Bilgiç, "Şimdiye kadar sadece tahmini olarak bilinen olası SKDM parasal yükü; yıl başında açıklanan çelik benchmark değerleri, bir programa bağlı olarak sıfırlanacak ücretsiz tahsisat oranları ve sürekli bir değişkenlik içinde olan karbon sertifika fiyatları ile artık daha somut bir değer olarak belli olmaya başladı. Kamuya yansıyan ilk tepkilerdeki doğrulama işlemini yapmamış EAF’li üreticilerin çok yüksek SKDM yükü ile karşı karşıya kalacak olmalarının asıl sorun olmadığı açıktır. Doğrulama, zamana bağlı geçici bir sorundur, ancak açıklanan benchmark değerleri sorunun büyüklüğünü işaret etmesi anlamında önemlidir." ifadelerini kullandı.
AB benchmark değerleri ve sektörün durumu
Bilgiç, AB komisyonunun Kapsam 1 doğrudan emisyon benchmark değerlerini AB çelik sektörünün en iyi %10’luk dilimi esas alarak açıkladığını belirtti: "YF&BOF için 1,364-1,491, DRI EAF için 0,475-0,567, Hurda bazlı EAF için 0.066-0.141 tCO2/ton hadde ürünü (verilen aralık içinde ürün türüne göre değişir). Spesifik olarak en önemli iki ürünümüz olan HRC için 0.072 tCO2/ton çelik, İnşaat çeliği ve filmaşin için 0.066 tCO2/ton çelik. Doğrulama kuruluşları belirlenip fiili değerlerimiz ortaya çıktığında kıyaslanacağımız referans değerler bunlar olacak."
Sektörün bilinen değerlerini de paylaşan Bilgiç, "Sürdürülebilirlik raporlarından anlaşıldığı kadarıyla YF&BOF için 2.2-2.5 tCO2/ton, EAF HRC ve rebar için minimum 0.14-0.17 tCO2/ton çelik. Bu değerlerin hadde ürünü bazında ve ISO 14064-1 uygun bir şekilde doğrulandığı bazı raporlarda açıkça belirtilmiş olmasına karşın bazılarında bu çok kritik detay verilmemiştir." dedi.
Kapsam 2 ile sorunlar büyüyecek
Bilgiç, kısa bir süre sonra devreye girmesi öngörülen Kapsam 2 ile sorunların artacağını vurgulayarak; "EAF’ler için HRC 1+2 toplamı benchmark değeri 0.237 tCO2/t çeliktir. Yine sürdürülebilirlik raporlarına göre en düşük emisyonlu üreticimiz 0.340 tCO2/t çelik değerine sahiptir. AB şebeke emisyon ortalaması 202 gr CO2/kwh iken ülkemizde 478 gr CO2/kwh civarındadır. Fiili değerleri; AB kapsam 1 benchmark ve şebeke emisyon değerlerinin yaklaşık iki katı olan EAF’li sektörümüz ve yaklaşık 1 tCO2/t çelik fazla olan entegre demir çelik sektörümüzün zaten rekabetçi olmakta zorlanırken bu yeni maliyet yükü sonrasında ne kadar rekabetçi olabileceği önemli bir sorudur."
Parasal yük ve örnek hesaplamalar
Bilgiç, parasal yükü örneklerle açıkladı: "Örneğin 0.15 ton CO2/ton hadde ürünü kapsam 1 emisyonu olan bir ihracatçı için sertifika fiyatını 98 USD/ton kabul edersek 2026 için 1 milyon ton saç ihraç ettiğinde 191.000 USD, 2027’de 382.000 USD, 2030’da 3.7 milyon USD SKDM yükü gelir, bu rakamların üreticiye ve rekabet koşullarına göre farklı anlamları olacaktır, ancak kapsam 2 sisteme dahil edildiğinde bu rakam yaklaşık 4-5 kat artacaktır."Dedi.
Karbonsuzlaşma bir verimlilik ölçüsüdür
SKDM’nin sadece parasal yük değil, verimlilik açısından da risk içerdiğini vurgulayan Muammer Bilgiç;"Karbonsuzlaşma bir verimlilik ölçüsüdür, bu konuda geride kalmak, referanslara göre emisyonda fazla olmak kadar, verimlilikte geride olmak anlamına da gelmektedir. Bu değerlere sahip yerli üreticilerden ürün alıp bunu AB’ye ihracat için başka bir ürüne dönüştüren değer zinciri de bu fiili durum ve benchmark kıyaslamasından etkilenecektir."
Enerji ve şebeke emisyonları kritik
Bilgiç son olarak şebeke emisyonlarına dikkat çekerek; "Kapsam 1 açısından dönüşmek için zaman vardır, referans değerlere yaklaşılabilir, parasal etkisi de şimdilik tolere edilebilir, ancak kapsam 2 için çok uzun bir yolculuk, yüksek bir maliyet ve en önemlisi karar vericilerin şebeke emisyonunu sorun olarak görüp enerji politikalarına yeni bir boyut olarak eklemesi gerekmektedir. Şebeke emisyonu sorunu sadece çelik değil, tüm sektörlerin sorunudur, çözüm, yenilenebilir elektrik üretiminde artış ve fosil yakıtlardan çıkıştır. Bu çözüm, marjinal maliyeti sıfıra yakın bir enerji türünün tüm endüstri ve sosyal yaşama hakim olması ile rekabet gücümüzü artıracak bir unsur olabilecektir." Açıklamasında bulundu.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmadı