14.458,98 TRY BIST 100 BIST 100
55,61 EUR EUR EUR
47,93 USD USD USD
7,15 CNY CNY CNY
0,13 CNY CNY/EUR CNY/EUR
40,87 TRY Faiz Faiz
92,07 USD Petrol(brent) Petrol(brent)
6,48 USD Bakır(lb) Bakır(lb)
103,28 USD Gümüş(ons) Gümüş(ons)
96,26 USD (CME) 62% Fe (CME) 62% Fe
377,25 USD Gemi Söküm Gemi Söküm
6.089,00 TRY Altın(gr) Altın(gr)
95,00 USD Demir Cevheri 61% Fe Demir Cevheri 61% Fe

Uğur Dalbeler: “Enerjiden kazandığımızı işçilikten kaybediyoruz”

Türkiye’nin çelik sektörü, yüksek üretim kapasitesi ve güçlü ihracat kabiliyetine rağmen artan ithalat baskısı, yükselen üretim maliyetleri ve yenileme yatırımlarının sürdürülebilirliği açısından kritik bir dönemden geçiyor. Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB) Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Dalbeler, küresel rekabet koşullarındaki değişimin sektör üzerindeki maliyet baskısını artırdığını belirterek, “Enerjiden kazandığımızı işçilikten kaybediyoruz.” dedi.

Uğur Dalbeler: “Enerjiden kazandığımızı işçilikten kaybediyoruz”

Sektörde yaşanan sorunların aşılmasında uluslararası iş birliklerinin önemine dikkat çeken Dalbeler, 25-27 Ekim 2026 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilecek Steel Networking Summits 2026’nın küresel çelik sektörünü bir araya getirecek önemli bir platform olacağını söyledi.

Türkiye çelik üretiminde Avrupa’da ilk sıraya yükseldi

Türkiye’nin geçen yıl 38,1 milyon ton çelik ürettiğini belirten Dalbeler, ülkenin bu üretim miktarıyla Almanya’yı geride bırakarak Avrupa’da birinci, dünyada ise yedinci sıraya yerleştiğine dikkat çekti.

Buna karşın dış ticarette çelik ithalatının giderek daha önemli bir sorun haline geldiğini ifade eden Dalbeler, belirli ürün grupları dikkate alındığında Türkiye’nin geçen yıl yaklaşık 20 milyon ton çelik ihraç ederken toplam ithalatının 23 milyon ton civarında gerçekleştiğini söyledi.

Dalbeler, “Bir süredir aslında ticarette açık veriyoruz. Altı aylık rakamlara baktığımızda ithalat ve ihracatta başa baş olduğumuzu görmekteyiz.” diye konuştu.

“Mesele serbest ticaret değil, eşit rekabet”

Türkiye’de çelik tüketimi içerisinde ithalatın payının birçok ülkeye kıyasla oldukça yüksek olduğuna işaret eden Dalbeler, sektörün ithalata karşı olmadığını, asıl meselenin eşit rekabet koşullarının oluşturulması olduğunu vurguladı.

Birçok ülkede ithalatın toplam tüketim içerisindeki payının %10-20 seviyesinde kaldığını belirten Dalbeler, Türkiye’de ise bu oranın %50’ye yaklaştığını söyledi. Özellikle devlet destekleri ve farklı maliyet avantajlarına sahip ülkelerden gelen ürünlerin yerli üreticiler üzerinde baskı oluşturduğunu ifade etti.

Dalbeler, “Serbest olması noktasında bir sıkıntımız yok. Mesele rekabet ederken, bizde olmayan imkanların karşı tarafta olması ve onların maliyet endişesi taşımadan piyasaya göre istedikleri fiyatı verebilmeleri.” dedi.

Çin’den gelen düşük fiyatlı çelik baskıyı artırıyor

Çin’den gelen düşük fiyatlı ürünlerin oluşturduğu rekabet baskısına da dikkat çeken Dalbeler, Avrupa’da ithalat kotaları sonrasında çelik fiyatlarının 600 dolardan 800-850 dolar seviyelerine yükseldiğini, ABD’de ise %50’lik vergi nedeniyle fiyatların yaklaşık 1.200 dolara ulaştığını belirtti.

Buna karşılık Çin’in hâlâ yaklaşık 550 dolar seviyesinde teklif verebildiğini söyleyen Dalbeler, “Siz 650 dolara mal ettiğiniz ürünü Çinli gelip 550 dolara teklif ettiği zaman yaşama şansınız kalmaz.” değerlendirmesinde bulundu.

“Çeliği dışarıdan alarak sanayinin rekabet gücünü artıramayız”

Türkiye’nin uzun yıllar yeterli üretim kapasitesine sahip olmadığı için ithalata ihtiyaç duyduğu yönündeki eleştirilerin zaman içerisinde değiştiğini belirten Dalbeler, gerçekleştirilen önemli yatırımlarla ülkenin üretim kapasitesinin artırıldığını söyledi.

Çeliğin yalnızca bir ham madde olmadığını, sanayinin devamlılığı açısından stratejik önem taşıdığını vurgulayan Dalbeler, “Sen oradan malzemeyi alarak ürettiğin ürünün aynısını Çinli de üretiyor. Bizim bir fark yaratmamız lazım. O yarattığımız farkın içerisinde çeliğin girdi maliyeti minimal. Ama sen malzemen var olduğu sürece buradaki sanayiyi ayakta tutma şansına sahipsin. Taşıma suyuyla da değirmen dönmez.” ifadelerini kullandı.

Otomotivden beyaz eşyaya kadar birçok sektörde Çin kaynaklı rekabetin üreticileri ve kullanıcıları aynı noktada buluşturduğunu belirten Dalbeler, pandemi ve sonrasında yaşanan savaşlarla birlikte tedarik zinciri güvenliğinin ülkeler açısından stratejik bir öncelik haline geldiğini söyledi. Dalbeler, bu süreçte yakın coğrafyadaki güvenilir üretim kaynaklarının öneminin arttığını vurguladı.

Küresel çelik sektörü İstanbul’da buluşacak

Çelik sektöründeki problemlerin aşılması için ciddi çaba gösterdiklerini belirten Dalbeler, uluslararası iş birliklerinin bu süreçte büyük önem taşıdığını söyledi. Dalbeler, 25-27 Ekim 2026 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilecek Steel Networking Summits 2026’nın sektöre damga vuracak önemli bir platform olacağını ifade etti.

Çelik İhracatçıları Birliği’nin iş birliği ve desteğiyle Swissôtel The Bosphorus’ta düzenlenecek organizasyonda 400’ün üzerinde sektör temsilcisi, 200’ün üzerinde uluslararası katılımcı ve 80’den fazla ülkeden delegasyon bir araya gelecek.

30’un üzerinde üst düzey konuşmacının yer alacağı zirvede küresel çelik piyasaları, ticaret politikaları, korumacılık önlemleri, uluslararası rekabet, yatırım fırsatları, yeşil dönüşüm ve sektörün geleceği ele alınacak.

30 saati aşan hedefli networking programları, B2B görüşmeleri ve alım heyetleriyle Steel Networking Summits 2026’nın yalnızca bir konferans değil, doğrudan ticari iş birliklerine odaklanan bir platform olarak kurgulandığını belirten Dalbeler, “İstanbul’u yalnızca bölgesel değil, küresel çelik ticaretinin en önemli buluşma merkezlerinden biri haline getirmeyi hedefliyoruz.” dedi.

Dalbeler, Avrupa, Asya, Orta Doğu ve Afrika’nın kesişim noktasındaki İstanbul’un organizasyonla birlikte küresel çelik ticaretindeki rolünü daha da güçlendirebileceğini, kurulacak yeni ticari bağlantıların da Türkiye çelik sektörünün uluslararası rekabet gücüne katkı sağlayacağını ifade etti.

“Çelik stratejik bir ürün, hiçbir ülke üretimden vazgeçmiyor”

Dünya genelinde çelikte kapasite fazlası bulunmasına rağmen ülkelerin üretimden vazgeçmediğine dikkat çeken Dalbeler, bunun temel nedeninin çeliğin stratejik niteliği olduğunu söyledi.

“Çeliğiniz olmazsa güçsüz, sanayileşmemiş, sanayisini geliştirme ihtimali olmayan bir ülke olursunuz.” diyen Dalbeler, 2018’den bu yana yaşanan ticaret savaşları, pandemi ve tedarik zinciri sorunlarının ülkelerin çelik sektörlerine bakışını değiştirdiğini belirtti.

Ülkelerin artık kendi çelik üretimlerini korumayı stratejik bir zorunluluk olarak gördüğünü ifade eden Dalbeler, Türkiye’nin güçlü üretim altyapısıyla önemli bir avantaja sahip olduğunu kaydetti. Ancak bu avantajın korunabilmesi için sektörün rekabet gücünün sürdürülebilir olması gerektiğini belirten Dalbeler, Türkiye’nin yalnızca üretim kapasitesine değil, üretim maliyetlerine de odaklanması gerektiğini söyledi.

Sektörün son dönemde karşı karşıya kaldığı en önemli sorunlardan birinin maliyet artışları olduğunu belirten Dalbeler, enerji maliyetlerindeki gelişmelerin ardından işçilik maliyetlerinin de önemli ölçüde yükseldiğine dikkat çekti.

Ukrayna Savaşı sonrasında enerji maliyetlerinin ciddi şekilde arttığını, İran’daki gelişmelerle birlikte yeni bir maliyet baskısının oluştuğunu belirten Dalbeler, hidroelektrik üretiminin artmasının elektrik fiyatlarında bir miktar rahatlama sağladığını söyledi.

Buna karşın işçilik maliyetlerinin son beş yılda dolar bazında yaklaşık üç katına çıktığını belirten Dalbeler, “Toplamda işçilik maliyeti yüzde 15-20 arasında değişiyor. Geçmişte yüzde 5’in altındaydı. Avrupa ve Amerika ile kıyasladığımızda hâlâ görece düşük işçiliğimiz var. Ama bizim rakiplerimiz artık onlar değil. Hintlilerle, Mısırlılarla, Pakistanlılarla, Vietnamlılarla, Endonezyalılarla ve Çinlilerle rekabet ediyoruz. Böyle olunca pahalı kalmaya başladık. Enerjiden kazandığımızı işçilikten kaybediyoruz.” dedi.

Yüksek maliyetler yenileme yatırımlarını da tehdit ediyor

Çelik üretiminin yüksek sermaye gerektiren ve ağır çalışma koşullarına sahip bir sektör olduğunu belirten Dalbeler, üretim tesislerinin rekabetçiliğini koruyabilmesi için sürekli olarak yenilenmesi gerektiğine dikkat çekti.

Yaklaşık 1.600 derece sıcaklıktaki sıvı metalle çalışan makinelerin yoğun biçimde yıprandığını belirten Dalbeler, tesislerin her yıl yenileme yatırımlarına ihtiyaç duyduğunu söyledi. Ancak sektörün yeterli kârlılığı yaratamaması durumunda bu yatırımların ertelenmek zorunda kaldığını ifade etti.

Dalbeler, “Harcanacak parayı yaratamadığınız zaman tesisler yıprandıkça eskiyor. Eskidikçe rekabet gücünü yitirmeye başlıyor. Yurt dışında adam her yeniliği her sene uyguluyor, verimini artırıyor, maliyetini düşürüyor. Biz onu yapamaz hale geliyoruz.” dedi.

Karabük ve Erdemir gibi köklü tesislerin yenilenme ihtiyacının sektörün genel rekabet gücü açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Dalbeler, üretim altyapısının güncel tutulmasının yalnızca şirketler açısından değil, Türkiye’nin sanayi geleceği açısından da önem taşıdığını vurguladı. 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı

Bu içeriğe sadece +plus aboneler erişebilir.

Piyasalara dair düşüncelerinizi paylaşmak ve daha fazla yoruma ulaşmak için hemen ABONE OLUN!
ABONE OLUN Zaten bir hesabınız varsa Oturum Açın

En çok okunan haberler

Malezya çelik sektörünün SKDM maliyeti 2026’da 970,7 milyon RM’ye ulaşabilir

20 Ağustos 2026 Perşembe

ABD ve AB arasında CBAM tartışması: “Tarife mi, iklim aracı mı?”

20 Ağustos 2026 Perşembe

Balkan Çelik Piyasası: Fiyatlar, talep ve ticaret görünümü

20 Ağustos 2026 Perşembe

ADMİB Başkanı: Demir-çelik ve demir dışı metaller döviz dönüşüm desteğinden en üst seviyede yararlanmalı

20 Ağustos 2026 Perşembe
İzleme Listesi
Genişlet
İzleme listeniz boş

Favori emtialarınızı hızlı erişim için ekleyin ve son fiyat değişim haberlerini kaçırmayın.


Takip ettiğiniz haber kategorisi bulunmuyor
Bildirim Tercihlerini Düzenle
E-Bülten Aboneliği
En güncel haberleri ve günlük demir fiyatlarını e-posta ve sms olarak almak için kayıt olun.
Şimdi Plus Abonesi Olun!
3 gün ücretsiz deneyin!
Şimdi Abone Olun
Tarafsız Fiyatlar
Haberdar Olun
İl Demir Fiyatları
Yorumlar ve Analizler
Şimdi Abone Olun