Şirket tarafından yapılan açıklamada, ADI’nin Olağanüstü Komiserleri tarafından yöneltilen iddiaların hiçbir hukuki veya fiili dayanağa sahip olmadığı belirtilerek, ArcelorMittal’in tüm yetkili merciler önünde pozisyonunu kararlılıkla savunacağı vurgulandı.
ArcelorMittal, dava dilekçesinde yer alan; şirketin ADI yönetimini ve yerel otoriteleri kötü yönlendirdiği, tesislerin çökmesine neden olduğu, şirket faaliyetlerini bilinçli olarak “yok etmeye” çalıştığı ve İtalya’dan kârları “yağmaladığı” yönündeki suçlamaları kesin bir dille reddetti.
Dava kapsamında, ArcelorMittal’in ADI’ye yaklaşık 7 milyar avro zarar verdiği iddia edilirken, şirket bu iddiaların tamamen asılsız olduğunu bildirdi.
Ortak Yönetim Modeli ve Invitalia Süreci
Açıklamada, ADI’nin holding şirketi Acciaierie d’Italia Holding’in (ADIH), 2021 yılından bu yana İtalyan Ekonomi ve Maliye Bakanlığı’nın kontrolündeki Invitalia ile ortak ve eşit yönetim altında faaliyet gösterdiği hatırlatıldı.
Invitalia’nın, Ilva tesislerinin yeniden faaliyete geçirilmesi amacıyla kamu-özel sektör ortaklığı modeli kapsamında görevlendirildiği ve nihai hedefin ADI’nin tam kontrolünün kamuya geçmesi olduğu belirtildi.
2 Milyar Avroluk Yatırım ve Çevre Projeleri
ArcelorMittal, düşük performanslı tesisleri iyileştirme konusunda güçlü bir geçmişe sahip olduğunu vurgulayarak, İtalya’daki tesislere yaklaşık 2 milyar avro yatırım yaptığını açıkladı.
Bu yatırımın büyük bölümünün, İtalyan hükümeti tarafından belirlenen Entegre Çevre İzin Belgesi kapsamında hazırlanan kapsamlı çevre planının uygulanmasına ayrıldığı ifade edildi. Şirket, çevresel yükümlülüklerin yerine getirilmesi için önemli kaynak kullandığını belirtti.
Ayrıca, yerel yönetimler üzerinde yasa dışı herhangi bir baskı veya yönlendirme yapılmadığı, tüm yükümlülüklerin eksiksiz yerine getirildiği savunuldu.
Hukuki Korumanın Kaldırılması Krizi Derinleştirdi
ArcelorMittal, 2019 yılında İtalyan hükümetinin, çevre planının uygulanmasına yönelik cezai sorumluluk muafiyetini kaldırmasının süreci olumsuz etkilediğini bildirdi.
Bu kararın, şirketin cezai yaptırımlarla karşı karşıya kalmasına neden olduğu ve satın alma sürecinin ön koşullarının bozulmasına yol açtığı belirtildi. Bu gelişmenin ardından ArcelorMittal’in kira sözleşmesinden çekilme sürecine girdiği, daha sonra Invitalia ile yapılan anlaşmayla ortak yönetim modelinin oluşturulduğu aktarıldı.
“Düşmanca Tutum ve İhmaller Süreci Zora Soktu”
Şirket açıklamasında, Invitalia ve Ilva’nın düşmanca tutumu, kasıtlı eylemleri ve ihmalleri ile birlikte İtalyan hükümetinin yetersiz ve hukuka aykırı müdahalelerinin faaliyet ortamını zorlaştırdığı ifade edildi.
ArcelorMittal, sunduğu çeşitli çözüm önerilerine rağmen, yeniden yapılandırma sürecinde Invitalia’nın taahhütlerini yerine getirmediğini öne sürdü.
2024’te Olağanüstü Yönetim Kararı
Açıklamada, Şubat 2024’te çıkarılan geçici yasal düzenlemelerle ADI’nin olağanüstü yönetime alınmasının önünün açıldığı ve bu sürecin ArcelorMittal’in yatırımlarını fiilen kamulaştırdığı savunuldu.
Bu düzenlemelerin, şirketin üretim kapasitesini, nakit akışını ve planlanan yatırımlarını doğrudan olumsuz etkilediği kaydedildi.
Uluslararası Tahkim ve 1,8 Milyar Avroluk Talep
ArcelorMittal, yatırımlarına verilen zararlar nedeniyle birden fazla hukuki süreç başlattığını açıkladı. Bu kapsamda şirket, Haziran 2025’te İtalya Cumhuriyeti’ne karşı uluslararası tahkim davası açtı.
Davada, yatırımların hukuka aykırı şekilde kamulaştırıldığı, ayrımcı, orantısız ve haksız uygulamalarla şirketin meşru beklentilerinin ihlal edildiği ileri sürüldü.
Şirket, yaşanan süreç nedeniyle yatırımlarının büyük ölçüde değer kaybettiğini, Avrupa’daki çıkarlarının zarar gördüğünü ve toplam tazminat talebinin 1,8 milyar avroyu aştığını bildirdi.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmadı