Moderatörlüğünü Harun Bozoklar’ın üstlendiği programda konuşan Ulusal, 25 yıllık uluslararası ham madde piyasası deneyimiyle çelik sektöründe risk yönetiminin neden yeterince kullanılmadığını ve nasıl katma değer yaratılabileceğini anlattı.
Ulusal, yaklaşık 25 yıldır uluslararası ham madde piyasalarında faaliyet gösterdiğini belirterek, Londra Metal Borsası’na bağlı bir aracı kuruluş olarak temel faaliyet alanlarının baz metallerde kurumsal risk yönetimi olduğunu söyledi. Bakır, alüminyum, çinko, nikel ve kalay başta olmak üzere baz metallerde risk yönetimi hizmeti verdiklerini ifade eden Ulusal, bunun yanı sıra demir cevheri, çelik ürünleri, kok kömürü, altın, gümüş ve alüminyum için de uluslararası ölçekte risk yönetimi servisleri sunduklarını aktardı. Türkiye’deki müşteri sayılarının sınırlı olduğunu dile getiren Ulusal, sundukları hizmetin üreticilerin risklerini sınırlamaya yönelik olduğunu vurguladı.
Çelik sektöründe şu anda en akışkan ürünün demir cevheri kontratları olduğunu belirten Ulusal, borsada günlük işlem hacminin yaklaşık 20 milyon ton seviyesinde bulunduğunu kaydetti. Çelik hurdasında da işlem yapıldığını ancak burada gerçek işlem hacminin yaklaşık 10 bin tonla sınırlı kaldığını söyledi. Bakırda risk yönetiminin yaklaşık 150 yıllık bir geçmişe sahip olduğunu belirten Ulusal, “Bakırın bir tonunu bile risk yönetimi yapmadan fiyatlandıramazsınız” dedi.
Çelik sektöründe risk yönetimi araçlarının yeterince kullanılmamasının en önemli nedeninin, fiziksel işlemlerin çoğunlukla telefonda belirlenen fiyatlarla yapılması ve endeks fiyatların kullanılmaması olduğunu ifade eden Ulusal, diğer ham madde piyasalarında fiziksel alüminyum veya bakır satışlarında Londra Metal Borsası endeksinin referans alındığını ve bunun üzerine iskonto ya da prim eklendiğini hatırlattı. Çelikte ise endeks kullanımının yaygın olmamasının sektörde hedging uygulamalarını sınırladığını dile getirdi.
Türkiye’de risk yönetimi açısından kullanılabilecek başlıca ürünlerin hurda, inşaat demiri ve sıcak haddelenmiş rulo (HRC) kontratları olduğunu belirten Ulusal, demir cevheri kullanıcı sayısının Türkiye’de sınırlı olduğunu ancak çelik hurdasında Türkiye’nin dünyadaki en büyük spot alıcı konumunda bulunduğunu söyledi. Demir cevherinde günlük 20 milyon tonluk borsa işlem hacmine karşılık, çelik hurdasında 10 bin tonluk hacmin düşük kaldığını ifade eden Ulusal, buna rağmen bu ürünlerin etkin şekilde kullanılabileceğini vurguladı.
Ulusal, risk yönetimi araçlarının katma değer yaratmak için nasıl kullanılabileceğine ilişkin örnekler de paylaştı. Türkiye’de bir inşaat demiri üreticisi ya da tüccarının Dubai’deki bir inşaat projesine 15 ya da 22 aylık sabit fiyat teklifi vermek istemesi durumunda, bunun ancak vadeli piyasada fiyatı sabitleyerek mümkün olabileceğini belirtti. Örneğin 380 dolar sabit fiyat üzerinden alım yapıp üzerine 200 dolar kâr marjı ekleyerek 580 dolardan 15 aylık sabit fiyat teklifi verilebileceğini ifade eden Ulusal, bu tür bir yaklaşımın rakiplerin sunamadığı bir hizmet sağlayarak firmayı satışta farklılaştıracağını söyledi.
Bir diğer senaryoda ise dağıtıcı konumundaki bir firmanın HRC veya inşaat demirinde fiziksel satışlarının yavaşlaması durumunda iki seçeneği bulunduğunu aktaran Ulusal, hiçbir şey yapmadan beklemenin bir tercih olduğunu ancak bunun spekülatif sermaye davranışı olarak değerlendirilebileceğini ifade etti. Alternatif olarak, maliyeti 550 dolar olan bir üründe ekrandaki fiyat 520 dolar ise bir kısmının vadeli piyasada satılarak, fiziksel satış gerçekleştiğinde pozisyonun kapatılabileceğini ve örneğin 20 dolarlık marj eklenerek riskin yönetilebileceğini söyledi. Ulusal, bu yaklaşımın bir direnç meselesi olduğunu, hareketsiz kalmanın da aslında bir pozisyon anlamına geldiğini vurguladı.
Türkiye’de bu alanda en uygun ürünün çelik hurda kontratları olduğunu belirten Ulusal, ancak küresel piyasalarda son dönemde çok büyük bir dönüşüm yaşandığını dile getirdi. Son 25 yılda Batı’dan Doğu’ya doğru yaşanan para transferinin 500 yılda bir görülebilecek ölçekte olduğunu, son bir yılda ise para piyasalarında 50–60 yılda bir rastlanabilecek büyüklükte hareketler yaşandığını ifade etti. Örneğin bakırın artık yalnızca bir sanayi metali gibi değil, bir para değeri gibi işlem gördüğünü söyleyen Ulusal, piyasalarda çok ani iniş ve çıkışların yaşanabildiğini kaydetti.
Bu ortamda risk yönetimi araçlarının firmalara kendilerini koruma imkânı sunduğunu belirten Ulusal, çelik sektöründe hedging ve endeks bazlı fiyatlama kültürünün gelişmesinin, hem üretici hem de tüccarlar açısından daha sürdürülebilir ve öngörülebilir bir ticaret yapısının önünü açacağını ifade etti.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmadı