12.698,19 TRY BIST 100 BIST 100
51,11 EUR EUR EUR
44,37 USD USD USD
6,46 CNY CNY CNY
0,13 CNY CNY/EUR CNY/EUR
44,11 TRY Faiz Faiz
114,93 USD Petrol(brent) Petrol(brent)
5,50 USD Bakır(lb) Bakır(lb)
100,53 USD Gümüş(ons) Gümüş(ons)
106,22 USD (CME) 62% Fe (CME) 62% Fe
378,00 USD Gemi Söküm Gemi Söküm
6.439,93 TRY Altın(gr) Altın(gr)
108,00 USD Demir Cevheri 61% Fe Demir Cevheri 61% Fe

SKDM’ın mali dönemi: Çelik sektörünü bekleyen riskler ve belirsizlikler

Son yıllarda sürdürülebilirlik, şirketler için gönüllü bir sorumluluk alanı olmaktan çıkarak giderek daha fazla hukuki ve finansal bir yükümlülük haline geldi. Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat çerçevesinde geliştirdiği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM/CBAM), karbon kaçağını önlemek ve karbon yoğun üretimden kaynaklanan rekabet farklarını azaltmak amacıyla çelik gibi enerji yoğun sektörlerde önemli bir dönüşüm yaratıyor.

SKDM’ın mali dönemi: Çelik sektörünü bekleyen riskler ve belirsizlikler

Bu karşılıklı ileri çıkan en kritik mekanizmalardan biri olan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM/CBAM), karbon özelliklerini Avrupa Birliği sınırlarının aralığını genişleterek karbon kaçağını önlemeyi ve karbon yoğun üretimden rekabet farklarını azaltmayı engellemeyi kilitleme bir düzenleme olarak.

2023–2025 arasındaki geçiş döneminde ağırlıklı olarak raporlama üzerine kurulan sistem, 1 Ocak 2026 itibarıyla SKDM'nin mali aşamasına geçti. Bu büyümeden sonra karbon, yalnızca raporlanan bir veri olmak üzere doğrudan ticari maliyet üreten bir hale geldi.

Çelik gibi enerji yoğun sektörler açısından teknoloji bu gelişti yalnızca yeni bir çevre düzenlemesi değil; Aynı zamanda uluslararası ticarette rekabet dengelerini, bir dönüşüm olarak kendini göstermektedir. Ekonomim, bu mekanizmanın çelik sektörü üzerindeki etkilerini ve şirketlerin hazırlık süreçlerini öğrenmek üzere Diler Holding Demir Çelik Grubu CSO’su Fatih Gökçe ile röportaj gerçekleştirdi. 

SKDM'nin mali döneme geçiş çelik sektör bakış açısı değişecek mi?

SKDM'in ilk yıllarında, durduğu şekilde bir öğrenme dönemi olarak tasarlandı. 2023–2025 yılları arasında derinden derinlemesine gömülü emisyon raporlamaları kolaylaştırıldı ve bu süreçte herhangi bir finansal aktarım gerçekleştirilmedi.

Ancak 2026 itibarıyla tablo değişiyor. Avrupa Birliği'ne ithal edilen karbon yoğun kirletici emisyonlar için SKDM sertifikasını satın alacağınız. Sertifikaların fiyatının EU ETS karbon fiyatına bağlı olması, karbon maliyeti doğrudan ticaret fiyatının bir parçası haline getirildi.

Bu durum özellikle çelik sektörü açısından önem taşıyor. Artık rekabet yalnızca üretim maliyeti üzerinden değil, aynı zamanda kırılan karbondan üzerinden de şekillenecek.

SKDM'da “gömülü emisyonlar/Gömülü emisyonlar” kavramının neyi ifade ediyor?

SKDM sisteminin içeriği, kirleticilerin oluşturduğu emisyonların yer aldığı yer. Bu kavram, bir ürün üretim süreci boyunca ortaya çıkan toplam sera emisyonlarını ifade ediyor.

Çelik üretimi özelinde değerlendirildiğinde, bu emisyonlar üç temel kaynaktan oluşur:
• üretim süreçlerinden kaynaklanan doğrudan emisyonlar
• kullanılan elektriğin biriken emisyonları
• üretimde kullanılan bazı ara girdilerin dökülen emisyonları

Bu işbirliğiyle SKDM, üretim teknolojisinin yanı sıra kullanılan enerji ve ham grupların karbon profilini kapsayan daha bütüncül bir karbon muhasebesi ortaya çıkıyor.

“Precursors” yani öncül ürünlerin SKDM programlamasını nasıl yapılıyor?

SKDM ile birlikte çelik üretimi kullanılan ara girişlerin emisyon etkisi daha belirgin hale geliyor. Pik demir, HBI/DRI ve dışarıdan temin edilen yarı mamuller gibi girdiler, nihai ürün toplam emisyon hesabına doğrudan dahil ediliyor.

Bu durum, üretim teknolojisi düşük emisyonlu olsa dahi karbon yoğun olarak girilenlerin toplam emisyon gücünün ciddi şekilde yukarı çekilebileceğini göstermektedir.

Dolayısıyla SKDM ile birlikte yalnızca üretim parçaları değil, kullanılan ham maddeler ve tedarik zincirinin tamamının rekabetin parçalarının parçalarından biri haline geliyor.

Varsayılan değerler ile doğrulanmış emisyon verileri arasındaki fark neden bu kadar kritik?

SKDM kapsamındaki emisyon verileri iki şekilde hesaplanabiliyor:
• doğrulanmış gerçek veriler
• tüketim emisyon değerleri

Üreticiler, emisyon programlamalarını tesise dayalı gerçek üretim sistemlerine dayandırabilir. Bu kayıtlı SKDM algoritmalarına uygun şekilde gösterilen ve bağımsız, akredite doğrulayıcı kuruluşlar tarafından doğrulanması gerekiyor. Bu şekilde elde edilen emisyon değerleri ürün gerçek üretim olarak gösteriliyor.

Varsayılan emisyon değerleri ise üreticilerin doğrulanmış tesis verisi sunamadığı durumlarda kullanılan referans değerlerdir. Bu durumda hesaplamalar bu değerler üzerinden yapılıyor ve özellikle düşük emisyonlu üreticiler açısından maliyet dezavantajı oluşabiliyor.

Mevcut sistemde bu değerler çoğu zaman sektör ortalamalarına dayanıyor. Bu nedenle elektrik ark ocağı gibi görece düşük emisyonlu üretim yapan tesisler, doğrulanmış veri sunamadıkları durumda fiili üretim koşullarını yansıtmayan daha yüksek emisyon değerleri üzerinden değerlendirilebiliyor.

Aynı durum üretimde kullanılan öncül girdiler için de geçerliliğini koruyor. Bu girdilerin emisyon verileri doğrulanamadığında sistem otomatik olarak varsayılan değerleri esas alıyor. Dolayısıyla üreticiler yalnızca kendi tesis emisyonlarını değil, tedarik zincirlerinde kullandıkları girdilerin emisyon verilerini de yönetmek durumunda kalıyor.

Veri doğrulayamayan üretici karbon maliyetini kontrol edemez.

Doğrulama süreci neden kritik hale geliyor?

SKDM kapsamında emisyon verilerinin bağımsız ve akredite kuruluşlar tarafından doğrulanması gerekiyor ve bu doğrulama süreci, basit bir teknik incelemenin ötesine geçen Avrupa Birliği tarafından belirlenen metodolojiler ve standartlar çerçevesinde yürütülen kapsamlı ve resmi bir yapı olarak karşımıza çıkıyor.

Doğrulama süreci yalnızca emisyon hesaplama yöntemleriyle sınırlı kalmıyor; aynı zamanda kullanılan veri kaynaklarını, üretim parametrelerini ve veri toplama süreçlerinin bütününü kapsayan entegre bir değerlendirme yaklaşımını içeriyor.

Dolayısıyla şirketler için artık yalnızca veri üretmek yeterli olmuyor. Verinin izlenebilir, dokümante edilmiş ve uluslararası standartlara uygun şekilde doğrulanabilir olması gerekiyor.

Doğrulama kapasitesi neden bir risk olarak görülüyor?

SKDM uygulamasında önümüzdeki dönemde ortaya çıkabilecek en önemli darboğazlardan biri doğrulayıcı kuruluşların kapasitesidir. Emisyon verilerinin geçerli sayılabilmesi için doğrulamanın AB mevzuatına göre akredite edilmiş kuruluşlar tarafından yürütülmesi gerekiyor. Ancak Avrupa’daki doğrulayıcı kuruluşların tüm ülkelere aynı anda hizmet verebilmesi pratikte mümkün görünmüyor.

Diğer yandan AB dışındaki ülkelerde doğrulayıcı kuruluşların yapılanması ve akreditasyon süreçlerinin tamamlanması da belirli bir zaman gerektiriyor. Üstelik doğrulama ihtiyacı yalnızca çelik sektöründe değil; alüminyum, çimento ve gübre gibi diğer karbon yoğun sektörlerde de aynı anda ortaya çıkmış durumda.

Bu nedenle SKDM’ın ilk yıllarında doğrulama kapasitesi ciddi bir darboğaz haline gelebilir. Doğrulanmış emisyon verisi sunulamaması durumunda üreticiler varsayılan emisyon değerlerini kullanmak zorunda kalabilir. Bu da özellikle düşük emisyonlu üretim yapan tesisler açısından ciddi bir maliyet dezavantajı yaratabilir.

Sonuç olarak şirketlerin yalnızca emisyon hesaplama sistemlerini kurmaları yeterli değildir. Doğrulama süreçlerini de erken aşamada planlamaları kritik önem taşıyor.

SKDM maliyetlerini belirleyen unsurlar neler olacak?

SKDM kapsamında oluşacak karbon maliyeti, temel olarak satın alınması gereken SKDM sertifika sayısı ile AB karbon fiyatının çarpılmasıyla hesaplanıyor.

Ancak sertifika sayısını belirleyen unsur yalnızca ürünün emisyon yoğunluğu değildir. Ürünün gömülü emisyonları, kullanılan verilerin doğrulanmış veya varsayılan değerler üzerinden hesaplanması, AB Emisyon Ticaret Sistemi kapsamında ücretsiz tahsisatların kademeli olarak kaldırılması, uygulamadaki geçiş faktörü ve üretimin yapıldığı ülkede ödenmiş olabilecek yerel karbon fiyatları toplam maliyeti etkiliyor.

Öte yandan SKDM hesaplamalarında kullanılan referans emisyon değerlerinin veri kalitesi sektör içinde tartışma konusu olmaya devam ediyor. Özellikle yüksek hacimli ticarette küçük emisyon farkları dahi toplam karbon maliyetini ciddi şekilde değiştirebiliyor.

Bu nedenle şirketlerin SKDM maliyetlerini tek bir rakam üzerinden değil, belirli bir aralık içinde değerlendirmesi daha gerçekçi bir yaklaşım sunuyor.

Tedarik zincirlerinde nasıl bir dönüşüm yaşanacak?

SKDM ile birlikte karbon yoğunluğu, tedarik zincirlerinde yeni bir rekabet parametresi haline geliyor. Avrupa’daki ithalatçılar artık yalnızca fiyat ve kaliteye değil, tedarik ettikleri ürünlerin karbon ayak izine de odaklanıyor.

Bu nedenle düşük emisyonlu üreticilerle çalışmaya yönelim giderek artıyor. Aynı şekilde üreticilerden doğrulanmış emisyon verisi talep edilmesi de yaygınlaşıyor.

Son dönemde birçok Avrupa müşterisi için doğrulanmış emisyon verisinin sağlanması, yeni satış sözleşmelerinin ayrılmaz bir parçası haline gelmiş durumda.

Karbon verisi artık yalnızca sürdürülebilirlik raporlarının konusu değil; doğrudan ticari müzakerelerin de bir parçası.

Uyum sağlanmazsa ne olacak?

SKDM düzenlemesine göre emisyon beyanlarının yapılmaması veya hatalı yapılması durumunda ciddi maddi yaptırımlar uygulanabilir.

Ancak asıl risk finansal cezalarla sınırlı kalmıyor. Uyumsuzlukların sistematik hale gelmesi durumunda şirketlerin ürünlerinin Avrupa Birliği pazarına erişimi ciddi şekilde zorlaşabilir.

Bu noktada SKDM artık yalnızca bir çevre düzenlemesi değil; aynı zamanda AB pazarına erişim için kritik bir uyum şartı haline geliyor.

Çelik üreticileri SKDM’a hazırlanmak için ne yapmalı?

SKDM ile birlikte karbon yönetimi, çelik sektörü açısından stratejik bir başlık olarak belirginleşiyor.

Şirketlerin özellikle şu alanlara odaklanması gerekiyor:
• emisyon veri yönetimi ve doğrulama süreçleri
• tedarik zincirinin karbon profilinin analiz edilmesi
• düşük karbonlu enerji ve üretim stratejileri

SKDM yalnızca bir karbon düzenlemesi değil; aynı zamanda küresel sanayide rekabet kurallarını yeniden tanımlayan yeni nesil bir ticaret mekanizması olarak konumlanıyor.

Önümüzdeki dönemde çelik sektöründe rekabet, yalnızca üretim maliyetleri üzerinden değil, doğrudan karbon maliyetleri üzerinden şekillenecek.

Bu dosyaların birleştirilmesi için bir araya getirildiğinden emin olun artık yalnızca çelik arşivleme değil; Üretilen çeliğin karbon verilerini ölçen, doğrulayan ve etkin bir şekilde yönetilen entegre sistemleri hayata geçirebilme kapasitesi.

Belki de önümüzdeki yıllarda çelik sektöründe rekabeti belirleyecek en önemli soru şu olacak:
Karbon maliyetini yönetebilen raporları mi bir çıkacak, yoksa düşük karbonlu üretim yeni sanayi standardı mı olacak? 

Ekonomim

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı

Bu içeriğe sadece +plus aboneler erişebilir.

Piyasalara dair düşüncelerinizi paylaşmak ve daha fazla yoruma ulaşmak için hemen ABONE OLUN!
ABONE OLUN Zaten bir hesabınız varsa Oturum Açın

En çok okunan haberler

Çin’in şubat ayı demir çelik fiyatları geçen yıla oranla düşüş gösterdi

30 Mart 2026 Pazartesi

Jindal Stainless ve Oyster Renewable Energy 315,6 MW’lık hibrit enerji projesini faaliyete geçirdi

30 Mart 2026 Pazartesi

AB, İtalya’nın yenilenebilir hidrojen üretimi için 6 milyar avroluk desteğe onay verdi

30 Mart 2026 Pazartesi

Severstal, çelik talebindeki düşüş nedeniyle 2026 bütçesini revize etti

30 Mart 2026 Pazartesi

Çolakoğlu Metalurji Spor Kulübü’nden uluslararası arenada gururlandıran başarı

30 Mart 2026 Pazartesi
İzleme Listesi
Genişlet
İzleme listeniz boş

Favori emtialarınızı hızlı erişim için ekleyin ve son fiyat değişim haberlerini kaçırmayın.


Takip ettiğiniz haber kategorisi bulunmuyor
Bildirim Tercihlerini Düzenle
E-Bülten Aboneliği
En güncel haberleri ve günlük demir fiyatlarını e-posta ve sms olarak almak için kayıt olun.
Şimdi Plus Abonesi Olun!
3 gün ücretsiz deneyin!
Şimdi Abone Olun
Tarafsız Fiyatlar
Haberdar Olun
İl Demir Fiyatları
Yorumlar ve Analizler
Şimdi Abone Olun