1 Temmuz'da yürürlüğe giren yeni çelik tarife kontenjanı (TRQ) sistemini nasıl değerlendiriyorsunuz? Uygulamanın ilk günlerinde piyasanın tepkisine ilişkin ilk gözlemleriniz neler oldu?
Şahsen, Birleşik Krallık'ın yeni bir çelik stratejisine ihtiyaç duyduğunu düşünüyorum ancak mevcut tarife kontenjanı kapsamında alınan önlemler fazla ileri gitti. Müşteriler hâlâ rakipleri veya ithal nihai ürünlerle rekabet edebilmek için uygun fiyatlı çelik arayışında.
Yeni kota sistemi ve kota dışı ithalata uygulanan %50 gümrük vergisi, Birleşik Krallık'ta çelik fiyatları, arz güvenliği ve tedarik zincirini nasıl etkileyecek?
A kategorisindeki sıcak haddelenmiş rulo (HRC) ürünleri açısından bakıldığında, bu durumun TATA UK'nin Birleşik Krallık pazarında fiilen tekel oluşturmasına zemin hazırladığını düşünüyorum. Bu da TATA'nın Birleşik Krallık'taki dağıtım ağıyla rekabet eden servis merkezlerine zarar vermeye başlayacaktır.
İthal çelikte insanlar kota riskini almak ve %50 gümrük vergisi ödemek istemediği için şimdiden ciddi fiyat artışları görüyoruz. Çelik sektöründeki marjlar, bu ek maliyetleri karşılayabilecek seviyede değil.
Yeni sistem nedeniyle ithalat azalırsa, Birleşik Krallık'taki yerli üreticilerin ortaya çıkacak talebi karşılayacak yeterli kapasitesi olduğunu düşünüyor musunuz?
Birleşik Krallık'taki tek A kategorisi üreticisi olan TATA ve şu anda faaliyetleri durdurulmuş (mothballed) Liberty Steel Newport tesisine baktığımızda, Birleşik Krallık alıcılarının ihtiyaç duyduğu ürün çeşitliliğini karşılayabilecek kapasite bulunmuyor.
Örneğin 1.830-2.000 mm genişliğindeki ürünler Birleşik Krallık'ta üretilmiyor ve bu ölçüler sarı iş makineleri (yellow goods) ile tarım ekipmanları sektörleri için oldukça önemli.
TATA, Port Talbot tesisindeki yeni elektrik ark ocağı (EAF) henüz faaliyete geçmediği için şu anda ithal slab kullanarak üretim yapıyor. Bu tesisin devreye girmesinin de muhtemelen en az 12-24 ay daha süreceğini düşünüyorum.
Dolayısıyla Avrupa'dan çelik ithalatı devam edecek (NLMK, Thyssenkrupp, ArcelorMittal, Tata Netherlands ve SSAB gibi üreticilerden). Birleşik Krallık'ta talep artmış değil. Bu nedenle ithalat miktarının kontrol altına alınması olumlu olabilir ancak mevcut tarifeler ve kotalar, bu uygulamaların Birleşik Krallık çelik tedarik zincirinin aşağı akışındaki (downstream) etkilerini yeterince dikkate almıyor.
Türkiye ve diğer ihracatçı ülkeler açısından bakıldığında, yeni önlemlerin Birleşik Krallık çelik pazarındaki rekabet koşullarını nasıl değiştirmesini bekliyorsunuz?
Bunu söylemek zor çünkü yalnızca yedi aydır Türkiye merkezli bir çelik ticaret şirketinde çalışıyorum. Ancak bu gelişmenin olumsuz sonuçlar doğuracağını düşünüyorum. Bu önlemler ya tedarikçileri Birleşik Krallık pazarından uzaklaştıracak ya da gümrük vergilerini fiyatlarına yansıtabilmek için daha düşük fiyatlarla rekabet etmeye zorlayacak. Sonuç olarak üreticiler ve traderlar üzerindeki baskı daha da artacaktır.
Önümüzdeki 6-12 aylık döneme baktığınızda, Birleşik Krallık çelik piyasası açısından en büyük risk ve en büyük fırsat sizce nedir?
Risklerin fırsatlardan daha ağır bastığını düşünüyorum. Başlıca riskler, tarifeler ve malzemelerin zamanında teslim edilip kotaların açıldığı dönemde gümrükten sorunsuz şekilde çekilebilmesi olacak.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmadı