Hürmüz Boğazı'nın olası bir barış anlaşmasıyla yeniden açılması durumunda piyasaların hızla toparlanacağı beklentisine ihtiyatlı yaklaşan Vodina A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Üçok, fiziki açılış ile ticari normalleşme arasında ciddi bir zaman farkı olduğunu vurguladı. Üçok, "Boğaz açılsa bile buradaki mayınların temizlenmesi, içeride mahsur kalan gemilerin limanlardan çıkış için hazırlanması ve sigorta şirketlerinin risk primlerini yeni duruma göre adapte etmesi ciddi bir vakit alacaktır. Hürmüz'ün açılmasının deniz ticaretine olumlu yansıması en az 3 ila 4 ay, belki de daha fazla zaman alır" dedi.
Kuru dökme yük ve Koster piyasasındaki güncel durumu da özetleyen Üçok, Baltic Dry Index'te (Baltık Kuru Yük Endeksi) yaşanan günlük artışların armatörün kârlılığından değil, tamamen yükselen yakıt maliyetlerinden kaynaklandığını belirtti. Şu an piyasada ciddi bir yük eksikliği yaşandığını ifade eden Üçok, Koster armatörlerinin gemilerini çalıştırmakta zorlandığını dile getirdi.
Konteyner Maliyetlerindeki Artış Risk Kaynaklı
Kızıldeniz ve Yemen eksenindeki jeopolitik risklerin konteyner piyasasını doğrudan vurduğunu belirten Oğuzhan Üçok, konteyner navlunlarındaki yükselişin yapısal bir maliyet artışından ziyade "risk maliyeti" olduğunu ifade etti. Bölgedeki krizlerin kısa vadede çözülmesini beklemediğini söyleyen Üçok, "Yemen'deki sorunlar var olduğu sürece konteyner maliyetlerinin yüksek kalmaya devam edeceği kanaatindeyim. Bölgedeki saldırıların tahminimden çok daha uzun süreceğini düşünüyorum. Siyasi ve askeri gerilimler sonlansa dahi, bölgedeki hükümet politikaları değişmedikçe Akdeniz ve çevresindeki lojistik riskler tam anlamıyla ortadan kalkmayacaktır" öngörüsünde bulundu.
Avrupa'dan Korumacı Hamle: Karbon Vergisi ve Yaşlı Gemi Baskısı
Avrupalı armatörlerin kendi pazar paylarını ve rekabet güçlerini korumak için yeni regülasyonları birer bariyer olarak kullandığına dikkat çeken Üçok, özellikle 5 bin groston üzerindeki gemileri kapsayan karbon vergisi uygulamalarına değindi. Bu düzenlemelerin arkasındaki temel mantığı açıklayan Üçok, şunları aktardı:
"Avrupa, getirdiği bu tip kurallarla aslında kendi armatörünü korumayı hedefliyor. Ucuz işçilik maliyetiyle 30-40 yaşında yaşlı gemi işleten armatörlerin, yüksek finansman ve işletme maliyetine katlanan Avrupalı armatörlerin pazarını baltalamasını engellemek istiyorlar. Bu düzenlemeler hayatın bir gerçeğidir ve küresel denizcilikte hiç kimse bundan kaçamayacaktır."
Gemilerin karbon vergisini azaltmak için ana makine üreticilerinden onay alarak %30 ila %35 oranında biyodizel (biyoyakıt) karışımları kullanabildiğini belirten Üçok, geliştirilen bu havuz sistemleriyle emisyon oranlarının dengelendiğini ancak bunun eski gemiler için uzun vadeli bir çözüm olmadığını söyledi.
"Türk Armatörü Kendi Yağıyla Kavruluyor"
Önümüzdeki en fazla 10 yıl içinde mevcut gemilerin yenilenmesi gerektiğinin altını çizen Üçok, Türk denizcilik sektörünün en büyük yapısal sorununun finansman yetersizliği olduğunu vurguladı.
Türkiye'den sektörü fonlayacak ve finanse edecek güçlü bir bankacılık altyapısının bulunmadığına dikkat çeken Üçok, "Türk armatörü kurumsal bir finansman desteğinden ziyade, tabiri caizse kendi tırnaklarıyla kazıyarak bir şeyler yapmaya çalışan, kendi yağıyla kavrulan bir sermaye sınıfıdır. Bu gemileri yenileyecek sermaye altyapısına sahip olup olmadığımız, önümüzdeki dönemin en büyük soru işaretidir" diyerek sözlerini tamamladı.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmadı