Bu kısıtlamalar, Rus çelik üreticilerinin ihracat olanaklarını daraltmış, metalurjik ekipman ve hammadde ithalatını sınırlamış ve temel metal tüketici sektörler üzerindeki etkisi yoluyla iç çelik talebini azaltmıştır. Sonuç olarak, ihracattaki gerileme ve iç talepteki zayıflama, çelik sektöründeki atıl kapasite sorununu daha da derinleştirmiştir.
2024’ün ikinci yarısına gelindiğinde çelik tüketimi ve fiyatlar düşüş eğilimine girerken üretim maliyetleri artış göstermiştir. Her ne kadar bazı sektörlerde talep artışı görülse de – özellikle çelik talebinin yüzde 36 arttığı enerji sektörü ile toplam metal tüketiminin yüzde 50’den fazlasını oluşturan inşaat sektörü – 2023’teki görece istikrarın ardından 2024’te toplam tüketim yeniden gerilemiştir. 2024 yılında çelik tüketimi inşaatta yüzde 6, enerjide yüzde 10,2 azalmış; buna karşılık otomotiv üretimi yüzde 6,7, makine imalatı ise yüzde 1,7 artmıştır. Bu dalgalı tablo, iç talebi genişletecek yeni alanların belirlenmesi gerektiğine işaret etmektedir.
Çalışmada, çelik içeren ürünlerde ithal ikamesinin potansiyel talep açısından temel bir kaynak olabileceği belirtilmektedir. Gerçek çelik tüketimi yalnızca yurt içi çelik kullanımını ve doğrudan çelik ticaretini değil, aynı zamanda makine ve ekipman bünyesinde yer alan dolaylı çelik ithalatını da kapsamaktadır. Yaptırımlar öncesinde dolaylı çelik ithalatı, Rusya’daki gerçek çelik tüketiminin yaklaşık yüzde 17’sini, net dolaylı ithalat ise yaklaşık yüzde 13’ünü oluşturuyordu. 2022 öncesinde makine ve ekipman grubu, toplam ithalat yapısının yüzde 49,2’sine kadar ulaşmıştı. Bu yapı yaptırımlar sonrasında büyük ölçüde korunmuş, ancak ithalat akışları coğrafi olarak Batı’dan Doğu’ya, özellikle Çin’e kaymıştır.
Makine, ekipman ve diğer çelik içeren ürünlerdeki yüksek ithalat bağımlılığı dikkate alındığında, ithal ikamesi hem yaptırımlara karşı kısa vadeli bir yanıt hem de yerli üretim zincirlerinin yeniden inşası açısından uzun vadeli bir strateji niteliği taşımaktadır. Analiz, ithal edilen çelik içeren ürün kategorilerini metal tüketen sektörlerdeki yatırım projeleriyle ilişkilendirmektedir. Rusya Bilimler Akademisi Sibirya Şubesi Ekonomi ve Sanayi Üretimi Organizasyonu Enstitüsü’nün bilgi tabanına göre en fazla yatırım projesi makine imalatı alanında (793 proje) ve metal ürünleri de kapsayan metalurji sektöründe (339 proje) yoğunlaşmaktadır. Bu dağılım, gelecekteki çelik talebinin oluşumunda makine imalatı ve metalurjinin belirleyici rol oynayacağını göstermektedir.
Projelerin yapısı, sıradan çeliklerin yanı sıra özel çelik türlerine yönelik geniş bir talebe işaret etmektedir. Öncelikli kategoriler arasında agresif ortamlara dayanıklı korozyon dirençli alaşımlar, kuzey bölgelerine yönelik düşük sıcaklığa dayanıklı çelikler, ray çelikleri, gemi inşa çelikleri, elektrik ve manyetik çelikler ile makine ve inşaat sektöründe kullanılan yapı ve takım çelikleri yer almaktadır. Bu çelik türleri; manganez, krom, nikel, titanyum, vanadyum, niyobyum, silisyum, kobalt, molibden, bakır ve diğer alaşım elementlerini gerektirmektedir.
Motorlar, takım tezgâhları, rulmanlar, tarım ve madencilik ekipmanları dâhil olmak üzere 29 ana çelik içeren ürün kategorisini kapsayan gümrük verilerine ve bu ürünlerdeki demir oranlarına (yüzde 40 ile yüzde 100 arasında) dayanarak yapılan hesaplamalara göre, ithal ikamesi yoluyla oluşabilecek potansiyel yıllık çelik talebi 4,679 milyon ton olarak tahmin edilmektedir. Bunun 2,63 milyon tonu yapı çeliği, 0,084 milyon tonu takım çeliği, 0,299 milyon tonu korozyon dirençli alaşımlar, 0,668 milyon tonu elektrik ve manyetik çelikler ve 0,998 milyon tonu gemi inşa çeliğinden oluşmaktadır.
Bu potansiyel talebin karşılanması, ek ferroalyaj üretimini de gerektirmektedir. En büyük artışların ferromanganez, ferrosilis ve ferrokromda gerçekleşmesi beklenmektedir. Korozyon dirençli çelik üretimi nedeniyle ferronikel de önemli bir paya sahiptir. Alaşım bileşimine bağlı olarak yıllık ilave talebin ferromanganez için yaklaşık 57,06–71,98 bin ton, ferrosilis için 18,90–94,50 bin ton ve ferrokrom için 76,24–111,42 bin ton aralığında olabileceği hesaplanmaktadır. Çoğu durumda, daha önce ihraç edilen hacimler de dâhil olmak üzere mevcut yerli üretim kapasitesi bu ilave ihtiyacı karşılayabilecek düzeydedir.
Bununla birlikte iki önemli kısıt öne çıkmaktadır. İlk olarak, Rusya’daki ferroalyaj üretiminin önemli bir kısmı ithal hammaddelere dayanmaktadır ve bu hammaddelerin bir bölümü yaptırımlara tabidir. Özellikle manganez cevheri tedarikine yönelik kısıtlamalar dikkat çekmektedir. İkinci olarak, metalurji sektöründe atıl kapasite bulunsa da üretim ağırlıklı olarak sıradan çelik türlerinin seri üretimine odaklanan büyük entegre tesislerde yoğunlaşmıştır. 2020 yılında sekiz büyük tesis, pik demirin yüzde 94’ünü, çeliğin yüzde 77’sini ve haddelenmiş ürünlerin yüzde 80’ini üretmiştir. Bu yapı, özel çeliklerin küçük partiler halinde verimli üretimini sınırlayabilir ve mevcut tesislerin modernizasyonunu ya da yeni elektrik ark ocaklı çelik üretim kapasitelerinin kurulmasını gerektirebilir. Ayrıca çevresel faktörler de sektörün teknolojik gelişimini etkilemektedir.
Sonuç olarak yaptırımlar, Rusya’da hem ihracat imkânlarını hem de iç çelik tüketimini önemli ölçüde azaltmış ve iç piyasadaki dengesizlikleri derinleştirmiştir. Makine, altyapı ve sanayi projelerinin gerektirdiği özel çelik türlerinin geliştirilmesi ve ürün yelpazesinin genişletilmesi, sektörün niteliksel dönüşümü açısından temel bir yönelimdir. Çelik içeren ürünlerde ithal ikamesi yaklaşık 4,7 milyon tonluk ek yıllık talep yaratma potansiyeline sahiptir. Ancak bu hacim, tek başına Rus çelik sektöründeki atıl kapasite sorununu ortadan kaldırmaya yeterli değildir; bu nedenle çelik tüketimini artıracak ve ürün çeşitliliğini genişletecek ilave alanların belirlenmesi gerekmektedir.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmadı