Avrupa’da özellikle Almanya başta olmak üzere çok sayıda dökümhanenin kapanması Türkiye için yeni fırsatlar yaratırken, sektörün verimlilik, sermaye yapısı ve teknoloji alanındaki zayıflıkları önemli risk unsurları olarak öne çıkıyor.
EKONOMİ gazetesini ziyaret eden Türkiye Döküm Sanayicileri Derneği (TÜDÖKSAD) yönetimi, küresel ticarette artan jeopolitik gerilimlerin ve korumacılığın sektörü nasıl bir yol ayrımına getirdiğini değerlendirdi. Gümrük Birliği’nden “Made in EU” politikalarına, işçilik maliyetlerinden hammadde tedarikine kadar birçok başlıkta yapısal sorunlara dikkat çekildi.
“Günü değil geleceği kurtarmak gerekiyor”
TÜDÖKSAD Yönetim Kurulu Başkanı Kadir Efe, küresel ticaretin giderek siyasi bir zemine kaydığını belirterek, Türk döküm sektörünün en büyük sınavının verimlilik, sermaye yapısı ve stratejik planlama olduğunu söyledi. Günü kurtaran çözümler yerine uzun vadeli dönüşümün zorunlu hale geldiğini vurgulayan Efe, Gümrük Birliği’nin mevcut yapısıyla Türk sanayisini yeterince korumadığını ifade etti.
Otomotiv gibi stratejik sektörlerin bu süreçten doğrudan etkilendiğini belirten Efe, siyasi kararların ticari dengeleri şekillendirdiğine dikkat çekti.
Çin ve Hindistan baskısı artıyor
Çin’in küresel sanayideki rolünün değiştiğini vurgulayan Efe, bu ülkenin artık sadece ihracat yapmadığını, doğrudan diğer ülkelerin sanayisine ortak olmaya başladığını söyledi. Çin ve Hindistan kaynaklı rekabetin sektör için önemli bir tehdit oluşturduğunu belirten Efe, verimsizliğin temel sorunlardan biri olduğuna işaret etti.
Türkiye’de geçmişte uygulanan KOBİ ağırlıklı büyüme modelinin artık dezavantaj üretmeye başladığını dile getiren Efe, eski teknolojiyle çalışan işletmelerin rekabet gücünün giderek zayıfladığını ifade etti.
Yeni yatırımlar sınırlı, dönüşüm ön planda
Sektörde büyük ölçekli yeni yatırımların sınırlı olduğunu belirten Efe, son dönemde kapasite artırımı, robotlaşma ve otomasyon yatırımlarının öne çıktığını söyledi. Döküm sektöründe tamamen yeni tesislerden çok mevcut tesislerin dönüşümünün yaşandığını aktardı.
Avrupa’da kapanan dökümhanelerin Türkiye için fırsat oluşturduğunu belirten Efe, doğru yatırımlarla bu boşluğun doldurulabileceğini, ancak bunun için finansman yapısının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Finansman ve işçilik maliyetleri baskı yaratıyor
TÜDÖKSAD Yönetim Kurulu Üyesi Ali Esat Kutmangil ise sektörün çok katmanlı bir baskı altında olduğunu söyledi. “Made in EU” uygulamaları, artan enerji ve karbon maliyetleri ile finansman koşullarının yatırım kabiliyetini zayıflattığını ifade etti.
Kutmangil, işçilik maliyetlerinin sektör üzerindeki en ağır yüklerden biri haline geldiğini belirterek, 2018’de yüzde 8 seviyesinde olan işçilik payının bugün yüzde 25’in üzerine çıktığını söyledi. Bu durumun kârlılığı doğrudan etkilediğine dikkat çekti.
Ham madde ve pik demir riski
Ham madde tarafında özellikle pik demirde kritik bir eşik yaşandığını belirten Kutmangil, Rus pikinin 2026 itibarıyla Avrupa’ya girişinin yasaklanmasının kısa vadede Türkiye için avantaj olabileceğini, ancak bu yasağın Türkiye’ye de uygulanması halinde alternatif kaynaklara yönelmenin maliyetleri artıracağını ifade etti.
Finansman tarafında ise sanayicinin banka kredilerine bağımlılığının arttığını, faiz ve kur riskinin firmaları zorladığını dile getirdi.
2026’ya temkinli bakış
Kutmangil, sektörün 2024 yılında yüzde 30 küçüldüğünü, 2025’te ise sınırlı bir toparlanma yaşandığını belirterek, artan maliyetler ve belirsizlikler nedeniyle 2026’ya temkinli yaklaşıldığını söyledi.
Eğitim sisteminin sanayinin ihtiyaçlarını karşılamadığını vurgulayan Kutmangil, nitelikli operatör bulmanın giderek zorlaştığını ifade etti.
Antidamping çağrısı
TÜDÖKSAD Yönetim Kurulu Üyesi Ekrem Kanıtoğlu da Çin ve Hindistan kaynaklı fiyat baskısına karşı daha etkin önlemler alınması gerektiğini söyledi. Kamu otoriteleriyle daha yakın iş birliği çağrısında bulunan Kanıtoğlu, antidamping mekanizmalarının kalıcı ve stratejik biçimde uygulanmasının önemine dikkat çekti.
Kapasite yerine esneklik vurgusu
Kadir Efe, kapasite artırımı odaklı büyüme anlayışının terk edilmesi gerektiğini belirterek, İspanya ve İtalya modellerinin Türkiye için yol gösterici olabileceğini söyledi. Esnek üretim yapısının ve doğru müşteri seçiminin rekabet gücü açısından belirleyici hale geldiğini vurguladı.
Plansız kapasite artışlarının finansal yük yarattığını ifade eden Efe, sürdürülebilir kârlılık olmadan büyümenin anlamlı olmadığını dile getirdi.
Dünya Dökümcüler Birliği İstanbul’da toplanacak
Efe ayrıca, 2026 yılında 18–24 Ekim tarihleri arasında Dünya Dökümcüler Birliği’nin İstanbul’da düzenleneceğini hatırlatarak, bu organizasyonun sektör için önemli bir uluslararası vitrin olacağını söyledi.
TÜDÖKSAD yönetimi, Türk döküm sektörünün küresel rekabette ayakta kalabilmesi için verimlilik, finansman yapısı, teknoloji yatırımları ve uzun vadeli stratejiye dayalı bir dönüşüm sürecinin kaçınılmaz olduğunu vurguladı.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmadı