China International Capital’in başstratejisti Miao Yanliang, salı günü yayımlanan makalesinde, büyük çaplı sermaye kaçışına yol açmadan reformların hayata geçirilmesi için uygun koşulların oluştuğunu belirtti. Çin Döviz İdaresi’nin eski başekonomisti olan Miao, “Sermaye hesabı ne kadar açılır ve döviz kuru esnekliği ne kadar artırılırsa, Çin o kadar fazla sermaye çekebilir. Doların stratejik ve kalıcı bir değer kaybı döngüsüne, yuanın ise değer kazanım sürecine girdiği bir dönemdeyiz. Bu nedenle zamanlama doğru” değerlendirmesinde bulundu.
Tsinghua Üniversitesi finans profesörü Ju Jiandong da benzer görüşleri paylaşarak, artan jeopolitik riskler ortamında yuanın değer kazanmasının Çin için avantaj yarattığını ifade etti. Ju, içinde bulunduğumuz yıl ile önümüzdeki dönemi sermaye hesabının açılması açısından “stratejik fırsat penceresi” olarak nitelendirdi.
Şi’nin küresel yuan hedefi
Bu çıkışlar, Devlet Başkanı Şi Cinping’in 2024’te yaptığı ve kısa süre önce yayımlanan açıklamalarının ardından geldi. Şi, yuanın küresel ticaret ve finans sisteminde daha yaygın kullanılmasını ve rezerv para statüsüne ulaşmasını hedeflediklerini vurgulamıştı.
Son on yılda ilk kez akademi ve finans çevrelerinden etkili isimler, doların küresel hakimiyetine yönelik soru işaretlerinin arttığı bir dönemde sermaye kontrollerinin gevşetilmesini kamuoyu önünde daha açık şekilde tartışıyor. Merkez bankaları ve yatırımcılar açısından rezerv çeşitlendirme ihtiyacının güçlenmesi de bu tartışmayı besleyen unsurlar arasında gösteriliyor.
Sermaye kaçışı endişesi sürüyor
Çin son yıllarda kademeli bazı adımlar atsa da, sermaye kontrolleri yuanın tam uluslararasılaşmasının önündeki en önemli engel olarak görülüyor. Yatırımcılar ve şirketler hâlâ ülkeye para giriş ve çıkışı için resmi izin süreçlerine tabi veya belirlenmiş kanalları kullanmak zorunda. Bu durum, Çin finans piyasalarının küresel sistemle entegrasyonunu sınırlıyor.
Yetkililerin en büyük çekincesi ise piyasaları ve ekonomiyi sarsabilecek ani ve büyük sermaye çıkışları. Çin, 2015 yılında piyasa temelli kur sistemine geçiş girişiminin yatırımcı paniğine yol açması sonrası ciddi sermaye kaçışı yaşamış; döviz rezervleri yaklaşık iki yıl içinde 1 trilyon dolar civarında erimiş ve kontroller yeniden sıkılaştırılmıştı.
“Koşullar değişti” görüşü
Miao Yanliang’a göre, bugün hem yurtiçinde hem de küresel ölçekte tablo on yıl öncesine kıyasla farklı. ABD’nin korumacı ticaret politikaları ve jeopolitik hamleleri nedeniyle yatırımcıların alternatif arayışının arttığını savunan Miao, yabancı yatırımcıların Çin varlıklarına yönelme ihtiyacının güçlendiğini ileri sürdü. Ayrıca Çinli hanehalkı ve şirketlerin halihazırda onaylı kanallar üzerinden yurt dışında önemli varlıklar edindiğini, bunun da olası sermaye çıkışı baskısını sınırlayabileceğini belirtti.
Zhongtai Financial International Başekonomisti Li Xunlei de benzer şekilde, yuanın satın alma gücüne göre düşük değerli olduğunu ve bunun küresel likidite eksikliğiyle bağlantılı olduğunu ifade etti. Li’ye göre daha açık bir sermaye hesabı, yuanın uluslararası dolaşımını artırarak değer kazanımını destekleyebilir.
Natixis Kıdemli Ekonomisti Gary Ng ise Çin’in kısa vadede daha temkinli adımlar atabileceğini belirterek, bazı emtiaların yuan cinsinden fiyatlanmasının teşvik edilmesi ya da yurt dışı projelerin finansmanında yuan kullanımının artırılmasının para birimini güçlendirebileceğini söyledi.
Rezerv para yolunda uzun mesafe
Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre yuan, ticaret ve finansman işlemlerinde daha görünür hale gelmiş olsa da, küresel rezerv para birimleri içinde yaklaşık yüzde 2 payla altıncı sırada yer alıyor. Bu oran, doların hâkim konumunun oldukça gerisinde bulunuyor.
Ekonomistlere göre Çin’in hedefi net: Yuanı küresel ölçekte daha güçlü ve yaygın bir para birimi haline getirmek. Ancak bu yolda atılacak adımlar, finansal istikrar ile serbestleşme arasındaki hassas dengeyi gözetmek zorunda.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmadı