İtalya’da inşaat demiri piyasasında gözle görülür bir canlanma yaşanıyor. Yaz tatili öncesinde yoğun bir şekilde stok yapan üreticiler, fabrika bakım duruşları öncesi ellerini güçlendirmek amacıyla piyasada agresif talep gösteriyor. Bu durum, özellikle kuzey bölgelerde fiyatları ton başına 550-560 euro seviyesine taşırken, güney bölgelerde fiyatların 580 euro/ton seviyesine kadar çıktığı bildiriliyor. Avusturya teslimatları içinse İtalyan menşeli inşaat demirinin 600-610 euro/ton seviyesinden teklif edildiği ifade ediliyor. Fiyatlardaki bu yükseliş, bölgesel farklılıkları da beraberinde getiriyor.
Almanya’da inşaat demiri fiyatları 615-630 euro/ton seviyesine ulaşmış durumda. Polonya menşeli ürünlerin Almanya’ya teslim fiyatları da 600 euroyu aşarak dikkat çekiyor. Fiyatlardaki bu artış, yalnızca arz-talep dengesine bağlı değil; aynı zamanda CBAM öncesi ithal ürünlerin azalması ve iç pazara yönelimin artmasıyla da açıklanabilir. Piyasa kaynaklarına göre bazı satış tarafı aktörleri, karbon vergisi uygulaması öncesi ithal ürünlerde oluşan belirsizliği ve AB’nin koruma önlemlerinin sıkılaştırılabileceği ihtimalini kullanarak fiyatları yukarı çekmeye çalışıyor. Her ne kadar alıcı tarafı bu fiyatları bütünüyle kabul etmiş olmasa da, bu yaklaşım satıcıların fiyatlama stratejisini etkiliyor.
HRC piyasasında da benzer bir trend gözlemleniyor. ArcelorMittal, dördüncü çeyrek teslimatları için tekliflerini 610 euro/ton seviyesine yükselttiğini duyurdu. Piyasa kaynaklarına göre bazı entegre tesisler, bu teslimat dönemi için 600-610 euro/ton fabrika çıkışı fiyatlarını hedefliyor. İtalya’da HRC fiyatları 530-550 euro arasında seyrederken, Almanya’da fiyatlar 560-570 euro seviyesinde işlem görüyor. Galvanizli ve soğuk haddelenmiş ürünlerde de fiyatların sabit kaldığı, ancak yukarı yönlü baskının sürdüğü bildiriliyor.
CBAM’ın ithalat maliyetlerine doğrudan etkisi henüz gerçekleşmemiş olsa da, piyasada bunun ön hazırlıkları başlamış durumda. Çin, Endonezya ve Brezilya’dan gelen slab teklifleri CFR İtalya bazında 505-530 dolar/ton seviyelerinde. Ancak ithalat tarafında sevkiyat sürelerinin uzunluğu, kota sınırına yaklaşılması ve gelecekte uygulanacak karbon vergilerinin getireceği ek maliyetler, ithal ürünlere olan talebi azaltıyor. Bu durum, özellikle iç pazar ürünlerini daha cazip hale getiriyor. Endonezya örneğinde olduğu gibi, bazı üreticiler AB koruma önlemlerinden muaf oldukları için fiyat avantajı sunuyor; ancak kaynaklar, geçtiğimiz hafta verilen 10.000 tonun üzerindeki siparişin muhtemelen CBAM öncesi Avrupa’ya ulaşacak son büyük sevkiyat olacağını belirtiyor. Bu da ithalatçılar nezdinde son fırsat algısını güçlendiriyor.
Türkiye ve Cezayir’den gelen HRC teklifleri ise 520-540 euro/ton seviyelerinde ggerçekleşiyor. Türkiye’nin tekliflerinde anti-damping vergisi dahil fiyatların 520-540 euroya çıktığı belirtildi. Her iki ülke de CBAM’ın devreye girmesinden önce teslimat garantisi sundukları için, Avrupa’daki alıcılar açısından daha güvenilir seçenekler olarak öne çıkıyor. Buna karşılık Hindistan’dan gelen 500 euro/ton seviyesindeki teklifler, teslimat sürelerinin uzunluğu ve kota sınırına yaklaşılması nedeniyle daha temkinli karşılanıyor.
Avrupa’da ağustos ayı boyunca birçok üreticinin planlı bakım duruşlarına girecek olması da arz tarafında sıkışıklığa yol açacak gibi görünüyor. Beltrame, Feralpi, Arvedi, Marcegaglia ve JSW Steel Italy gibi büyük üreticilerin 2 ila 4 hafta sürecek üretim kesintileri, özellikle inşaat demiri ve düz ürünlerde kısa vadede arzı sınırlayacak önemli bir faktör olarak öne çıkıyor. Bu duruşlar, fiyatların artış yönlü seyretmesine katkı sağlarken, alıcılar da ellerini güçlendirmek için mevcut stok seviyelerini artırma yoluna gidiyor.
Sonuç olarak Avrupa çelik piyasası, yaz aylarında yaşanan mevsimsel durgunluğu bu yıl farklı bir şekilde deneyimliyor. CBAM’ın getireceği yapısal değişimler, ithalatın zayıflaması ve iç üreticilerin fiyatlama gücünü artırmasıyla birlikte, piyasa kısa vadede yukarı yönlü hareket ediyor. Hem inşaat demiri hem de HRC tarafında bu fiyat artış eğiliminin eylül ayına kadar sürmesi beklenebilir. İç pazarın daha güvenilir ve istikrarlı görülmesi, Avrupa üreticilerini önümüzdeki dönemde daha fazla avantajlı konuma taşıyabilir.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmadı