“Balkan çelik piyasasında AB ve AB dışı ülkeler arasındaki ayrışma giderek artacak”
Ticaret önlemleri, CBAM, enerji maliyetleri ve karbonsuzlaşma yatırımları Avrupa çelik piyasasındaki rekabet koşullarını yeniden şekillendirirken, Balkan ülkeleri de bu dönüşümden doğrudan etkileniyor. Özellikle AB üyesi ve AB dışındaki Balkan ülkeleri arasındaki düzenleyici farklılıklar, tedarik ve satın alma stratejilerinde giderek daha belirgin bir ayrışmaya yol açıyor.
SteelRadar’a değerlendirmelerde bulunan Liberty Steel Balkanlar Satış Müdürü Dusan Jovanoski, Kuzey Makedonya ve Balkanlar’daki mevcut piyasa koşullarını, satın alma davranışlarını, Türkiye’nin bölgedeki konumunu ve karbonsuzlaşma sürecini değerlendirdi. Jovanoski, 2027’nin sektör açısından kolay bir yıl olmasını beklemediğini belirterek yeni piyasa yapısına ticari, operasyonel ve teknolojik açıdan hızlı uyum sağlayabilen şirketlerin daha güçlü bir konumda olacağını ifade etti.
Öncelikle bize kendinizden bahsedebilir misiniz?
ArcelorMittal ve Liberty Steel Group’taki görevlerim de dahil olmak üzere çelik sektöründeki 12 yıllık deneyimim boyunca farklı pazarlarda çalışma ve Avrupa ile Balkan çelik sektörlerinde yaşanan yapısal değişimleri yakından takip etme fırsatı buldum. Son beş yıldır Balkan bölgesinde Satış Müdürü olarak görev yapıyorum. Ticari ve stratejik deneyimin bu birleşimi, bölgesel çelik piyasasının gelişimi ile üreticilerin, traderların ve müşterilerin karşı karşıya olduğu zorluklara ilişkin geniş bir bakış açısı kazanmamı sağladı.
Batı Balkanlar alternatif bir pazar haline gelebilir
Kuzey Makedonya ve Balkanlar’daki mevcut çelik piyasasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce şu anda talep ve fiyatları etkileyen başlıca faktörler neler?
Kuzey Makedonya nispeten küçük bir pazar olmasına rağmen, bölgesel çelik sektöründeki konumu iç tüketiminin düşündürdüğünden daha önemli. Ülkede hem yassı hem de uzun ürünlerde faaliyet gösteren önemli çelik üreticileri bulunuyor. Liberty Skopje, kaplamalı ve soğuk haddelenmiş yassı ürünlerde önemli bir üretici konumundayken, Makstil önde gelen quarto levha üreticilerinden biri. Dojran Steel ise uzun ürünler segmentinde faaliyet gösteriyor.
Bu üreticilerin varlığı Makedonya’daki çelik talebine ve sanayi faaliyetlerine önemli katkı sağlıyor. Ancak iç tüketimin sınırlı olması nedeniyle üretimin önemli bir bölümü ihraç ediliyor ve bu durum ülkeyi Balkanlar ve Avrupa’daki gelişmelere karşı oldukça duyarlı hale getiriyor.
Makedonya piyasasının özelliklerinden biri nispeten açık bir ticaret ortamına sahip olması. Ürüne ve menşeine bağlı olarak şirketler, AB’de uygulanan anti-damping önlemleri veya kotalarla aynı düzeyde ticaret kısıtlamalarıyla karşılaşmadan üçüncü ülkelerden ithalat yapabiliyor. Bu nedenle Çin, Türkiye, Ukrayna ve diğer ülkelerden tedarikçiler piyasada önemli bir rol oynuyor.
Şimdilik bu durum Makedonya ile Sırbistan, Bosna Hersek, Arnavutluk, Kosova ve Karadağ dahil olmak üzere Batı Balkanlar genelinde nispeten istikrarlı arz ve talep koşullarına katkıda bulundu. Ancak piyasanın önemli bir dönüm noktasına yaklaştığını düşünüyorum.
1 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren yeni AB çelik ticaret rejimi, kapsamdaki çelik ürünleri için yıllık 18,3 milyon tonluk gümrüksüz kota getirirken, kotayı aşan hacimlere %50 vergi uygulanmasını öngörüyor. Bu, Avrupa’nın ticaret ortamında önemli bir değişiklik anlamına geliyor.
Bunun Balkanlar üzerindeki etkileri önemli olabilir. AB pazarlarına erişimini kaybeden veya erişimi kısıtlanan tedarikçiler doğal olarak alternatif pazarlar arayacaktır. Coğrafi yakınlığı, lojistik avantajları ve nispeten açık ticaret ortamı nedeniyle Batı Balkanlar doğal bir alternatif pazar konumunda. Özellikle Türkiye’nin bölgedeki varlığını güçlendirmesi muhtemel.
Bu ilave rekabet, bazı üretim, enerji ve lojistik maliyetlerinin yükselmeye devam ettiği bir dönemde dahi fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturabilir. Sonuç olarak Balkanlar’daki fiyat hareketleri AB piyasalarındaki gelişmelerden giderek daha fazla ayrışabilir.
Stoklar ve spekülasyon satın alma davranışlarını etkiliyor
Son dönemde alıcıların satın alma davranışlarında ne gibi değişiklikler gözlemlediniz? Şirketler yeniden stok yapıyor mu, yoksa ağırlıklı olarak kısa vadeli ihtiyaçlarına göre mi alım gerçekleştiriyor?
Bir diğer önemli gelişme, AB üyesi ve AB dışındaki Balkan ülkeleri arasındaki satın alma davranışlarının farklılaşması.
Balkan piyasası fiilen AB üyesi ülkeler ile AB dışındaki ülkeler arasında bölünmüş durumda ve farklı düzenleyici ortamlar nedeniyle satın alma modelleri giderek ayrışıyor. CBAM ve yeni AB çelik kotaları, özellikle Türk tedarikçiler açısından önemli pazarlar olan Yunanistan ve Bulgaristan gibi ülkelerde satın alma kararlarını güçlü şekilde etkiledi.
CBAM’ın uygulanmasından önce önemli ölçüde spekülatif alım gördük. Yeterli finansal kapasiteye sahip müşteriler stoklarını önemli ölçüde artırdı. Bazı durumlarda şirketler, öngörülen ihtiyaçlarının altı ila on iki aylık bölümünü karşılayacak kadar malzeme satın aldı. Benzer bir durum 2026’nın üçüncü çeyreğinde yeni kota sisteminin yürürlüğe girmesinden önce de yaşandı.
Dolayısıyla belirli dönemlerde görünen talep, gerçek tüketimin işaret ettiğinden daha güçlüydü. Gerçekte bu artışın bir kısmı nihai kullanıcı talebindeki gerçek büyümeden ziyade stok birikimi ve spekülasyondan kaynaklandı.
Piyasayı değerlendirirken bu ayrım oldukça önemli. Daha yüksek sevkiyatlar her zaman daha yüksek tüketim anlamına gelmiyor. Bazı durumlarda müşteriler düzenleyici değişikliklerden önce malzeme temin etmek istediği için talep yalnızca öne çekildi.
Finansman karbonsuzlaşmanın önündeki temel zorluklardan biri
Sürdürülebilirlik ve karbonsuzlaşma Avrupa çelik sektöründe giderek daha önemli hale geliyor. Sizce bu dönüşüm Balkanlar’daki çelik üreticileri ve işleyicilerinin rekabet gücünü, yatırım ihtiyaçlarını ve ticaretini nasıl etkileyecek?
Karbonsuzlaşma önümüzdeki on yılda Balkan çelik sektörünün karşılaşacağı en büyük yapısal zorluklardan biri olacak.
Yön açık. Geleneksel yüksek fırın/BOF üretimi giderek daha fazla baskı altına girerken elektrik ark ocakları (EAF), DRI ve diğer düşük karbonlu teknolojiler önem kazanıyor. Avrupalı üreticiler şimdiden büyük dönüşüm projeleri yürütüyor. EUROFER’in 2026 sektör raporuna göre, 2026-2030 dönemi için toplam 44,1 milyon ton kapasiteyi temsil eden 20 EAF projesi ve 26,9 milyon ton kapasiteyi temsil eden 13 DRI projesi bulunuyor; ancak bazı projeler beklemede.
Balkanlar açısından temel sorun, birçok ülke ve şirketin finansal kapasitesinin Batı Avrupa’nın büyük ekonomilerine kıyasla önemli ölçüde daha sınırlı olması. Hükümetler genel olarak bazı gelişmiş AB pazarlarında görülen ölçekte yeni EAF-DRI yatırımlarını destekleyebilecek durumda değil.
Bu durum ciddi bir rekabet sorunu yaratıyor. AB dışındaki Balkan üreticileri CBAM, kotalar, karbon gereklilikleri ve düşük karbonlu üretime geçiş nedeniyle artan maliyetlerle karşı karşıya kalabilirken, AB üreticileriyle aynı düzeyde finansal desteğe erişemeyebilir.
Aynı zamanda AB üreticileri Avrupa’nın ticaret politikaları tarafından giderek daha fazla korunuyor. Yeni AB Çelik Düzenlemesi, Avrupa çelik sektörünü küresel kapasite fazlası ve ticaret sapmasının etkilerinden korumayı açıkça hedefliyor.
Dolayısıyla yalnızca AB ile serbest ticaret anlaşmasına sahip olmak uzun vadeli rekabet gücünü garanti etmek için yeterli olmayabilir. Kuzey Makedonya ve Sırbistan gibi ülkeler tercihli pazar erişimine sahip olsa da üreticilerin enerji maliyetleri, karbon yoğunluğu, teknoloji ve yatırım gibi temel sorunları çözmesi gerekecek.
Bu bağlamda enerji özellikle önemli. Avrupa çelik sektörü, yüksek ve dalgalı elektrik fiyatlarını sanayinin rekabet gücü, elektrifikasyon ve karbonsuzlaşmanın önündeki en büyük engellerden biri olarak görmeye devam ediyor.
Balkan üreticileri açısından rekabetçi fiyatlarla enerjiye erişim, hangi şirketlerin Avrupa pazarlarında rekabetçi kalacağını belirleyen temel faktörlerden biri haline gelebilir.
Türkiye, Kuzey Makedonya’nın güçlü tedarikçileri arasında yer alıyor
Türkiye, Kuzey Makedonya’nın önemli çelik tedarikçilerinden biri. Türkiye ile Kuzey Makedonya arasındaki mevcut çelik ticaretini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye halihazırda Kuzey Makedonya’nın çelikte önemli ticaret ortaklarından biri ve bu ilişkinin önemini korumasını bekliyorum.
Türk çelik üreticileri, boru üreticileri ve çelik servis merkezlerine yapılan tedarikler de dahil olmak üzere özellikle sıcak haddelenmiş rulo (HRC) alanında güçlü bir konuma sahip. Rekabet güçleri cazip fiyatlandırma ve Balkan bölgesine yönelik oturmuş lojistik imkanlarla destekleniyor.
Ancak Türk çeliğinin kiminle rekabet ettiğini doğru anlamak önemli. Birçok durumda Türk üreticilerin ana rakibi Avrupalı üreticiler değil, fiyat açısından daha agresif olabilen Çin’den yapılan ithalat.
Bu durum, satın alma kararlarının fiyatlara oldukça duyarlı olduğu Makedonya ve AB dışındaki diğer Balkan pazarlarında özellikle önemli. Sonuç olarak Çin ve Türkiye’den daha düşük maliyetli tedarikçiler güçlü konumlarını koruyor.
Aynı zamanda yerel üreticiler de önemli rol oynamaya devam ediyor. Makedonya’da Liberty Skopje, ithal malzemelerin yanı sıra yerel pazara kaplamalı ürün tedarikinde önemli bir konuma sahip. Böylece yerel üretimin, Avrupa tedarikinin ve rekabetçi fiyatlı üçüncü ülke ithalatının bir arada bulunduğu bir piyasa yapısı oluşuyor.
Jeopolitik gerilimler maliyetleri ve tedarik zincirlerini etkiliyor
Dünyadaki savaşlar, siyasi gerilimler ve ekonomik belirsizlikler Kuzey Makedonya ve Balkanlar’daki çelik sektörünü nasıl etkiliyor?
Jeopolitik ortam da çelik sektörü açısından önemli bir faktör haline geldi. Savaşlar, siyasi gerilimler, yaptırımlar, ticaret kısıtlamaları ve ekonomik belirsizlik; üretim maliyetleri ve tedarik zincirleri üzerinde doğrudan etkili oluyor. Enerji fiyatları, navlun maliyetleri, hammadde bulunabilirliği ve lojistik koşulları jeopolitik gelişmelerden çok hızlı etkilenebiliyor.
Balkan üreticileri açısından bu durum rekabet gücü üzerinde ek bir baskı yaratıyor. Rekabetçi fiyatlarla enerji temin edemeyen ülkeler, enerji ve diğer girdi maliyetlerinin daha düşük olduğu bölgelerdeki üreticilerle rekabet etmekte giderek daha fazla zorlanabilir.
Dolayısıyla mesele artık yalnızca talebin olup olmadığı değil. Üreticilerin giderek sıkılaşan çevresel ve ticari gereklilikleri karşılarken çeliği rekabetçi toplam maliyetlerle üretip teslim edip edemeyeceği de giderek önem kazanıyor.
“Ürün bulunabilirliği neredeyse fiyat kadar önemli olacak”
2026’nın geri kalanı ve 2027’ye yönelik olarak Kuzey Makedonya ve Balkanlar’daki çelik fiyatları, talep ve genel piyasa koşullarına ilişkin beklentileriniz neler?
İleriye baktığımda, çelik piyasasının AB ve AB dışı ülkeler arasında giderek daha fazla ayrışmasını bekliyorum.
AB pazarlarında yeni ticaret önlemleri, daha kısıtlı ithalat imkanları ve umarım temel talepteki iyileşmenin etkisiyle fiyatların daha güçlü yukarı yönlü destek görmesini bekliyorum. AB’nin son çelik verileri, yakın dönemin ne kadar zorlu olduğunu ortaya koyuyor: Avrupa’da çelik talebi sınırlı bir toparlanma göstermeye başlamış olsa da üretim rekor düşük seviyelere gerilerken ithalat piyasada benzeri görülmemiş bir paya ulaştı.
Ancak AB dışındaki Balkan pazarlarında durum çok daha karmaşık hale gelebilir. Geleneksel AB pazarlarının bir bölümünü kaybeden üreticiler hacimlerini komşu ülkelere yönlendirebilir; bu da rekabeti artırarak fiyatlar üzerinde ek baskı oluşturabilir. Dolayısıyla fiyat ve talep eğilimleri bölgenin tamamında aynı yönde hareket etmeyebilir.
Buna rağmen gerçek talebin kademeli olarak iyileşmesini bekliyorum. Özellikle son yıllarda inşaat ve altyapı yatırımlarının nispeten zayıf kaldığı ülkelerde, hükümet destekli altyapı projelerinin önemli bir tüketim kaynağı olması muhtemel.
Bir diğer önemli gelişme, müşterilerin yeni AB kota ve CBAM ortamına nasıl uyum sağlayacağı olacak. Alıcıların satın alma stratejilerinin giderek daha gelişmiş hale gelmesini bekliyorum. Kota dönemlerinin sonuna doğru stok yenileme faaliyetlerinin arttığını, yeni kota dönemleri açıldığında ise çok hızlı gümrükleme ve satın alma faaliyetleri görülebilir. Bu ortamda üretim güvenilirliği ve zamanında teslimat giderek daha önemli hale gelecek. Ürün bulunabilirliği neredeyse fiyat kadar önemli olacak.
Aynı zamanda bazı müşteriler, Avrupa çeliği ile ithal çelik arasındaki fiyat farkının son derece yüksek olabilmesi nedeniyle kota vergisi risklerini kabul ederek üçüncü ülkelerden tedarik etmeye devam edecek. Belirli ürünlerde ve belirli piyasa koşullarında bu fark ton başına 300-400 EUR seviyesine ulaşabiliyor. Bu, birçok müşterinin göz ardı edemeyeceği bir fark.
Düzenleyici çerçeve de hâlâ gelişiyor. AB, yeni Çelik Düzenlemesi’nin kapsamını gözden geçiriyor ve Komisyonun değerlendirmesini 2026 sonuna kadar tamamlaması bekleniyor. “Melt and pour” gerekliliğinin uygulanması, özellikle hammaddelerin ve yarı mamullerin birden fazla ülkeden geçtiği durumlarda uluslararası çelik tedarik zincirlerine yeni bir karmaşıklık katacak.
CBAM da 1 Ocak 2026’da kesin uygulama dönemine girdi. Dolayısıyla karbon maliyetleri artık yalnızca gelecekteki bir düzenleme konusu değil, somut bir ticari faktör haline geliyor. Avrupa Komisyonu Ağustos 2026’da kesin dönem için varsayılan değerler dahil olmak üzere uygulamaya yönelik teknik parametreleri güncellemeye devam etti.
“2027 yeni zorluklar ve fırsatlar getirecek”
Genel olarak Balkan çelik piyasasının yeni bir döneme girdiğine inanıyorum. Uzun yıllar boyunca fiyat, bulunabilirlik ve lojistik satın alma kararlarını belirleyen temel faktörlerdi. Bundan sonra ticaret politikaları, karbon yoğunluğu, kota kullanılabilirliği, enerji maliyetleri ve hammaddelerin menşei de aynı derecede önemli hale gelecek.
Balkan üreticileri açısından en büyük zorluk, karbonsuzlaşmaya yatırım yaparken ve giderek daha korumacı ve daha yoğun düzenlemelere tabi Avrupa pazarına uyum sağlarken rekabet güçlerini korumak olacak.
Alıcılar açısından temel zorluk, fiyat ile arz güvenliği ve düzenleyici risk arasında denge kurmak olacak. Üreticiler açısından ise başarı giderek daha fazla operasyonel verimliliğe, güvenilir teslimata, rekabetçi enerji maliyetlerine, teknolojik yatırımlara ve değişen ticaret kurallarını hızla anlayıp bunlara uyum sağlama kabiliyetine bağlı olacak.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmadı