2025’in başlarında İran’ın çelik sektörü kritik bir aşamaya gelmiş durumda. Önceki yıllarda doğrudan indirgenmiş demir (DRI) teknolojisine yapılan agresif yatırımlar ve elektrik ark fırınları (EAF) kapasitesinin artırılmasıyla desteklenen hızlı bir büyüme sürecinin ardından, İran’ın yurtiçi ham çelik üretimi 2024 yıl sonunda yılda yaklaşık 68 milyon tona ulaşmış ve ülkeyi küresel çelik üretim sıralamasında ilk ona giren ve bölgede önemli bir tedarikçi konumuna getirmişti.
Esfahan, Huzistan ve Güney Horasan’daki üretim merkezleri, bu büyümede merkezi bir konumda yer aldı ve İranlı demir-çelik tesislerinin temel ham madde ihracatından daha yüksek katma değerli ürünler olan inşaat demiri, kütük ve yassı çelik gibi ürünlerine geçiş yapmasını sağlamıştı. İhracat pazarları Güneydoğu Asya, Afrika ve Latin Amerika’nın bazı bölgelerine kadar genişlemiş, Batı yanlı tedarik zincirlerinin dışında alternatif tedarikçiler arayan ülkelerin ilgisi artmıştı.
Ancak bu olumlu ivme, İran’ın nükleer programına dair devam eden anlaşmazlıklar nedeniyle Birleşmiş Milletler yaptırımlarının yeniden devreye girebileceği olasılığıyla ciddi bir tehdit altında bulunuyor.
Diplomatik gerilimlerin dramatik bir şekilde artmasıyla birlikte, Fransa, Almanya ve Birleşik Krallık (E3), 2015 yılında imzalanan İran nükleer anlaşması (Kapsamlı Ortak Eylem Planı - JCPOA) kapsamında "yeniden devreye girme" (snapback) mekanizmasını resmen harekete geçirdi. Bu adım, İran’a karşı Birleşmiş Milletler yaptırımlarının yeniden uygulanmasını mümkün kılıyor.
Geçtiğimiz Salı günü ortak bir açıklama ile duyurulan karar, JCPOA’nın Ekim 2024’te sona eren "güneş batımı" maddesine yaklaşılması ve aylar süren müzakerelerin sonuçsuz kalmasının ardından geldi. E3 ülkeleri, İran’ın zenginleştirme programını sürdürmesi ve uranyumunun saflığının bildirildiğine göre yüzde 84’e kadar çıkması silah sınıfına çok yakın bir seviye—nedeniyle daha fazla bekleme imkânı kalmadığını savunuyor.
Bu açıklama, küresel deniz taşımacılığı ve enerji piyasalarında şok etkisi yarattı. Londra’daki Lloyd’s sigorta birlikleri başta olmak üzere büyük sigorta şirketleri, İran limanlarına yanaşan gemilere verilen sigorta kapsamını yeniden değerlendiriyor. Dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda artan deniz kuvveti devriyeleri ve muayene operasyonları bekleniyor.
İran’ın en büyük iki petrol-dışı ihracat sektörü olan çelik ve petrokimya endüstrileri, ciddi aksaklıklarla karşılaşması bekleniyor. Son dönemde üretimi artıran ve Çin, Hindistan ile Afrika’ya ihracat yapan İran çelik fabrikaları, yakında gemi sevk ve liman erişimlerinde engellemeyle karşılaşabilir.
"Dışarıdaki alıcılar zaten tereddüt içinde," diyen Dubai merkezli bir ham madde tüccarı, "doğrudan yaptırımlara aykırı davranmasalar bile ikincil yaptırımlar ve bankacılık kısıtlamaları nedeniyle işlemler neredeyse imkânsız hâle geliyor."
Yorumlar
Henüz yorum yapılmadı