Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Şeref Kalaycı, yeni bir ‘Maden Yasası’ taslağı hazırladığını ve taslakta sahanın rehabilitasyonuna daha çok önem verdiğini açıkladı. 2’nci Maden Kurtarma Yarışması açılış töreninde basın mensuplarının madencilik sektörüne ilişkin soruları yanıtlayan Kalaycı, “Söz konusu yasa taslağını bu aşamada meclise sevk etmek pek kolay olmaz. Ancak çalışma yapılacak sahanın tekrar eski haline çevrilebilmesi için madencilik şirketlerinin ödemesiyle bir fon oluşturmayı amaçladık” dedi.
Türkiye'de rehabilitede güzel örneklerinin olmasının yanında olmayan örneklerin de olduğunu aktaran Kalaycı, “Bunun yapılması için bir yaptırım var ancak çok etkin ve zorlayıcı değil. Biz yeni bir ‘Maden Yasası’ taslağı üzerinde çalışıyoruz. Ancak şu an seçim ortamına giriyoruz. Bunun için meclise sevk etmek pek kolay olmaz. Orada çok daha etkili ve verimli bir şekilde rehabilitasyonu düzenledik. Oluşturulacak bir fon ile alanın rehabilitasyonlarının yapılmasını amaçladık. Maden kanunu çok cezalarla dolu bir yapıdadır. Onu daha makul kabul edilir ve caydırıcı olacak şekilde düzeltmek için çalıştık. Bu düzenlemeler, Sivil Toplum Kuruluşları’nın görüşleri alınarak yapıldı. Bir yatırım yapılacaksa maden aranacaksa, doğaya en az zarar vererek ve tekrar eski haline getirmek şartı ile kaynaklarımızı kullanmamız gerekir. Gerçekten madenciliğin hayatın kendisi olduğunu anlatmak gerekiyor. Örneğin silis kumunu çıkarmadan bir bardağın yapılamayacağını anlatmak gerekiyor. Ben bunun daha köklü eğitimden başlayarak anlatılması gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.
Madencilik üzerindeki kötü algının biraz işin doğasından geldiğini belirten Kalaycı, “Maden dediğiniz şey doğanın hazinesidir. Madenleri hayatımızdan çıkardığımızda taş devrine döneriz. Bugünkü çağdaş medeniyet seviyesine de madenleri işleyerek geldik. Tunç Devri gibi çağlara adını dahi vermiş. Bugün uzaya giderken kullanılan araç bile madenden yapılmıştır. Yer kabuğundan madenin çıkarılmasını kalp ameliyatı gibi düşünün. Ameliyat sırasında hasta yakınları görse doğal tepki olarak öldüğünü düşünüp endişelenir. Aynı şey maden çıkarılırken de var. Önemli olan kazı bittikten sonra ameliyatta olduğu gibi alanın rehabilite edilmesi. Ayrıca 1939 yılında çıkan yasaya göre zeytinlik alanlarda madencilik faaliyeti yapamıyorsunuz. Zeytinin olduğu alana 3 kilometreden fazla yaklaşamıyorsunuz” ifadesine yer verdi.
“BOR KARBÜRÜN TONU 40 BİN DOLARA İHRAÇ EDİLECEK”
Ekonomik olarak Türkiye'nin sorununun cari açık olarak belirtildiğini aktaran Kalaycı, “Cari açık ise enerji faaliyetinden oluşuyor ki bu da bir madencilik faaliyetidir. Doğal taş dışında ham madde olarak büyük ölçüde ihracat yok. Örneğin; blok mermer olarak ihraç edilebiliyor çünkü Çin ve Hindistan’da işçilik maliyetleri daha düşük. Biz işlemeye kalktığımızda rekabet gücümüzü kaybediyoruz. Ancak diğer madenleri ara ürüne dönüştürerek işleyip ekonomiye kazandırıyoruz. Bor uzun yıllar cevher olarak tonu 200 dolara ihraç edildi. Artık borik asite dönüştürülüp ihraç ediliyor ve tonu yaklaşık 800 dolar. Şimdi ocak ayında ise boru, borik asite, ondan da bor karbüre dönüştürebileceğimiz fabrikamız açılıyor. Böylece artık tonu 40 bin dolara ihraç edilecek. Örneğin; Türkiye’de bor karbürü zırha dönüştürülecek fabrikalar var. Bu yapılınca tonu 100 bin dolara çıkıyor. Bor karbür ise savunma sanayinde uzay sanayinde kullanılıyor. Ayrıca çelikle kıyaslandığında sağlam ancak hafif bir yapıdır. Karbür denilen malzeme ile füzelerin uçlarına takılan aparatta yapılabiliyor. Böylece tonu 4 milyon dolar oluyor. Ayrıca altın üretiminde ise 40’lı tonlara gelindi. Bu yıl da gönlümüz 40 tonlu rakamlar görmek. Türkiye geçen yıl 39 ton altın üretti. 2020’de 42 ton üretmişti” dedi.
Comments
No comment yet.