Enerji Ekonomisi ve Finansal Analiz Enstitüsü’nün (IIEFA) 28 Nisan 2026 tarihli değerlendirmesine göre, küresel fiyatların hâlâ büyük ölçüde Avustralya arzına bağlı olması, bu stratejinin etkisini sınırlıyor.
Hindistan, kok kömürü ihtiyacının yaklaşık %90’ını ithalat yoluyla karşılarken, 2030 yılına kadar ham çelik kapasitesini 300 milyon tona çıkarmayı hedefliyor. Geliştirilmekte olan kapasitenin %64’ünün kömür bazlı yüksek fırın (BF) teknolojisine dayanması ise ithalat bağımlılığını daha da artırıyor. IEEFA’nın “ABD kok kömürü Hindistan’ın enerji güvenliği için sınırlı rahatlama sağlıyor” başlıklı notunda, ABD’den yapılan ithalatın artmasına rağmen risklerin devam edeceği vurgulandı.
Rapora göre, Hindistan son yıllarda tedarikçi çeşitliliğini artırsa da Avustralya hâlâ deniz yoluyla yapılan küresel kok kömürü ihracatının yaklaşık yarısını karşılıyor. Bu durum, Avustralya’daki arz kesintilerinin küresel fiyatları doğrudan etkilemesine yol açıyor. Nitekim 2026 Ocak ayında Queensland bölgesinde yaşanan yoğun yağış ve seller, üretim ve lojistiği aksatırken, premium sert kok kömürü fiyatı 4 Şubat’ta ton başına 252,5 dolara çıkarak Mart 2025’e göre %50’den fazla arttı.
ABD’den yapılan sevkiyatların ise daha uzun mesafeler nedeniyle daha yüksek navlun maliyetlerine maruz kaldığına dikkat çekildi. Özellikle Orta Doğu’daki kriz, gemi yakıt fiyatlarını artırarak bu maliyetleri daha da yükseltiyor. IEEFA Çelik Küresel Baş Analisti Simon Nicholas, navlun ekonomisinin belirleyici bir faktör olduğunu vurgulayarak, uzun mesafenin ABD kömürünün rekabet gücünü zayıflattığını ifade etti.
Bunun yanı sıra ABD’nin kok kömürü ihracat kapasitesinin sınırlı olduğu ve önümüzdeki yıllarda düşmesinin beklendiği belirtiliyor. Artan Hindistan talebi ile bu sınırlı kapasite arasındaki dengesizlik, ABD’nin Avustralya’nın yerini almasını zorlaştırıyor. Teknik açıdan da Hindistan’daki birçok çelik tesisinin yerli ve Avustralya kömürü karışımına uygun “stamp-charging” teknolojisini kullanması, ABD menşeli kömürün kullanımını kısıtlıyor.
IEEFA’ya göre yalnızca tedarikçi çeşitlendirmesi, Hindistan’ın enerji güvenliği sorunlarını çözmeye yetmeyecek. Kurumun Güney Asya Enerji Finans Analisti Saumya Nautiyal, küresel fiyat oynaklığı, arz kesintileri ve iklim kaynaklı risklerin devam edeceğine dikkat çekti.
Raporda, Hindistan’ın uzun vadede ithalat bağımlılığını azaltmak için hurda bazlı elektrik ark ocağı (EAF) üretimine yönelmesi ve yeşil hidrojen temelli çelik üretimini hızlandırması gerektiği ifade edildi. Özellikle yerli yeşil hidrojen üretiminin, fosil yakıt piyasalarındaki belirsizlikler ve jeopolitik riskler karşısında stratejik bir fırsat sunduğu vurgulandı.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmadı