Bilgiç, Türkiye’de hurdayı kimin ne kadar tükettiğine dair net ve bütüncül bir veri bulunmadığını, bunun hem hurda hem de çelik sektöründeki kayıt sorunlarından kaynaklandığını söyledi.
Türkiye’nin dünyanın 17’nci büyük ekonomisi ve yedinci büyük çelik üreticisi olduğunu hatırlatan Bilgiç, bu ölçekte bir sektör için hurda arzına ilişkin uzun vadeli projeksiyonların yapılmamasını önemli bir eksiklik olarak değerlendirdi. Dışa bağımlı bir hammadde yapısının risklerine işaret eden Bilgiç, “Türkiye’nin 20 yıl sonra iç piyasada ne kadar hurda üretebileceğine dair yaklaşık bir rakam dahi verilemiyor. Bu kabul edilemez. Bir bilgi ekosistemi oluşturulmalı” dedi.
Bilgiç’in paylaştığı hesaplamalara göre Türkiye 2024 yılında yaklaşık 36,8–36,9 milyon ton ham çelik üretirken toplam hurda tüketimi yaklaşık 31,5 milyon ton seviyesinde gerçekleşti. Bunun 20 milyon tonunun ithal hurda olduğunu, kalan kısmın ise yerli hurda olarak değerlendirildiğini belirten Bilgiç, ancak “yerli hurda” kavramının netleştirilmesi gerektiğini vurguladı. Çelik tesislerinin kendi iç geri dönüşüm hurdasının yaklaşık %5 seviyesinde olabileceğini, bunun da yaklaşık 1,5 milyon tona karşılık geldiğini ifade etti. Ayrıca yaklaşık 1,1 milyon ton gemi söküm hurdası, 1 milyon ton HBI ve yaklaşık 500 bin ton pik kullanımının da toplam hammadde dengesi içinde yer aldığını kaydetti.
Bu varsayımlar altında 2024 yılında Türkiye’de gerçek anlamda iç piyasadan sağlanan hurdanın yaklaşık 7,2 milyon ton seviyesinde olduğunu dile getiren Bilgiç, kamuoyunda telaffuz edilen 10 milyon tonluk yerli hurda rakamının yüksek olduğunu savundu.
2025 yılına ilişkin değerlendirmesinde ise ham çelik üretiminin 38,1 milyon tona yükseldiğini, hurda tüketiminin ise yaklaşık 33,3 milyon ton seviyesine çıktığını belirtti. İthal hurdanın 18,7 milyon tona gerilediğini ve böylece bir önceki yıla göre %6,5 düşüş yaşandığını ifade eden Bilgiç, özellikle ABD ve AB kaynaklı tedarikte azalma görüldüğünü söyledi. Buna karşılık HBI ithalatının %46 artarak 1,5 milyon tona çıktığını, ithal pik kullanımının da yaklaşık 750 bin tona yükseldiğini aktardı.
Bilgiç’in hesaplamalarına göre 2025 yılında Türkiye’nin toplam yerli hurda üretimi yaklaşık 9,6 milyon ton seviyesinde oluştu. Ancak bu rakamın da tahmine dayalı olduğunu belirten Bilgiç, hurda potansiyelinin geçmiş çelik tüketiminden türetilebileceğini ifade etti. Yaklaşık 35 yıllık bir döngü sonunda tüketilen çeliğin %70’inin hurdaya dönüştürülebildiğini söyleyen Bilgiç, bu oranın Güney Kore gibi ülkelerle benzerlik gösterdiğini kaydetti.
Bu yaklaşım çerçevesinde Türkiye’nin 2060 yılında yıllık 24–28 milyon ton aralığında yerli hurda üretebileceğini öngören Bilgiç, çelik kapasitesinin 90 milyon tona çıkarılmasına yönelik hedeflerin mevcut hammadde dinamikleriyle uyumlu görünmediğini ifade etti. “2050 için 90 milyon ton çelik üretim hedefi konuşuluyor. Ancak ithal hurda daralırsa bu üretim hangi hammaddeyle yapılacak?” sorusunu yöneltti.
Avrupa Birliği’nin düşük bakırlı, yüksek kaliteli hurdaya yönelik olası kısıtlamalarının Türkiye’nin üretim desenini etkileyeceğini belirten Bilgiç, hurda kalitesinin hangi çelik türlerinin üretilebileceğini doğrudan belirlediğini söyledi. 80/20 olarak bilinen karışımla daha çok inşaat çeliği üretilebildiğini, yassı ve yüksek katma değerli ürünler için daha kaliteli hurda veya alternatif demir kaynaklarına ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.
Bilgiç’e göre Türkiye’nin geleceğinde ithal hurda tamamen ortadan kalkmayacak ancak payı azalacak; yerli hurda kapasite ölçüsünde kullanılacak ve HBI gibi demir bazlı alternatif hammaddelerin payı artacak. Hurda talebinin küresel ölçekte yükseldiğini hatırlatan Bilgiç, sektörün uzun vadeli planlamayı veri temelli yapması gerektiğini belirterek, “Bugünkü üretimin çok üzerinde hayali kapasite artışları yerine, hammadde gerçekleriyle uyumlu bir strateji izlenmeli” değerlendirmesinde bulundu.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmadı