Julius, çelik sektörünün benzeri görülmemiş bir düzenleyici yük altında kaldığını ve bu durumun Avrupa’da sanayisizleşme sürecini hızlandırabileceğini ifade etti.
Avrupa Komisyonu’nun Aralık 2025’te yayımladığı 1.600 sayfayı aşan yeni hesaplama faktörlerinin, 1 Ocak 2026’da başlayan CBAM uyumluluğu için birçok firmayı hazırlıksız yakaladığı belirtildi. Julius, ithalatçıların çoğunun söz konusu belgeleri ancak ofislerin 5 Ocak’ta açılmasıyla incelemeye başladığını ve tedarik zinciri boyunca çeşitli aksaklıklar yaşandığını dile getirdi. Julius’a göre, 2025 yılında imzalanmış sözleşmelerde bu maliyetlerin hiçbir şekilde öngörülmemiş olması, şirketleri “aşırı maliyet sürprizleri” ile karşı karşıya bıraktı.
CBAM düzenlemelerine yönelik zorluklar, Avrupa Komisyonu’nun uygulamanın yalnızca iki hafta sonrasında tarım sektörü için şartları askıya almayı değerlendirdiğini açıklamasıyla aynı döneme denk geldi. Avrupa tarım bakanlarının yoğun baskısı üzerine AB Komiseri Maroš Šefčovič, gübre tarifelerini düşürebileceğini ve CBAM maddelerinin geçici olarak askıya alınabileceğini belirtti. Julius, çelik sektörünün de benzer bir siyasi baskı oluşturacağını ve bunun gerekçesinin, AB’de üretilen çelik bazlı ürünlerin, AB dışından ithal edilen ürünlerle rekabet edemeyecek kadar yüksek maliyet artışlarıyla karşılaşması olacağını söyledi.
Yeni düzenlemeler yalnızca ithalatı değil, AB’deki yerli üretimi ve ihracatı da etkiliyor. Julius, artan maliyetlerin AB’de üretilen çelik ürünlerinin ihracatında da düşüşe yol açacağını ve bunun mantıksal sonucunun Avrupa’da hızlanan bir sanayisizleşme olacağını öne sürdü. Julius, çeşitli üretim şirketlerinin bu riskleri şimdiden raporlamaya başladığını belirtti.
CBAM’ın uygulanmasında yaşanan teknik sorunlar arasında, varsayılan değerlerde tespit edilen ciddi hatalar da yer alıyor. Gerber Steel adlı çelik ticareti şirketi, özellikle Tayvan’ın paslanmaz çelik ürünlerine yönelik varsayılan emisyon değerlerinde büyük tutarsızlıklar bulunduğunu ve bu değerlerin ülkeye özgü veriler yerine başka kaynaklardan “kopyalanmış gibi göründüğünü” ifade ederek Avrupa Komisyonu’nu resmen uyardı. Julius, varsayılan değer sistemini “bir gizem” olarak nitelendirdi ve bu sistemin gerçek verilere dayalı bir analizden ziyade 31 Aralık 2025 son tarihine yetişme kaygısıyla hazırlandığını savundu.
Sertifikasyon süreci de ek sorunlar yaratıyor. Julius, CBAM kapsamında tesislerin emisyon değerlerini doğrulayacak sertifikasyon kuruluşlarının ulusal akreditasyon kurumları tarafından Temmuz 2026’ya kadar akredite edilmeyeceğini belirtti. Julius’a göre bu durum, binlerce tesisin sertifikalandırılması için yeterli kuruluş bulunmaması nedeniyle ciddi bir darboğaz yaratacak. Bu nedenle birçok ithalatçı, gerçek emisyon değerlerinden daha yüksek olan varsayılan değerlere mecburen yönelecek ve bu durum uyumluluk maliyetlerini daha da artıracak. Julius, Avrupa Komisyonu’nun “gerçekçi olmayan zaman çizelgesi” nedeniyle ithalatçıları fiilen en maliyetli seçeneği kullanmaya zorladığını söyledi.
Bu süreçte, AB’deki yerli çelik üreticilerinin artan ithalat maliyetlerinden avantaj sağlayabileceği değerlendiriliyor. Julius, AB içindeki çelik üreticilerinin artan maliyetler nedeniyle ithalatın zayıflamasını bekleyerek avantajlı bir konuma geçebileceğini ifade etti.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmadı