Yeni bir araştırma, Avrupa Birliği’nin (AB) ağır sanayiden kaynaklanan kirliliği azaltmayı hedefleyen Temiz Sanayi Hamlesinin, büyük sanayi lobilerinin baskısı altında “Kirli Sanayi Anlaşması”na dönüştüğünü ortaya koydu. Araştırmayı yürüten Brüksel merkezli Corporate Europe Observatory (CEO), 26 Şubat 2025 – 3 Şubat 2026 tarihleri arasında AB yetkilileri ile lobiciler arasında 750’den fazla toplantı kaydedildiğini ve bunun Temiz Sanayi Hamlesi’ni Avrupa’nın en büyük kirleticileri için sübvansiyon mekanizmasına çevirdiğini belirtti.
CEO, raporda, “Bir yıl sonra, gerçekte bunun daha çok Kirli Sanayi Anlaşması olduğu her zamankinden daha açık. Bu anlaşma, halkı ve çevreyi koruyan düzenlemelerin zayıflatılmasını (‘basitleştirme’ olarak biliniyor) desteklerken, AB’nin en çok kirliliğe neden olan şirketlerine para aktarmak için bir dizi karmaşık mekanizma yaratıyor” ifadelerine yer verdi.
Lobi faaliyetlerinde ağır sanayi önde
Araştırma, Avrupa Komisyonu’nun 16 departmanında günde ortalama üçten fazla lobi toplantısı gerçekleştiğini ortaya koydu. Bu toplantıların %90’ı kurumsal çıkarları, yalnızca %8’i sivil toplumu temsil ediyor. En yoğun lobi faaliyeti, yılda 131 toplantıyla Sanayi Piyasası Komiseri Stéphane Séjourné’nin ofisinde yapıldı; bunu 60 toplantıyla İklim Eylemi Komiseri Wopke Hoekstra izledi. Buna karşın Temiz ve Rekabetçi Geçiş Komiseri Teresa Ribera, sadece 20 toplantıyla neredeyse hiç yer almadı. CEO, bu dengesizliği, iş dünyasının çevresel ve işçi koruması gerekliliklerini zayıflatma çabalarıyla ilişkilendiriyor.
Rapora göre, Brüksel merkezli metal ve madencilik, çelik, nükleer enerji ve otomotiv sektörlerini temsil eden ticaret birlikleri, AB yetkilileriyle yapılan görüşmelerde baskın konumda bulunuyor. İkinci sırada Fransız enerji ve nükleer şirketi Électricité de France (EDF) yer alırken, otomotiv sektörü üçüncü sırada olmasına rağmen 190 lobici ile en büyük mali güce sahip olduğunu ve yıllık toplam yaklaşık 15 milyon avroluk lobi bütçesi kullandığını gösteriyor.
CEO’nun raporuna göre, lobi faaliyetleri yalnızca şirket etkisiyle sınırlı değil, aynı zamanda ulusal sanayi politikalarının AB seviyesinde uygulanması anlamına geliyor. Raporda, Fransa’nın bu süreçte öncü rol oynadığı belirtiliyor.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmadı