Afrika Finans Kurumu’nun (AFC) Cape Town’daki Mining Indaba konferansında tanıttığı “Afrika’nın Stratejik Mineralleri” raporu, kıtanın yaklaşık 29,5 trilyon USD’lik maden rezerviyle dünya maden sahası değerinin yüzde 20’sini barındırdığını ortaya koyuyor. Ancak rapora göre sorun kaynak yetersizliği değil, işleme ve sanayi kapasitesinin zayıflığı. Kıtadaki maden varlıklarının 8,6 trilyon USD’lik bölümü hâlâ geliştirilmemiş durumda. Bu rakam, Afrika’nın yıllık ekonomik üretiminin yaklaşık 2,5 katına karşılık geliyor.
Katma değer kıta dışında kalıyor
AFC’ye göre Afrika, madenlerini büyük ölçüde ham halde ihraç ederken rafinaj ve ileri üretim süreçleri başka ülkelerde yapılıyor. Fakat işleme aşamasında değer katlanıyor. 2,8 trilyon USD değerindeki demir cevherinin yerel olarak çeliğe dönüştürülmesi hâlinde yaklaşık 25 trilyon USD’lik bir ekonomik hacim yaratabileceği belirtiliyor. Buna rağmen katma değerin önemli bölümü kıta dışında elde ediliyor.
Raporda ayrıca ticaret yapısının Afrika aleyhine işlediği vurgulanıyor. Madenler genellikle FOB yöntemiyle ihraç edilirken üreticiler lojistik maliyetleri üstleniyor, işlenmiş ürünler ise CIF yöntemiyle ithal ediliyor ve nakliye ile sigorta giderleri ödeniyor. Böylece Afrika hem hammaddesini gönderirken hem de mamul ürünü geri alırken maliyet üstlenmiş oluyor.
Altyapı ve talep uyumsuzluğu
Sorunun jeolojik değil yapısal olduğu belirtilen raporda; enerji, ulaşım ve sanayi talebinin aynı noktada buluşmamasının üretimi sınırladığı ifade ediliyor. Güney Afrika’da yüksek enerji maliyetleri nedeniyle çelik kapasitesi gerilerken, diğer Afrika ülkeleri altyapı projeleri için çelik ithal etmeye devam ediyor.
Yerel işleme kapasitesinin sınırlı olması, Afrika madenlerini özellikle Çin talebine bağımlı kılıyor. Çin’deki yavaşlamalar ise bölgedeki minerallerde üretim kesintilerine ve fiyat baskısına yol açabiliyor. Bu durum kıtayı küresel dalgalanmalara karşı kırılgan hâle getiriyor.
AFC, maden üretimi, işleme kapasitesi ve altyapı yatırımlarının bölgesel ölçekte uyumlu planlanması gerektiğini vurguluyor. Lobito Koridoru gibi entegre projelerin maliyetleri düşürerek sanayileşmeyi destekleyebileceği belirtiliyor.
Sonuç olarak rapor, Afrika için en önemli meselenin yer altı zenginliğini yerel sanayiye, istihdama ve sürdürülebilir büyümeye dönüştürmek olduğunu ortaya koyuyor.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmadı