Almanya, sanayisini karbonsuzlaştırma hedefi doğrultusunda yeşil hidrojeni enerji dönüşümünün merkezine yerleştiriyor. Alman kamu yayıncısı ARD’nin aktardığına göre Berlin, özellikle çelik, kimya ve ağır taşımacılık sektörlerinde fosil yakıtların yerine geçecek temel çözüm olarak hidrojeni görüyor. Ancak ülkenin sınırlı yenilenebilir enerji kapasitesi nedeniyle iç üretimin talebi karşılamasının zor göründüğü, bu nedenle ithalatın bir zorunluluk haline geldiği değerlendiriliyor.
Bu çerçevede Cezayir’in, Almanya için öne çıkan potansiyel tedarikçilerden biri konumunda olduğu ifade ediliyor. Ülkenin 2024 Nisan itibarıyla 400 megavat olan yenilenebilir enerji kurulu gücünün 2035’e kadar 15 bin megavata çıkarılması hedefleniyor. Bu kapasite artışı, ülkenin yeşil hidrojen üretim altyapısının temelini oluşturacak.
Yeşil hidrojen üretiminde Cezayir’in rolü
Cezayir’in avantajları Almanya için üç başlıkta toplanıyor: Sahra’daki yüksek güneş enerjisi potansiyeli, Avrupa pazarına coğrafi yakınlık ve mevcut doğal gaz boru hatlarının hidrojene uyarlanabilmesi. Fraunhofer Enstitüsü’nden uzmanlar, boru hatlarının dönüştürülmesinin maliyet ve zaman açısından önemli bir avantaj sağlayabileceğine dikkat çekiyor.
Ocak 2025’te Almanya, Cezayir, İtalya, Avusturya ve Tunus “Güney Hidrojen Koridoru” projesi için niyet beyanı imzaladı. Planlanan hat, Cezayir’den başlayarak Tunus ve İtalya üzerinden Almanya’ya uzanacak ve gelecekte Avrupa’nın hidrojen tedarik zincirinin önemli bir parçası olmayı hedefleyecek.
Enerji güvenliği ve jeopolitik dengeler
Berlin yönetimi, enerji arz güvenliğini artırmak ve tek bir kaynağa bağımlılığı azaltmak amacıyla tedariki çeşitlendirmeyi amaçladığını bildirdi. Eski Ekonomi Bakanı Robert Habeck’in Cezayir ziyareti bu stratejinin önemli adımlarından biri olarak değerlendirilirken mevcut yönetim de hidrojen ithalatının Almanya’nın iklim hedefleri açısından kritik olduğunu vurguluyor.
Cezayir’de ise sanayi tarafında hazırlıklar sürüyor. Oran’daki bazı tesisler, hâlihazırda ürettikleri amonyağı gelecekte yenilenebilir enerjiye dayalı “yeşil amonyak” ve ardından yeşil hidrojen olarak üretmeyi planlıyor. Sanayi ölçeğinde üretimin 2030 civarında başlaması öngörülse de Avrupa’da henüz tam oluşmuş bir hidrojen pazarı bulunmuyor.
Jeopolitik açıdan Cezayir’in farklı küresel aktörlerle ilişkileri sürerken, enerji alanında Avrupa ile iş birliği giderek güçleniyor. Uzmanlara göre Cezayir’den Almanya’ya ilk büyük ölçekli yeşil hidrojen sevkiyatının 2035’ten önce gerçekleşmesi beklenmiyor. Buna rağmen altyapı yatırımları ve diplomatik temaslar, iki ülke arasında enerji odaklı yeni bir stratejik dönemin işaretlerini veriyor.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmadı