Bildiride, düşük emisyonlu üretim ve modernizasyon yatırımları için 10 milyar avronun üzerinde sermaye harcaması (CAPEX) taahhüdünde bulunulduğu belirtilerek, bu yatırımların sürdürülebilmesi için öngörülebilir, güvenilir ve net bir politika çerçevesine ihtiyaç duyulduğu vurgulandı.
Ortak bildiri, Outokumpu, SSAB, Salzgitter AG, Saarstahl, Dillinger ve SHS – Stahl-Holding-Saar tarafından imzalandı.
Bildiride, Avrupa çelik sektörünün kritik bir dönemeçte bulunduğu belirtilerek, bugün alınacak yatırım kararlarının üretimin, istihdamın ve sanayi katma değerinin uzun yıllar boyunca Avrupa'da kalıp kalmayacağını belirleyeceği ifade edildi. Şirketler, düşük emisyonlu üretim tesisleri ve modernizasyon yatırımlarına 10 milyar avronun üzerinde kaynak ayırdıklarını, ilave yatırımların devam edebilmesi için ise istikrarlı bir düzenleyici çerçevenin şart olduğunu kaydetti.
Açıklamada, ETS1'in Avrupa'nın iklim politikasının temel taşı olmaya devam ettiği belirtilerek, karbon fiyat sinyalinin sanayide karbonsuzlaşma yatırımları açısından kritik önem taşıdığı vurgulandı. Bu kapsamda, Doğrusal Azaltım Faktörü'nün (Linear Reduction Factor) en az 2035 yılına kadar %4,4 seviyesinde korunması, 2035-2040 dönemindeki düzenlemelerin ise AB'nin 2040 İklim Yasası doğrultusunda şekillendirilmesi istendi. Ayrıca SKDM faktörünün ve ücretsiz tahsisatların kademeli kaldırılmasına ilişkin mevcut takvimin korunması ile Piyasa İstikrar Rezervi'nin karbon izinlerinin arzını yapay şekilde artıracak biçimde kullanılmaması talep edildi.
Ortak bildiride, ETS1'in zayıflatılmasının Avrupa'nın rekabet gücünü artırmayacağı, aksine yatırım öngörülebilirliğini azaltacağı, erken yatırım yapan şirketleri cezalandıracağı ve Avrupa sanayisinin dönüşümünü geciktireceği ifade edildi. Avrupa sanayisinin rekabet gücü üzerindeki temel baskının karbon fiyatlamasından değil, yüksek elektrik maliyetleri, fosil yakıt bağımlılığı, altyapı eksiklikleri ve küresel çelik arz fazlasından kaynaklandığına dikkat çekildi.
Şirketler, ETS1'in etkinliğinin ancak güçlü bir karbon kaçağı koruma mekanizmasıyla desteklenmesi halinde korunabileceğini belirterek, Avrupa'daki üreticilerin karbon maliyetine katlandığı durumda ithal ürünlerin de eşdeğer maliyet üstlenmesi gerektiğini vurguladı. Bu kapsamda, uygulama aşamasına geçen SKDM'nin mevcut açıklarının kapatılması, çelik yoğun aşağı akış ürünlerinin sisteme dahil edilmesi, olası suistimallerin önlenmesi ve kalıcı bir ihracat çözümünün geliştirilmesi çağrısında bulunuldu. Ayrıca ETS1 gelirlerinin özellikle SKDM kapsamındaki sektörlerde sanayinin karbonsuzlaşma yatırımlarına yönlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
Ortak bildiride, Avrupa'nın iklim hedefleri ile sanayi gücünü birlikte geliştirme yönünde stratejik tercihini zaten yaptığı belirtilerek, şirketlerin de yatırım planlarını bu doğrultuda şekillendirdiği ifade edildi. Avrupa Birliği kurumlarından beklentinin yön değiştirmesi değil, uzun vadeli sanayi yatırımları için gerekli öngörülebilirliği sağlayacak net bir irade ortaya koyması olduğu kaydedildi.
Çelik üreticileri, Avrupa Birliği kurumlarını ETS1'in bütünlüğünü korumaya, karbon fiyatını yapay olarak düşürecek uygulamalardan kaçınmaya ve SKDM'nin hızla güçlendirilmesini desteklemeye davet etti. Bildiride, güçlü, düşük emisyonlu ve rekabetçi bir Avrupa çelik sektörünün yalnızca sanayi açısından değil, Avrupa'nın egemenliği, güvenliği ve ekonomik dayanıklılığı açısından da stratejik önem taşıdığı vurgulandı.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmadı