Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD), şubat ayına ilişkin çelik üretimi, tüketimi ve dış ticaret verilerini açıkladı. Buna göre, söz konusu ayda Türkiye'nin ham çelik üretimi, 2025'in aynı ayına kıyasla %3,4 artarak 3 milyon ton oldu. Yılın ilk iki ayında üretim miktarı, %4,7 artışla 6,4 milyon ton seviyesinde gerçekleşti.
Nihai mamul tüketimi de şubatta yıllık bazda %11,3 artışla 3,2 milyon tona, ocak-şubat döneminde %4,1 artarak 6,7 milyon tona çıktı.
Çelik ürünlerinde ihracat ve ithalat görünümü
Çelik ürünleri ihracatı, şubatta 2025'in aynı ayına göre miktar yönünden %8,6 artışla 1,1 milyon ton, değer yönünden ise %9,2 azalışla 714,8 milyon dolar oldu.
Ocak-şubat döneminde de geçen yılın aynı dönemine kıyasla ihracat, miktar bazında %13,5 azalışla 2 milyon tona, değer bazında %15,2 düşerek 1,3 milyar dolara geriledi.
İthalat, şubatta geçen yılın aynı ayına göre miktar bakımından %9 artışla 1,5 milyon ton, değer yönünden %7,2 yükselişle 1 milyar dolar olarak hesaplandı.
Yılın ilk iki ayında ithalat, geçen yılın aynı dönemine göre miktar yönünden %10,8 azalışla 2,7 milyon ton, değer yönünden de %11,7 düşüşle 1,9 milyar dolar seviyesine indi.
Geçen yılın ocak-şubat döneminde %72,5 olan ihracatın ithalatı karşılama oranı, bu yılın aynı döneminde %69,7 seviyesine düştü.
Küresel gelişmeler çelik ticaretini baskılıyor
Açıklamada görüşlerine yer verilen TÇÜD Genel Sekreteri Veysel Yayan, AB'ye yönelik ihracatta zayıflama eğiliminin dikkat çektiğini ve 1 Temmuz'da yürürlüğe girmesi beklenen yeni korunma önlemleri öncesinde endişelerin arttığını aktardı.
Yılın ilk iki ayında AB'ye ihracatın %36 azalışla 540,5 bin tona gerilediğini belirten Yayan;"Türkiye'nin ikinci en büyük ihracat pazarı Orta Doğu'da jeopolitik riskler ve ekonomik yavaşlama kaynaklı olarak talepte dramatik düşüşler yaşandı ve bölgeye yönelik ihracatımız %38 azalışla 278,7 bin tona geriledi. Güney Amerika ve BDT ülkelerine yönelik ihracatta kaydedilen sınırlı seviyedeki artışlar, pazar çeşitlendirme açısından olumlu görünüm ortaya koysa da ana ihracat pazarlarında yaşanan kayıplar telafi edilemedi. Avrupa'nın tedarik güvenliğini yeniden yapılandırma eğilimi kapsamında Türkiye'nin 'Made in Europe' yaklaşımına daha fazla entegre edilmesi, Türk sanayisi açısından bir fırsat oluşturuyor. Ayrıca İsrail-ABD ve İran savaşının yol açtığı artan jeopolitik riskler, dünya ticaretini ve çelik ticaretini olumsuz etkiliyor. Türkiye'nin barış girişimlerini artırması, savaşın Türk ekonomisi ve çelik sektörü üzerindeki olumsuz etkilerini asgariye inmesini sağlayacağı değerlendiriliyor."Dedi.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmadı