Birleşik Krallık Hükümeti kısa süre önce yeni Çelik Stratejisi'ni açıkladı. Bu stratejiyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce uzun vadede Birleşik Krallık çelik sektörünün rekabet gücünü artıracak mı?
Yeni Birleşik Krallık Çelik Stratejisi'ni oldukça endişe verici buluyorum. Strateji, "İngiliz sanayisini desteklemek" amacıyla sunuluyor ancak bunun tam tersine sonuçlar doğurabileceğinden endişe ediyorum. Birleşik Krallık; tarifeler, kotalar, sübvansiyonlara bağımlılık, kamu alımlarında korumacılık ve British Steel'in kamulaştırılması yönünde ilerliyor. Oysa açık pazarlar sektörleri yenilik yapmaya, yatırım gerçekleştirmeye, verimliliklerini artırmaya ve rekabetçi kalmaya zorlar. Korumacılık ise bu baskıları zayıflatır ve maliyetleri ekonominin diğer alanlarına aktarır. Çelik sektörü, kalıcı koruma önlemleriyle değil, küresel ölçekte rekabetçi olduğu sürece başarılı olabilir.
Strateji, daha yüksek gümrük tarifeleri ve ithalat kotaları gibi önlemler içeriyor. Sizce bu ticaret koruma önlemleri Birleşik Krallık çelik sektörüne yardımcı mı olacak, yoksa ekonomi genelinde beklenmeyen olumsuz sonuçlar mı doğuracak?
Çelik, kotalar ve %50'lik tarifeler nedeniyle yapay olarak pahalı hâle gelirse, Birleşik Krallık'taki çelik kullanan sanayilerin rekabet gücü zayıflar. Çelik sektörü yalnızca çelik üreticilerinden ibaret değildir; inşaat, mühendislik, otomotiv, metal işleme, altyapı, imalat sanayi ve ihracatçıları da kapsar. Korumacılık, sektörleri yenilik yapmaya, yatırım gerçekleştirmeye, verimliliklerini artırmaya ve rekabetçi kalmaya teşvik eden baskıyı azaltırken, maliyetleri ekonominin diğer kesimlerine aktarır.
“Birleşik Krallık en yüksek sanayi elektriği fiyatlarına sahiptir”
Birleşik Krallık, Elektrik Ark Ocağı (EAF) üretimine geçiş sürecini hızlandırıyor. Sizce mevcut strateji; yüksek kaliteli hurda, DRI ve uygun maliyetli enerjiye uzun vadeli erişim konularını yeterince ele alıyor mu?
Hurda bazlı Elektrik Ark Ocağı (EAF) üretimine geçiş de beni endişelendiriyor. EAF teknolojisinin elbette önemli bir yeri var. Ancak yalnızca hurdanın, gelişmiş ve büyük ölçekli bir çelik sanayisini sürdürebileceği düşüncesi son derece tartışmalıdır.
Daha fazla ülke EAF üretimine yöneldikçe, yüksek kaliteli hurdaya yönelik küresel talep hızla artacaktır. Nitekim Birleşik Krallık'ın kendi Çelik Stratejisi bile düşük kalıntı oranına sahip yüksek kaliteli hurdaya olan talebin 7 ila 8 kat artabileceğini kabul ediyor. Peki tüm bu hurda nereden sağlanacak?Üstelik hurda kalitesi, yüksek kaliteli birçok çelik ürününün üretimi için kaçınılmaz olarak yetersiz kalacaktır. Bu noktada sektörün giderek daha fazla doğrudan indirgenmiş demire (DRI) ihtiyaç duyması gerekecektir. Ancak DRI üretimi, yüksek kaliteli demir cevherinin yanı sıra çok büyük miktarlarda hidrojen veya doğal gaz gerektirir.
Peki bunlar nereden sağlanacak? Hidrojenin kendisi de üretilebilmek için çok büyük miktarda elektrik tüketmekte ve sürecin her aşamasında önemli enerji kayıpları yaşanmaktadır. Bu arada Birleşik Krallık, gelişmiş ülkeler arasında hâlihazırda en yüksek sanayi elektriği fiyatlarından bazılarına sahiptir.
Bu durumda gerçekten küresel ölçekte rekabetçi bir çelik sanayisi mi inşa ediyoruz?
Yoksa sürekli olarak; ithal hammaddelere, sübvanse edilen elektriğe, vergi mükelleflerinin desteğine ve siyasi müdahalelere bağımlı kalacak bir sektör mü oluşturuyoruz? Peki ya kamulaştırma? Britanya bunu daha önce denedi. Bu, dünya lideri bir çelik sanayisi yaratmadı. Bunun yerine verimsizlik, siyasi karar alma süreçlerinin üretime müdahalesine ve uzun vadeli bir gerilemeye yol açtı. Çelik sektörü, kalıcı korumacılıkla değil; küresel ölçekte rekabetçi olduğu sürece başarılı olabilir.
Sizce bugün Birleşik Krallık çelik sektörünün geleceğine ilişkin tartışmalardaki en büyük yanılgı nedir?
En büyük yanılgı; tarifelerin, kotaların, sübvansiyonlara bağımlılığın, kamu alımlarında korumacılığın ve British Steel'in kamulaştırılmasının sektörü güçlendireceğine inanılmasıdır. Bu önlemler İngiliz sanayisini desteklemek amacıyla sunulsa da bunun tam tersine sonuçlar doğurabileceğini düşünüyorum. Açık pazarlar sektörleri yenilik yapmaya, yatırım gerçekleştirmeye, verimliliklerini artırmaya ve rekabetçi kalmaya teşvik ederken, korumacılık bu baskıları zayıflatır. Çelik sektörü, kalıcı koruma önlemleriyle değil, küresel ölçekte rekabetçi olduğu sürece başarılı olabilir.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmadı