ASI tarafından yapılan açıklamada, önerilen TRQ sisteminin, belirlenen kota seviyesine kadar gerçekleştirilecek ithalatın gümrük vergisinden muaf tutulmasını, yalnızca bu seviyeyi aşan ithalata ise tarife uygulanmasını öngördüğü ifade edildi. Böylece ithalatın tamamen engellenmeyeceği, ancak yerli üretim üzerinde baskı oluşturmayacak seviyelerde tutulmasının hedeflendiği vurgulandı.
Enstitü, önerilen önlemin proje maliyetleri üzerindeki etkisinin sınırlı olacağını savundu. Açıklamada, ithal yapısal çeliğin toplam altyapı ve madencilik projelerinin maliyetinde nispeten küçük bir paya sahip olduğu, tarifeden etkilenecek kısmın ise bunun yalnızca bir bölümü olacağı belirtildi. Bu nedenle son kullanıcılar üzerindeki maliyet etkisinin düşük seviyede kalmasının beklendiği ifade edildi.
ASI, TRQ uygulamasının sektöre önemli ölçüde katkı sağlayacağını da dile getirdi. Enstitüye göre önerilen mekanizma, sektörün karşı karşıya olduğu zararın yaklaşık yarısını azaltma potansiyeline sahip olacak. Bunun da üreticilere yatırım ve verimlilik artırıcı projeler için daha fazla güven sağlayarak uzun vadede rekabet güçlerini artırmalarına katkıda bulunacağı kaydedildi.
Açıklamada ayrıca, korunma önlemlerini düzenleyen uluslararası kurallar kapsamında TRQ'nun yıllık olarak gözden geçirileceği ve kademeli liberalizasyona tabi olacağı hatırlatıldı. ASI, bu incelemelerde küresel ölçekte yapısal çelik ürünlerine uygulanan ticaret önlemlerinin de dikkate alınması gerektiğini belirterek, Avustralya'nın ticaret sapmasının hedef pazarı haline gelmesinin önüne geçilmesini istedi.
Enstitü, önerdikleri TRQ uygulamasının belgelenmiş bir soruna yönelik hedefli ve orantılı bir çözüm olduğunu belirterek, Verimlilik Komisyonu'nun da bu yönde tavsiyede bulunmasını talep etti.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmadı