YİSAD Yönetim Kurulu Başkanı ve EUROMETAL Yönetim Kurulu Üyesi Tayfun İşeri’nin moderatörlüğünü üstlendiği oturumda; EUROMETAL Başkanı ve Macrometal Yönetici Ortağı Alexander Julius, Diler Holding Demir ve Çelik Grubu CSO’su Fatih Gökçe, CBAMBOO Kurucusu ve CEO’su Gabriel Rozenberg ile NLMK Avrupa İş Geliştirme ve Dekarbonizasyon Direktörü Tsanislav Kolev panelist olarak yer aldı. Panelde CBAM (Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması), ETS ve kota mekanizmalarının çelik sektörü üzerindeki etkileri, varsayılan ve gerçek emisyon verileri ile maliyet analizleri çerçevesinde ele alındı.
Julius: "Türev Ürünlerdeki Vergi Boşluğu 13 Milyon Çalışan İçin Tehdit"
Avrupa imalat sanayinin korunması ve rekabetçilik sorunlarına dikkat çeken EUROMETAL Başkanı Alexander Julius, AB Komisyonu'nun güçlü lobiler sebebiyle sadece çelik üretimine odaklandığını, ancak parçalı yapıdaki imalat sektörünün savunmasız kaldığını belirtti. Adil bir rekabet alanı (level playing field) sağlanmazsa sanayinin yer değiştirmesinin (relocation) ve iflasların kaçınılmaz olduğunu ifade eden Julius, maliyetlerin düşürülmesi ve elektrik fiyatlarının maksimum 5 sentle sınırlanması için 460'tan fazla çelik üreticisi ve kullanıcısının imzasıyla bir "eylem çağrısı" başlattıklarını bildirdi.
Çelik bazlı türev ürünlerdeki vergilendirme boşluğunun büyük bir kriz yarattığını vurgulayan Julius, "Komisyon, Avrupalı üreticilerin fiyatlarını CBAM vergisi dahil edilmiş ithal çelik seviyesine çekmesini bekliyor, bu da genel maliyetleri artıracak. Çin gibi ülkeler, sadece bir boruya delik açarak veya şeklini değiştirerek farklı bir tarife numarası (HS code) üzerinden ürünlerini Avrupa'ya vergisiz sokabiliyor. Bu durum imalat sanayisindeki 13 milyon çalışan için büyük bir tehdittir" dedi.
Gökçe: "Hidrojen 50-60 Yıl Alır, Varsayılan Değerler Şirket Kapatır"
Diler Holding Demir ve Çelik Grubu CSO’su Fatih Gökçe, yeşil dönüşüm teknolojilerinin zaman çizelgesine ilişkin gerçekçi olunması gerektiğini söyledi. Hidrojen teknolojisinin henüz laboratuvar ölçeğinde olduğunu ve 2 milyar tonluk dünya üretimine uyarlanmasının en az 50-60 yıl süreceğini belirten Gökçe, mevcut yüksek fırın (blast furnace) kapasitelerinin karbon yakalama ile desteklenmesinin tek formül olduğunu kaydetti.
Gerçek emisyon yerine varsayılan (default) değerlere mahkum kalmanın, özellikle inşaat demiri (rebar) gibi düşük marjlı ürünlerde ton başına 100 euroyu aşan ek maliyetler getireceğini ve bunun şirket kapatmaya yol açacağını vurgulayan Gökçe, doğrulama (verification) süreciyle ilgili şu uyarılarda bulundu: "Müşteriler artık kesinlik istiyor. 2027 yılındaki zorunlu doğrulama için şimdiden izleme planı (monitoring plan) ve sistem kurmak şart. Aksi takdirde Eylül ayına kadar sürecek revizyonlar nedeniyle verisiz kalıp varsayılan değerlere düşersiniz. Üstelik pig iron ve HRI aldığımız ülkelerin çoğu karbon raporlamasını henüz bilmiyor; bu da ilk 2-3 yıl varsayılan değerlerin maliyetini sineye çekeceğimiz anlamına geliyor."
Rozenberg: "Peçete Arkasında Hesap Yapma Dönemi Bitti"
CBAMBOO Kurucusu ve CEO’su Gabriel Rozenberg, CBAM’ın artık karmaşık olsa da kesin bir yasal gerçeklik olduğunu ve Komisyonun maliyet hesaplama detaylarını yasalaştırdığını hatırlattı. Şirketlerin yükümlülüklerini artık "peçete arkasında" hesaplamayı bırakması gerektiğini belirten Rozenberg, "2026 ithalatının ödemesi Eylül 2027'de yapılacağı için piyasada sahte bir güven hissi oluşmuş durumda. Ancak CBAM artık AB'nin dünyadaki duruşunun merkezindedir ve bu değerlerin bu yıl revize edilmesi gerçekçi değil" dedi. Rozenberg ayrıca, Türkiye'den paslanmaz çelik kütük ithalatı için belirlenen varsayılan değerin ton başına 367 euro ile dünyadaki en yüksek dördüncü değer olduğunu sözlerine ekledi.
Kolev: "Müşteri Yeşil Çelik İçin Ekstra Prim Ödemek İstemiyor"
NLMK Avrupa İş Geliştirme ve Dekarbonizasyon Direktörü Tsanislav Kolev, müşterilerin varsayılan olarak yeşil çeliğe ekstra bir prim ödemeye istekli olmadıklarını, ETS ve CBAM mekanizmalarının yüksek fırın maliyetlerini kasıtlı olarak elektrik ark ocağı (EAF) seviyesine kadar artırmayı hedeflediğini belirtti. İthalatçıların bu yıl maliyetten ziyade "Tedarikçimin verisine güvenebilir miyim?" endişesi taşıdığını ve bu durumun risk yönetimini DDP (Delivered Duty Paid) gibi yeni ticaret modellerine kaydırdığını ifade eden Kolev, küresel kapasite tehlikesine de dikkat çekti: "Avrupa dünyadaki en yüksek iş gücü ve dönüşüm maliyetlerine sahip. Diğer yanda dünyada kurulacak 500 milyon tonluk yeni kapasitenin yarısı yüksek fırın rotasında ve bunu en çok Hindistan kuruyor. Bu durum karbon sızıntısının (carbon leakage) nasıl önleneceği sorusunu havada bırakıyor."
İşeri: "Türkiye ve ABD'nin Ark Ocakları Aynı, Varsayılan Değer Neden 3 Katı?"
Adalet ve rekabetçilik vurgusu yapan Moderatör Tayfun İşeri, Türkiye’nin haklarını savunması gerektiğinin altını çizdi. İşeri, "Türkiye ve ABD’nin her ikisi de yüzde 75 oranında elektrik ark ocağı (EAF) kullanıyor. Buna rağmen Türkiye’nin varsayılan emisyon değerinin neden ABD’nin üç katı olduğu Brüksel nezdinde mutlaka sorgulanmalıdır. Eğer bu rakamlara sessiz kalıp itiraz etmezsek, haksızlığı kabul etmiş sayılırız" dedi.
Türev ürünlerdeki denetimsizliğin yerli üretimi vurduğunu belirten İşeri, "Türkiye'de bir amortisör üreticisi Çin'den boru alıp, bunu sadece işleyerek Avrupa'ya sattığında vergi ödemiyor. Bu durum Avrupa'daki yerleşik üreticileri (Monroe gibi) doğrudan öldürmektedir. Eğer sistem tüm türev ürünleri kapsayacak şekilde acilen genişletilmezse, Avrupa sanayisinin rekabetçiliği tamamen ortadan kalkacaktır" diyerek oturumu sonlandırdı.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmadı