Avrupa’nın Asyalı üreticilere alternatif aradığı bir dönemde bu gelişmenin Türkiye lehine bir konjonktür oluşturduğunu ifade eden Avdagiç, söz konusu kararın batarya üretiminde Türkiye’yi bölgesel bir üs haline getirme hedefinin en önemli unsurlarından biri olduğunu söyledi.
Bakanlık tarafından hazırlanan “Yatırım Projelerinin Stratejik Öncelik ve Teknik Değerlendirmesine Dair Tebliğde Değişiklik Yapılması Hakkında Tebliğ” ile “Kritik Hammadde Listesi” tanımı genişletildi. Ülke ekonomisi için yüksek stratejik öneme sahip ve tedarik kesintisi riski bulunan 36 ürünü kapsayan listeye lityum-iyon batarya teknolojileri de dahil edildi. Bu kapsamda özellikle elektrikli araç yatırımlarında daha hızlı onay ve finansman süreçlerinin devreye alınması hedefleniyor.
Avdagiç, yaptığı değerlendirmede lityum-iyon bataryaların günümüzde ulaşım, savunma, enerji ve sağlık gibi kritik sektörlerin merkezinde yer aldığını belirterek, düzenlemenin batarya üretimi ve AR-GE faaliyetlerini hızlandıracağını ifade etti. Bu adımın yerli üretimi teşvik etmenin yanı sıra doğrudan yabancı yatırımları da artıracağını kaydeden Avdagiç, enerji depolama sistemleri ve elektrikli araç ekosisteminde Türkiye’nin konumunu güçlendireceğini dile getirdi.
Jeopolitik gerilimler ve enerji piyasalarındaki dalgalanmaların elektrikli araçlara yönelimi artırdığına dikkat çeken Avdagiç, petrol fiyatlarındaki oynaklığın hem kısa vadede tüketici tercihlerini değiştirdiğini hem de uzun vadede fosil yakıt bağımlılığını azaltma hedeflerini güçlendirdiğini söyledi. Londra merkezli Benchmark Mineral Intelligence verilerine göre, dünya genelinde mart ayında 1,75 milyon elektrikli araç satıldığı, satışların yıllık bazda %3, aylık bazda ise %66 arttığı bildirildi. Bu artışta Avrupa’daki güçlü talebin etkili olduğu belirtildi.
Avdagiç, küresel lityum-iyon batarya pazarının 2026 yılında 130-140 milyar dolar seviyesine ulaşmasının beklendiğini, pazarın yaklaşık %55’inin Asya-Pasifik bölgesinde yoğunlaştığını aktardı. Türkiye’nin HIT-30 programı kapsamında hedeflenen 80 gigavat saatlik batarya kapasitesinin, 2025 yılı küresel pazarının yaklaşık %7’sine karşılık geldiğini ifade eden Avdagiç, düzenlemenin bu hedeflerle uyumlu şekilde ilerlediğini vurguladı.
ING Group Kıdemli Ulaşım ve Lojistik Sektör Ekonomisti Rico Luman ise elektrikli araç batarya teknolojilerinde NMC’den (nikel-manganez-kobalt) LFP’ye (lityum-demir-fosfat) doğru bir geçiş yaşandığını belirtti. Daha düşük maliyetli olması nedeniyle LFP bataryalara talebin arttığını kaydeden Luman, Avrupa Birliği’nin batarya tedarikinde Çin’e olan bağımlılığı azaltmayı hedeflediğini ve Türkiye’nin Gümrük Birliği avantajıyla bu süreçte önemli bir rol oynayabileceğini ifade etti.
Luman, Türkiye’nin kritik ham madde kapsamını genişletme kararının artan elektrifikasyon süreci ve jeopolitik gelişmeler dikkate alındığında yerinde bir adım olduğunu belirtti. Ancak Çin’in üretim ölçeği ve rafinaj kapasitesi nedeniyle batarya üretiminde güçlü bir rekabet avantajına sahip olduğunu vurgulayan Luman, Çin menşeli batarya paketlerinin fiyat açısından cazibesini koruduğunu söyledi.
Artan akaryakıt fiyatlarının da elektrikli araçlara ilgiyi desteklediğini ifade eden Luman, özellikle ev veya iş yerinde şarj imkanı bulunan kullanıcılar için kilometre başına enerji maliyetinin elektrikli araçları daha avantajlı hale getirdiğini sözlerine ekledi.
Kaynak:AA
Yorumlar
Henüz yorum yapılmadı