikasyona sahip ürünlerin dahi, tedarikçinin karbon yoğunluğuna bağlı olarak anlamlı maliyet farklılıkları yaratacağı değerlendiriliyor. CBAM sertifikalarının AB karbon piyasasına endeksli olması, şirketleri maliyet yapılarını yeniden değerlendirmeye yönlendirirken, mekanizmanın satın alma stratejileri, tedarikçi tercihleri ve uzun vadeli sözleşme yapıları üzerinde doğrudan belirleyici bir unsur haline geldiği görülüyor.
Talep görünümüne ilişkin değerlendirmelerde EUROFER, 2026 yılı için sınırlı ancak kırılgan bir toparlanma öngörüyor. Economic and Steel Market Outlook 2025–2026 (Fourth Quarter) raporuna göre, Avrupa’da görünür çelik tüketiminin 2026 yılında yaklaşık %3 oranında artış potansiyeli bulunmakla birlikte, bu iyileşmenin sanayi üretimindeki toparlanmaya ve küresel jeopolitik belirsizliklerin azalmasına bağlı olduğu vurgulanıyor. Raporda, söz konusu koşulların sağlanamaması halinde tüketimin pandemi öncesi seviyelerin altında kalmaya devam edebileceği belirtiliyor.
EUROFER ayrıca yüksek enerji maliyetleri ve küresel ekonomik belirsizliklerin sektör üzerindeki baskıyı sürdürdüğüne dikkat çekerken, ABD kaynaklı ticaret politikası risklerinin Avrupa talebi ve ticaret akışları üzerinde belirleyici olmaya devam edebileceğini ifade ediyor. Bu çerçevede, 2026’nın ilk çeyreğinde piyasanın temkinli seyrini koruması, yılın ilerleyen dönemlerinde ise ancak sınırlı ve kademeli bir toparlanmanın gündeme gelmesi öngörülüyor. Bu görünüm, mevcut fiyatların sınırlı yukarı yönlü denemeler yapmasına rağmen, piyasanın henüz güçlü ve sürdürülebilir bir talep zeminine oturmadığını teyit ediyor.
Önümüzdeki döneme bakıldığında, Avrupa çelik piyasasının hızlı bir toparlanmadan ziyade, adım adım ilerleyen bir denge arayışı içinde olduğu görülüyor. Regülasyonların maliyet yapıları üzerindeki etkisi giderek daha görünür hâle gelirken, üretici tarafında kapasite ve yatırım kararlarının daha seçici alındığı bir döneme giriliyor. Talep tarafında ise toparlanmanın ne hızda ve ne ölçüde gerçekleşeceği henüz netleşmiş değil; bu da alıcıların karar süreçlerinde temkinli kalmasına neden oluyor. Bu nedenle piyasanın yönünü önümüzdeki aylarda; enerji maliyetlerinin seyri, karbon yükümlülüklerinin uygulama pratiği, ticaret düzenlemelerinin etkisi ve sanayi üretimindeki hareketlilik birlikte belirleyecek.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmadı