Arnavutluk ve Batı Balkanlar demir çelik piyasalarına ilişkin SteelRadar’a konuşan Torba, Arnavutluk’ta çelik talebinin özellikle Tiran ve kıyı bölgelerindeki büyük projeler, yabancı alıcılar, diaspora yatırımları ve turizm sektörünün etkisiyle güçlü seyrettiğini ifade etti. Yerel üretimin yeniden devreye girmesine kadar Türk üreticilerin Arnavutluk ve daha geniş Batı Balkan çelik piyasasındaki lider konumlarını korumaya devam edeceğini belirtti.
2026 yılı ilerlerken Arnavutluk çelik piyasasındaki mevcut durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Talep ve piyasa aktivitesinde gözlemlediğiniz başlıca eğilimler neler?
Arnavutluk çelik piyasası şu anda oldukça güçlü bir konumda. Bunun temel nedeni, ülke genelinde inşaat faaliyetlerinin zirve seviyelerde seyretmesi. Talep kesintisiz devam ediyor; özellikle Tiran ve kıyı bölgelerindeki büyük projeler, yabancı alıcılar, diaspora yatırımları ve turizm sektörü piyasadaki ivmeyi güçlü tutuyor. Geçtiğimiz yıl ülke genelindeki toplam tüketim yaklaşık 350.000 mt seviyesine ulaştı ve 2026 yılında da bu seviyenin korunmasını bekliyoruz. 2,3 milyonluk nüfusa sahip bir ülke için kişi başına düşen bu tüketim seviyesi oldukça dikkat çekici.
Operasyonel tarafta dikkat çeken bir diğer gelişme ise son iki yılda yerel önemli oyuncuların otomatik kesim ve büküm işlemlerine ciddi yatırımlar yapması. Prefabrikasyon modeli, yerel pazarın geleceğinin kesinlikle bu yönde ilerlediğini gösteriyor. Bunun yanı sıra Arnavutluk, Batı Balkanlar için stratejik bir geçiş noktası konumunda ve AB kota sisteminin dışında yer alıyor. Bu durum ülkeyi Türkiye, Cezayir, Mısır ve Çin'deki büyük üreticiler açısından oldukça cazip bir destinasyon haline getiriyor. Genel olarak, istikrarlı talep ve devam eden yatırımlar göz önüne alındığında, piyasa koşullarının yılın geri kalanında da olumlu seyretmesini bekliyoruz.
Arnavutluk, Batı Balkanlar’ın çelik ticaretinde giriş kapısı konumunda
Arnavutluk çelik piyasasındaki deneyiminiz doğrultusunda, ülkenin daha geniş Balkan çelik endüstrisindeki rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Bölgesel piyasa dinamiklerini şekillendiren temel faktörler neler?
Arnavutluk, Batı Balkanlar çelik ticaretinin başlıca giriş kapısı konumunda. Durrës ve Porto Romano limanları üzerinden Arnavutluk, yalnızca kendi iç pazarını besleyen değil, aynı zamanda Kosova ve Kuzey Makedonya'daki inşaat ve imalat sektörlerinin ihtiyaçlarını da doğrudan karşılayan önemli miktarda çelik ithalatı gerçekleştiriyor.
Yerel üretici Kurum'un 2024 yılında kapanmasının ardından bölgesel dinamiklerde önemli bir değişim yaşandı. Kurum tarihsel olarak bölgesel pazarın önemli bir bölümünü tedarik ediyordu ve tesisin kapanması Batı Balkanlar'daki ticaret dengelerini değiştirdi. Bölgedeki önemli oyuncular tedariklerini hızla başta Türkiye olmak üzere Mısır ve Cezayir'deki büyük ihracatçılara yönlendirdi.
Daha geniş bölgeye baktığımızda, Sırbistan yerel korumacı yasal düzenlemeleri nedeniyle bir ölçüde ayrı bir konumda bulunuyor. Buna karşılık Arnavutluk, Batı Balkanlar'ın geri kalanı üzerinde önemli bir etkiye sahip olmaya devam ediyor. Sürekli devam eden altyapı yatırımları ve AB kota kısıtlamalarının dışında bulunması sayesinde Arnavutluk'un bölgedeki çelik ticareti açısından lojistik ve tedarik merkezi rolünün önümüzdeki yıllarda daha da güçlenmesi bekleniyor.
Bölgesel dinamikleri şekillendiren faktörler arasında şunları sayabilirim:
- Bölgesel pazardan gelen sürekli ve istikrarlı talep,
- Doğu'daki üreticilerin agresif fiyatlandırma ve ticaret politikaları,
- AB üreticileri ile Türkiye, Cezayir ve Mısır'daki üreticiler arasındaki yüksek fiyat farkı.
Kurum’un kapanması Türkiye’nin bölgedeki ağırlığını artırdı
Türkiye, Balkan bölgesine çelik tedarikinde önemli bir role sahip. Türkiye ile Arnavutluk arasındaki mevcut ticari ilişkileri çelik ürünleri açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye her zaman bölgesel çelik piyasasında güçlü bir varlığa sahip oldu, ancak yerel üretici Kurum'un 2024 yılında kapanmasının ardından ticari ilişkiler önemli ölçüde değişti. Bu gelişme piyasada anında bir arz boşluğu yarattı ve hem Arnavutluk'un hem de daha geniş Batı Balkanlar'ın doğrudan Türk üreticilere olan bağımlılığını artırdı.
Bugün, Hırvatistan gibi AB üyesi ülkeler istisna olmak üzere, Türk tedarikçiler bu pazarlarda fiilen lider konumunda. Bu durum Doğu'daki ihracatçılar ile Batı'daki üreticiler arasında belirgin bir ticaret ayrışması yaratıyor. Başta Türkiye ve Cezayir olmak üzere Doğu'daki tedarikçiler yüksek miktarlarda ve esnek fiyatlarla ürün sunarken, AB'deki üreticiler yüksek operasyonel maliyetler, tarifeler ve düzenleyici baskılar nedeniyle bu fiyatlarla rekabet etmekte zorlanıyor.
Türkiye'ye olan bu bağımlılığın önümüzdeki birkaç yıl boyunca pazarımızın belirleyici özelliklerinden biri olmaya devam edeceğini düşünüyorum. Kurum yeni bir üretim tesisiyle yeniden yapılanma konusunda taahhütte bulunmuş olsa da bu yatırımın 2028'in sonlarından önce devreye girmesi beklenmiyor. Yerel üretim yeniden piyasaya dönene kadar Türk üreticiler Arnavutluk ve daha geniş Batı Balkan çelik piyasasında lider konumlarını korumaya devam edecektir.
“2026’yı 2025’e kıyasla hafif büyümeyle tamamlamayı öngörüyoruz”
2026'nın geri kalanı için Arnavutluk ve Balkan çelik piyasalarına ilişkin beklentileriniz neler?
Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, mevcut küresel jeopolitik ve ekonomik ortam nedeniyle uzun vadeli piyasa tahminleri yapmak sektörümüzdeki herkes için oldukça zor. Ancak Arnavutluk ve Batı Balkanlar'daki bölgesel ve yerel dinamiklere baktığımızda, temel göstergelerin oldukça sağlam olduğunu görüyoruz.
2026'nın kalan aylarında ani fiyat dalgalanmaları veya talepte sert düşüşler şeklinde önemli şoklar beklemiyoruz. İnşaat faaliyetleri istikrarlı şekilde devam ediyor ve yılı genel olarak güçlü sonuçlarla, 2025'e kıyasla hafif bir büyümeyle tamamlamayı öngörüyoruz.
Bölgesel dayanıklılığın açık bir göstergesi sipariş faaliyetleri. Sidenor ve büyük Türk üreticiler de dahil olmak üzere önemli tedarikçilerle yapılan ileri tarihli siparişler, istikrarın eylül ayı ve yılın son çeyreği için de piyasadaki temel eğilim olduğunu gösteriyor.
Küresel piyasalar daha geniş çaplı belirsizliklerle karşı karşıya olsa da Balkanlar'daki yerel tüketim devam eden altyapı projeleri ve sürekli talep tarafından destekleniyor. Bu da yılın sonuna ilişkin oldukça istikrarlı bir görünüm sunuyor.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmadı