14.424,54 TRY BIST 100 BIST 100
53,47 EUR EUR EUR
46,82 USD USD USD
6,93 CNY CNY CNY
0,13 CNY CNY/EUR CNY/EUR
40,29 TRY Faiz Faiz
72,81 USD Petrol(brent) Petrol(brent)
6,22 USD Bakır(lb) Bakır(lb)
92,14 USD Gümüş(ons) Gümüş(ons)
98,30 USD (CME) 62% Fe (CME) 62% Fe
380,00 USD Gemi Söküm Gemi Söküm
6.089,00 TRY Altın(gr) Altın(gr)
98,00 USD Demir Cevheri 61% Fe Demir Cevheri 61% Fe

Jing Liu: "Çin çelik sektörü artık büyüme değil, hayatta kalma döneminde"

JingZhe Environment & Climate Kurucusu ve Genel Müdürü Jing Liu, Çin çelik sektörünün zayıf iç talep, kapasite fazlası, artan ticaret önlemleri ve karbon düzenlemelerinin etkisiyle köklü bir dönüşüm sürecinden geçtiğini belirtti.

Jing Liu: "Çin çelik sektörü artık büyüme değil, hayatta kalma döneminde"

Çinli üreticilerin uluslararası pazarlarda artık yalnızca fiyat avantajıyla rekabet edemeyeceğini ifade eden Liu, ihracat stratejilerinin risk yönetimi, mevzuata uyum ve tedarik zinciri şeffaflığı odağında yeniden şekillenmesi gerektiğini söyledi. Liu, Çin çelik piyasasının mevcut görünümünden CBAM'ın etkilerine, küresel ticaret gerilimlerinden 2027 yılına yönelik beklentilere kadar birçok konuda SteelRadar'ın sorularını yanıtladı.

Sizce 2026 yılında Çin çelik pazarındaki en önemli gelişme nedir? Zayıf iç talep, ihracat baskısı ve kapasite fazlasının sektörün genel performansı üzerindeki etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

 Bana göre 2026 yılında Çin çelik pazarındaki en önemli değişim, sektörün artık "büyüme odaklı bir yapıdan" çıkarak "hayatta kalma ve yeniden dağılım odaklı bir yapıya" geçmiş olmasıdır. Zayıf iç talep sektör üzerindeki temel baskı olmaya devam ediyor. Gayrimenkul sektörü artık çelik tüketiminin ana itici gücü olma rolüne geri dönmedi ve altyapı ile imalat sanayisinden gelen talep de bu yapısal gerilemeyi tamamen telafi etmeye yetmiyor. Sonuç olarak birçok çelik üreticisi düşük kâr marjları, stok riskleri ve istikrarsız siparişlerle karşı karşıya kalmayı sürdürüyor.

Bu nedenle ihracat, Çin çelik sektörü için önemli bir baskı azaltma kanalı haline geldi. Ancak ihracattaki artış sektörün sağlıklı olduğu anlamına gelmiyor. Pek çok durumda ihracat, yüksek kârlılıktan ziyade iç piyasadaki arz fazlasını eritme ihtiyacından kaynaklanıyor. Bu da zor bir tablo oluşturuyor. Çin çeliği hâlâ fiyat ve üretim kapasitesi açısından önemli avantajlara sahip olsa da, yurt dışı pazarları düşük fiyatlı yüksek hacimli çelik ürünlerine karşı giderek daha az tolerans gösteriyor.

Kapasite fazlası ise temel sorun olmaya devam ediyor. Çin ham çelik üretimini kontrol altında tutmaya devam etse bile mevcut üretim kapasitesi hâlâ son derece yüksek seviyede. Bunun sonucu olarak sektörde ayrışma hızlanıyor. Ürün kalitesi, müşteri portföyü, ihracat deneyimi ve mevzuata uyum kabiliyeti güçlü olan büyük entegre çelik üreticileri uyum sağlama konusunda hâlâ avantajlı konumda bulunuyor. Buna karşılık, düşük katma değerli üretim yapan ve yalnızca fiyat rekabetine dayanan küçük üreticiler ile ticaret şirketleri çok daha büyük baskılarla karşı karşıya kalacak.

Bu nedenle 2026 yılını, basit bir sektör daralmasından ziyade yapısal baskıların öne çıktığı bir yıl olarak tanımlıyorum. Çin çelik sektörü çökmüyor; ancak ölçek ekonomisine, iç pazardaki inşaat talebine ve ihracat hacmine dayanan eski büyüme modeli giderek sürdürülemez hale geliyor.

“Çin'in uluslararası pazarlara erişimin maliyeti giderek artacaktır”

Son dönemde birçok ülke Çin çelik ürünlerine karşı anti-damping önlemleri ve daha sıkı ticaret politikaları uygulamaya başladı. Sizce bu gelişmeler Çinli çelik üreticilerinin ihracat stratejilerini ve küresel ticaret akışlarını nasıl etkileyecek?

Artan anti-damping önlemleri ve daha sıkı ticaret politikaları, Çinli çelik üreticilerini ihracat stratejilerini değiştirmeye zorlayacaktır. Geçmişte birçok şirket maliyet avantajı, yüksek üretim kapasitesi ve esnek ticaret ağları sayesinde yurt dışı pazarlara kolayca girebiliyordu. Ancak bu model artık çok daha zor hale geliyor.

İlk olarak, Çin'in çelik ihracatı daha parçalı bir yapıya dönüşecek. Bazı ihracatçılar doğrudan ihracat yerine üçüncü ülkelerde işleme, bölgesel dağıtım merkezleri veya daha karmaşık tedarik zinciri modellerine yönelebilir. Ancak bu da sorunu tamamen çözmeyecek. Çünkü birçok ülkenin ticaret otoriteleri artık ürün menşei, önlemleri aşma girişimleri, melt-and-pour kuralları ve tedarik zinciri izlenebilirliği konularını çok daha yakından takip ediyor.

İkinci olarak ürün yapısı daha önemli hale gelecek. Düşük katma değerli ve standartlaştırılmış çelik ürünleri daha güçlü ticaret engelleriyle karşılaşacak. Buna karşılık yüksek katma değerli, özelleştirilmiş ve istikrarlı sanayi müşterilerine yönelik ürünlerin daha fazla fırsat yakalaması mümkün olabilir. Ancak bu da güçlü teknik destek, kalite kontrolü ve mevzuata uyum kapasitesi gerektiriyor.

Üçüncü olarak çelik tüccarlarının rolü değişecek. Sadece alıcı ile satıcıyı buluşturan geleneksel ticaret şirketlerinin değeri azalacak. İthalatçılar; üretim yöntemini açıklayabilen, ürün menşeini kanıtlayabilen, gerekli belgeleri yönetebilen ve düzenleyici riskleri azaltabilen iş ortaklarına ihtiyaç duyacak. Özellikle CBAM açısından bakıldığında geleneksel çelik tüccarları oldukça yüksek riskli bir konumda bulunuyor.

Küresel ticaret akışları açısından ise Asya, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Latin Amerika'da rekabetin daha da yoğunlaşmasını bekliyorum. Avrupa ve Kuzey Amerika'ya eskisi kadar kolay giremeyen bazı Çin çelik ürünleri yeni pazarlar arayacaktır. Ancak bu bölgeler de giderek daha korumacı hale geliyor. Çin'in çelik ihracatı önemini koruyacak olsa da uluslararası pazarlara erişimin maliyeti giderek artacaktır.

Çinli çelik şirketleri CBAM sürecine tam olarak hâkim değil

Avrupa Birliği'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) ve giderek sıkılaşan sürdürülebilirlik düzenlemeleri Çinli çelik üreticileri için ne ifade ediyor? Sizce Çinli şirketler bu yeni düzenleyici ortama yeterince hazır mı?

CBAM, karbon verilerinin artık uluslararası çelik ticaretinin bir parçası haline geldiği anlamına geliyor. Karbon artık yalnızca çevresel bir konu değil; ticari bir belge, satın alma kriteri ve bazı durumlarda bir tedarikçinin Avrupalı müşterilere satış yapmaya devam edip edemeyeceğini belirleyen temel unsurlardan biri haline geliyor.

Çinli çelik üreticileri açısından CBAM, yalnızca bir form doldurmaktan çok daha fazlasını gerektiriyor. Şirketlerin üretim süreçlerini, enerji tüketimlerini, hammadde girdilerini, öncül emisyonlarını, elektrik verilerini, tahsis yöntemlerini ve bunları destekleyen kanıtları açıklayabilmeleri gerekiyor. Daha da önemlisi, bu verilerin gerçek üretim koşullarıyla uyumlu olması ve doğrulama süreçlerinden başarıyla geçebilmesi gerekiyor. Başka bir ifadeyle CBAM, Avrupa pazarına giriş için yeni bir giriş bileti haline geliyor.

Açık konuşmak gerekirse Çinli çelik şirketlerinin genel olarak bu sürece tam anlamıyla hazır olduğunu düşünmüyorum. Bazı büyük çelik grupları ve ihracat odaklı üreticiler CBAM'ı anlamaya başladı ve uluslararası belgelendirme kuruluşlarıyla karbon verilerinin hesaplanması veya ön doğrulama süreçleri konusunda çalışmalar yürütüyor. Ancak bu çalışmaların önemli bir kısmı hâlâ yalnızca "müşteri taleplerini karşılamak için ödeme yapma" anlayışıyla yürütülüyor. Pek çok şirket veri altyapısını, üretim sınırlarını, veri kapsamını ve kanıt zincirini sistematik biçimde değerlendirmiş değil.

Bu nedenle resmi doğrulama süreçleri daha sıkı hale geldiğinde bu şirketlerin süreci sorunsuz şekilde geçeceğini varsaymıyorum. Birçok şirket bu yeni giriş biletini almaya henüz gerçekten hazır değil. Daha da endişe verici olan ise bunun yalnızca Çin'i etkilemeyecek olmasıdır. Avrupa ile çelik ticareti açısından yakın ilişkilere sahip Türkiye ve Mısır gibi ülkelerde faaliyet gösteren aşağı yönlü sanayi kuruluşları ve çelik tüccarları da önemli kayıplarla karşılaşabilir.

Jeopolitik gelişmeler, ticaret gerilimleri ve küresel belirsizlikler çelik sektörünü önemli ölçüde etkiledi. Sizce bu gelişmeler Çin'in çelik ihracatını ve Asya'daki rekabet ortamını nasıl şekillendirecek?

Jeopolitik gelişmeler ve ticaret gerilimleri, Çin çeliğinin ihracat ortamını daha karmaşık ve daha öngörülemez hale getirecektir. Artık mesele yalnızca fiyat değil. Ticaret savunma önlemleri, karbon düzenlemeleri, tedarik zinciri güvenliği, sanayi politikaları ve siyasi güven aynı anda belirleyici hale geliyor.

Çin açısından bu durum bazı pazarlara erişimin zorlaşması, diğer pazarlarda ise rekabetin yoğunlaşması anlamına geliyor. Avrupa, ABD ve diğer bölgeler daha sıkı önlemler aldıkça Çin çeliğinin daha büyük bölümü Asya, Orta Doğu, Afrika ve Latin Amerika'ya yönelebilir. Ancak bu bölgelerin de kendi yerli çelik sektörleri ve siyasi baskıları bulunuyor. Bu nedenle ticari anlaşmazlıkların yayılmaya devam etmesi muhtemeldir.

Asya'da rekabet daha sert hale gelecektir. Çin çeliği maliyet ve arz avantajını korusa da diğer ülkeler pazara erişim, bölgesel ilişkiler, daha düşük düzenleyici risk ve bazı durumlarda Batılı alıcılar açısından daha kabul edilebilir tedarikçi olma özellikleriyle rekabet edecektir. Hindistan, Vietnam, Güney Kore, Japonya, Türkiye ve bazı ASEAN üreticileri yeniden şekillenen ticaret akışlarında farklı roller üstlenecektir. Gelecekte rekabet gücü yalnızca üretim maliyetine bağlı olmayacaktır. Tedarikçilerin istikrarlı teslimat sağlayabilmesi, ürün menşeini açık şekilde gösterebilmesi, güvenilir karbon verileri sunabilmesi ve alıcıların düzenleyici risklerini azaltabilmesi de belirleyici olacaktır.

Çinli ihracatçılar açısından bu hem baskı hem de fırsat anlamına geliyor. Sadece düşük fiyatla rekabet eden şirketler daha fazla kısıtlamayla karşılaşacak ve zamanla pazardan çekilmek zorunda kalabilecek. Buna karşılık üretim kapasitesini teknik hizmet, mevzuata uyum ve tedarik zinciri şeffaflığıyla birleştirebilen şirketler uluslararası pazarda güçlü fırsatlar yakalamaya devam edecektir.

“Çinli çelik üreticilerinin hacim odaklı ihracattan risk odaklı ihracata geçmeleri gerekiyor”

2027 yılına baktığınızda Çin çelik sektörünü şekillendirecek en önemli değişimler neler olacak? Üretim politikası, ihracat stratejisi ve yeşil dönüşüm arasında uluslararası rekabet gücünü belirleyecek temel faktörler hangileri olacak?

2027 yılına doğru ilerlerken Çin çelik sektöründe özellikle üç temel değişimin öne çıkacağını düşünüyorum. Birincisi üretim disiplinidir. Çin'in üretim kontrolü, istihdam, yerel ekonomik çıkarlar ve çelik üreticilerinin kârlılığı arasında denge kurması gerekecek. İç talep zayıf kalmaya devam ederse yalnızca üretimi kısmak yapısal sorunları çözmeye yetmeyecektir. Sektörün kapasite optimizasyonu, ürün yükseltme yatırımları ve konsolidasyon gibi daha derin yapısal dönüşümlere ihtiyacı bulunuyor.

İkincisi ihracatın dönüşümüdür. İhracat önemini koruyacak olsa da eski ihracat modeli giderek daha fazla zorlanacaktır. Çinli çelik üreticilerinin hacim odaklı ihracattan risk odaklı ihracata geçmeleri gerekiyor. Bu da daha doğru müşteri seçimi, daha güçlü belge yönetimi, daha şeffaf menşe izlenebilirliği ve kurallara önem veren yurt dışındaki ithalatçılarla daha yakın iş birliği anlamına geliyor.

Üçüncüsü ise özellikle CBAM ve benzeri düzenlemelerin etkisiyle hızlanan yeşil dönüşümdür. Pek çok şirket için yeşil dönüşüm artık yalnızca uzun vadeli bir politika hedefi değil, doğrudan pazara erişim şartı haline geliyor. Düşük karbonlu üretim yöntemleri, hurda yönetimi, elektrik kaynakları, emisyon verilerinin kalitesi ve doğrulamaya hazır olma düzeyi rekabet gücünü doğrudan etkileyecek.

2027 yılına gelindiğinde Avrupalı alıcıların çok daha seçici olacağını düşünüyorum. Artık yalnızca fiyat ve kaliteyi değil, tedarikçilerin güvenilir CBAM verileri sunup sunamadığını ve varsayılan emisyon değerlerinden kaynaklanan riskleri azaltıp azaltamadığını da sorgulayacaklar. Bu durum hazırlıklı Çinli çelik şirketleri için yeni fırsatlar yaratırken, küçük tedarikçiler, aşağı yönlü işleme tesisleri ve geleneksel çelik tüccarları üzerinde önemli baskılar oluşturacaktır. Bana göre gelecekte uluslararası rekabet gücünü belirleyecek temel unsur, bir şirketin endüstriyel gerçekliği düzenleyici uyum kabiliyetiyle birleştirebilme becerisi olacaktır.

Çelik şirketlerinin yalnızca verimli şekilde üretim yapması yeterli olmayacak. Aynı zamanda çeliğin nasıl üretildiğini, hammaddelerin nereden temin edildiğini, emisyonların nasıl hesaplandığını ve sunulan verilerin doğrulama süreçlerinden başarıyla geçebilecek güvenilirlikte olduğunu da kanıtlayabilmeleri gerekecektir.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı

Bu içeriğe sadece +plus aboneler erişebilir.

Piyasalara dair düşüncelerinizi paylaşmak ve daha fazla yoruma ulaşmak için hemen ABONE OLUN!
ABONE OLUN Zaten bir hesabınız varsa Oturum Açın

En çok okunan haberler

Severstal, Rusya'da çelik tüketiminin 2027 yılında toparlanmasını bekliyor

7 Temmuz 2026 Salı

Vallourec, Angola'daki Greater PAJ açık deniz projesi için Azule Energy'den büyük boru tedarik sözleşmesi aldı

7 Temmuz 2026 Salı

African Industries Group, Nijerya'da güneş enerjili çelik tesisi için 500 hektarlık arazi tahsisi aldı

7 Temmuz 2026 Salı

Kıraç Galvaniz, Bulgaristan'da 10 milyon euroluk iş birliği sözleşmesi imzaladı

7 Temmuz 2026 Salı
İzleme Listesi
Genişlet
İzleme listeniz boş

Favori emtialarınızı hızlı erişim için ekleyin ve son fiyat değişim haberlerini kaçırmayın.


Takip ettiğiniz haber kategorisi bulunmuyor
Bildirim Tercihlerini Düzenle
E-Bülten Aboneliği
En güncel haberleri ve günlük demir fiyatlarını e-posta ve sms olarak almak için kayıt olun.
Şimdi Plus Abonesi Olun!
3 gün ücretsiz deneyin!
Şimdi Abone Olun
Tarafsız Fiyatlar
Haberdar Olun
İl Demir Fiyatları
Yorumlar ve Analizler
Şimdi Abone Olun