Tosyalı, “AB bugün çelik endüstrisinin sürdürülebilirliğini devam ettirmek istiyorsa, Türkiye ve Cezayir gibi kendisine upstream üretim yapan ülkelere çelik ürünlerini serbest bırakmalı” dedi.
İsviçre’nin Davos kasabasında düzenlenen 56’ncı Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Yıllık Toplantıları kapsamında konuşan Tosyalı, AB’nin Asya’dan, özellikle Çin kaynaklı ithalatı sınırlamak amacıyla aldığı önlemlerin Türkiye için de uygulanmasının, Avrupa çelik endüstrisinin geleceğini olumsuz etkilediğini vurguladı. Tosyalı, AB’nin kendi downstream (ikincil) sanayisinin ihtiyaç duyduğu çeliği Türkiye ve Cezayir gibi düşük emisyonlu upstream üreticilerden karşılaması gerektiğini belirtti.
Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Tosyalı, enflasyonu düşürmeye yönelik uygulanan ekonomi programının sonuçlarının alınmaya başlandığını ifade etti. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’ın son açıklamalarına atıfta bulunan Tosyalı, enflasyonun kalıcılığını yitirdiğini ve aşağı yönlü bir eğilime girdiğini, bunun da piyasada hissedilmeye başlandığını söyledi. Tosyalı, faiz ve enflasyondaki düşüş eğiliminin iş dünyasını cesaretlendirdiğini ve Türkiye ekonomisinin daha öngörülebilir bir yapıya kavuştuğunu dile getirdi.
Çelik sektörüne ilişkin değerlendirmelerinde Tosyalı, Tosyalı Holding’in Türkiye’nin en büyük çelik üreticisi olduğunu ve dünyada ilk 50 şirket arasında yer aldığını hatırlattı. Geçen yıl, küresel ölçekte ihracatı kısıtlayıcı önlemlere rağmen üretim ve ihracatta rekor kırdıklarını belirten Tosyalı, yapılan yatırımlarla birlikte dünya sıralamasında ilk 30 ve ilk 20 hedeflerine ilerlediklerini söyledi.
AB’nin çelik ithalat kotalarını tüm dünyaya yönelik olarak düşürürken Türkiye’yi de bu kapsama almasını hatalı bir karar olarak nitelendiren Tosyalı, Türk ve Cezayir menşeli düşük emisyonlu upstream çelik ürünlerine kota uygulanmaması gerektiğini vurguladı. Bu sayede AB’nin kendi sanayisini yeşil çelikle daha hızlı tanıştırabileceğini ifade etti.
Küresel çelik sektörüne dair değerlendirmelerde de bulunan Tosyalı, son beş yıldır kalıcı nitelikte bir yapısal dönüşüm sürecinin yaşandığını belirtti. Dünya ham çelik üretiminin yaklaşık yarısının Çin tarafından karşılanmasının sektördeki dengesizlikleri derinleştirdiğini söyleyen Tosyalı, kronik kapasite fazlası, sübvansiyonlu arz bolluğu, zayıf küresel talep ve sıkılaşan ticaret ile karbon politikalarının bu sürecin temel unsurları olduğunu kaydetti. Mevcut durumda küresel kapasite fazlasının yaklaşık 680 milyon ton seviyesinde olduğunu, bu rakamın 2027’ye gelindiğinde 720 milyon tonun üzerine çıkabileceğini ifade etti.
Tosyalı ayrıca, çelik sektörünün küresel ısınma üzerindeki etkisine dikkat çekerek, eski teknolojiye sahip ve yüksek emisyonlu tesislerin devletler tarafından desteklenmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmadı