Uğur Dalbeler, CNBC-e yayınında yaptığı açıklamada söz konusu kararın Türk çelik ihracatı açısından son derece kritik sonuçlar doğuracağını belirterek, etkileri için “oldukça negatif olacak” ifadesini kullandı.
Dalbeler, Avrupa Birliği’nin çelik ithalatını sınırlamaya yönelik uygulamalarının yeni olmadığını, 2019 yılından bu yana kota sisteminin zaten yürürlükte olduğunu hatırlattı. Ancak yeni düzenlemeyle birlikte kota yapısının daha da sıkılaştırıldığını ve toplam ithalat miktarının ciddi biçimde aşağı çekildiğini ifade etti. Önceki dönemlerde yaklaşık 36 milyon ton seviyelerinde olan toplam kotanın 18,3 milyon tona düşürülmesinin küresel ticaret dengeleri açısından önemli bir değişim anlamına geldiğini vurguladı.
Türkiye’nin Avrupa pazarındaki konumuna da dikkat çeken Dalbeler, AB’nin Türk çelik ihracatında tarihsel olarak %30 ile %40 arasında değişen bir paya sahip olduğunu belirtti. Avrupa’nın sadece çelik sektörü için değil, genel olarak Türkiye’nin toplam dış ticareti açısından da en önemli partnerlerden biri olduğunu ifade eden Dalbeler, bu nedenle alınan kararların doğrudan ve güçlü etkiler yarattığını söyledi.
Geçmiş yıllara ilişkin ihracat performansına da değinen Dalbeler, özellikle 2022 yılında Ukrayna-Rusya savaşı sonrası Rus çeliğine getirilen kısıtlamalarla Türkiye’nin önemli bir avantaj elde ettiğini ve ihracatını 7 milyon tonun üzerine taşıdığını hatırlattı. Ancak yeni kota hesaplamasında Türkiye’nin 2025 yılı performansının dışarıda bırakıldığını, 2022, 2023 ve 2024 yıllarının baz alındığını ifade etti.
Bu çerçevede Türkiye’ye önerilen kota seviyesinin yaklaşık 2,1 milyon ton civarında olduğunun konuşulduğunu aktaran Dalbeler, bu rakamın Türkiye’nin geçmiş ihracat hacminin oldukça altında kaldığını vurguladı. Dalbeler, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile hem Gümrük Birliği kapsamında hem de Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT) ilişkisi çerçevesinde özel bir konumda bulunduğunu hatırlatarak, buna rağmen ortaya çıkan kotanın diğer ülkelere kıyasla Türkiye açısından daha dezavantajlı bir tablo oluşturduğunu ifade etti.
AB’nin yeni sisteminde kota dağılımının henüz netleşmediğini belirten Dalbeler, ülkeler bazında geçmiş performansa göre bir dağılım yapılacağını, ayrıca belirli bir “serbest kota” alanı da oluşturulacağını söyledi. Ancak Türkiye’nin bu süreçte karşı karşıya kaldığı tekliflerin beklentilerin oldukça altında kaldığını ve bu durumun sektörde ciddi bir hayal kırıklığı yarattığını dile getirdi.
Müzakere sürecine ilişkin bilgi de veren Dalbeler, Avrupa Komisyonu ile görüşmelerin sürdüğünü, son yapılan temaslarda ortaya çıkan tabloyu kabul edilebilir bulmadıklarını ifade etti. Türkiye’nin kendi hesaplamaları doğrultusunda alternatif öneriler sunduğunu belirten Dalbeler, önümüzdeki görüşmelerin sonucunun belirleyici olacağını söyledi.
Pazar çeşitlenmesine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Dalbeler, Türk çelik ihracatının geleneksel olarak Batı pazarlarına yoğunlaştığını, özellikle Avrupa’nın en güçlü ihracat pazarı olduğunu vurguladı. Doğu pazarlarında ise Çin’in son 20 yılda çok güçlü bir üretim ve ihracat kapasitesi oluşturduğunu, bunun da küresel dengeleri köklü biçimde değiştirdiğini ifade etti.
Çin’in hem iç pazarda hem de uluslararası pazarlarda ciddi bir rekabet baskısı oluşturduğunu belirten Dalbeler, Çin’in devlet destekli üretim yapısı, finansman avantajları ve ihracat teşvikleri nedeniyle Türk çelik sektörünün rekabet gücünü zorladığını söyledi. Bu durumun yalnızca dış pazarlarda değil, Türkiye’nin iç pazarında da etkisini gösterdiğini ifade etti.
Ayrıca küresel ölçekte yaşanan diğer gelişmelerin de sektörü etkilediğini belirten Dalbeler, İran’daki bazı üretim tesislerine yönelik gelişmeler sonrası yarı ürün ticaretinde değişim yaşandığını, bunun da küresel fiyatları yukarı yönlü etkilediğini söyledi. Artan yarı ürün maliyetlerinin hammadde tarafına da yansıdığını ve bu durumun Türk çelik sektörü üzerinde ek baskı oluşturduğunu dile getirdi.
Dalbeler, tüm bu gelişmeler ışığında önümüzdeki dönemin Türk çelik sektörü açısından zorlu geçeceğini belirterek, hem ihracat hem de maliyet tarafında ciddi sınamalarla karşı karşıya kalınabileceğini ifade etti.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmadı