Donà, Rusya-Ukrayna savaşının başlamasının üzerinden dört yıl geçmesine rağmen Avrupa çelik sektörünün tarihindeki en ağır enerji krizlerinden biriyle karşı karşıya olduğunu ifade etti. Avrupa'daki çelik üreticilerinin ABD, Hindistan, Çin ile Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesindeki rakiplerine kıyasla iki ila üç kat daha yüksek elektrik ve doğal gaz fiyatları ödediğini belirten Donà, bunun sektörün uluslararası rekabet gücünü ciddi şekilde zayıflattığını söyledi.
Karbonsuzlaşma yatırımları enerji maliyetleri nedeniyle risk altında
Donà, çelik sektörünün karbonsuzlaşma sürecinin büyük ölçüde bol miktarda ve uygun maliyetli fosil yakıtsız enerjiye erişime bağlı olduğunu vurguladı. 2030 yılına kadar sektörün dönüşümünü gerçekleştirebilmesi için yıllık yaklaşık 165 TWh fosil yakıtsız elektrik ile 2 milyon ton yenilenebilir hidrojene ihtiyaç duyulacağını belirtti.
Avrupa genelinde planlanan 60'tan fazla düşük karbonlu çelik projesinin, 1990 seviyelerine kıyasla 80 milyon ton CO₂ emisyonunun azaltılmasını sağlayacağını ifade eden Donà, bunun Avrupa'nın %55 emisyon azaltım hedefiyle uyumlu olduğunu kaydetti.
Ancak yüksek enerji maliyetlerinin söz konusu yatırımları ciddi şekilde riske attığını belirten Donà, sorunun yalnızca geçmişte yaklaşık 45 €/MWh seviyesinde bulunan toptan elektrik fiyatlarının bugün ortalama 85 €/MWh'nin üzerine çıkmasıyla sınırlı olmadığını söyledi.
Sanayi tüketicileri çok sayıda ek maliyetle karşı karşıya
Donà'ya göre enerji yoğun sanayi kuruluşları, yüksek elektrik fiyatlarının yanı sıra çeşitli ek maliyetlerle de mücadele ediyor.
Bunlar arasında;
- ETS kapsamındaki dolaylı karbon maliyetlerinin elektrik fiyatlarına yansıtılması,
- Şebeke işletme ve finansman maliyetleri nedeniyle şebeke tarifelerinin iki katına çıkması,
- Elektrik sistemindeki esneklik eksikliğinden kaynaklanan dengeleme ve ayarlama maliyetleri ile depolama yetersizliği,
- Elektrik arz güvenliğinin sağlanmasına yönelik artan maliyetler yer alıyor.
Hidrojen ekonomisi beklenen hızda gelişmedi
Donà, Avrupa'da hidrojen ekonomisinin de öngörülen hızda gelişmediğine dikkat çekti. Hidrojen üretim kapasitesinin sınırlı kaldığını, altyapı yatırımlarının planlanan takvimin gerisinde ilerlediğini ve yenilenebilir hidrojenin seviyelendirilmiş maliyetinin halen 7-12 €/kg aralığında bulunduğunu belirtti.
Bu durumun, çelik sektöründeki birçok şirket için üretim süreçlerinin karbonsuzlaştırılması ve CO₂ emisyonlarının azaltılmasını neredeyse imkânsız hale getirdiğini ifade etti.
"Çelik Avrupa ekonomisinin omurgası"
Donà, çeliğin Avrupa ekonomisi açısından stratejik önem taşıdığını belirterek, sektörün yalnızca bir sanayi kolu olmadığını vurguladı.
İnşaat, otomotiv, savunma, ambalaj ve enerji dönüşümünün tamamının çeliğe bağımlı olduğunu ifade eden Donà, rüzgar türbinleri, elektrikli araç şasileri ve elektrik şebekesi altyapısının da çelik olmadan üretilemeyeceğini söyledi.
"Yerli bir çelik sanayisine sahip olmayan Avrupa, geleceğini inşa etmek için ihtiyaç duyduğu temel malzemelerde ithalata bağımlı hale gelir." değerlendirmesinde bulunan Donà, konunun yalnızca sanayi rekabetiyle sınırlı olmadığını dile getirdi.
330 bin kişilik doğrudan istihdam risk altında
Avrupa çelik sektörünün doğrudan yaklaşık 330 bin kişiye istihdam sağladığını belirten Donà, sektörün ayrıca alt sanayi kollarında milyonlarca kişilik istihdamı desteklediğini söyledi.
Bu işlerin çoğunun alternatif istihdam olanaklarının sınırlı olduğu bölgelerde bulunduğunu belirten Donà, üretimin daha düşük enerji maliyetine sahip ülkelere kaymasının, Avrupa açısından on yıllar boyunca telafi edilemeyecek sanayi ve sosyal kayıplara yol açacağını ifade etti.
ABD-İran gerilimi enerji risklerini artırdı
Donà, ABD-İran gerilimi ve Hürmüz Boğazı'nın kapanmasının enerji fiyatları üzerindeki baskıyı daha da artırmasının ardından Avrupa Komisyonu'nun harekete geçtiğini belirtti.
Bu kapsamda Komisyonun, kısa vadede sanayiyi desteklerken iklim nötrlüğü hedefini korumayı amaçlayan Temiz Sanayi Anlaşması (Clean Industrial Deal), Uygun Fiyatlı Enerji Eylem Planı (Affordable Energy Action Plan) ve Accelerate-EU Enerji Stratejisini yayımladığını hatırlattı.
Ancak Donà, söz konusu girişimlerin önemli siyasi mesajlar vermesine rağmen, enerji yoğun sektörlerin karşı karşıya bulunduğu acil rekabet sorunlarını çözmek için henüz yeterli rahatlamayı sağlayamadığını ifade etti.
EUROFER'den AB'ye yedi maddelik çağrı
Donà, Avrupa çelik sektörünün rekabet gücünü yeniden kazanması ve düşük karbonlu dönüşümünü sürdürebilmesi için Avrupa Birliği'nin acilen şu adımları atması gerektiğini belirtti:
- AB genelinde toplam enerji maliyetlerinin, elektrik fiyatları ve ilgili tüm maliyetler dahil olmak üzere 2030 yılına kadar 50 €/MWh seviyesine düşürülmesi,
- İki yönlü Fark Sözleşmelerinden (CfD) yararlanan elektrik üreticilerinin, enerji yoğun sektörler için Elektrik Satın Alma Anlaşmaları (PPA) kapsamında üretim kapasitelerinin belirli bölümünü ayırmalarının zorunlu hale getirilmesi,
- Uluslararası rekabete açık enerji yoğun sektörlere yönelik hedefli şebeke tarifesi indirimlerinin uygulanması,
- Temiz Sanayi Anlaşması Devlet Yardımı Çerçevesi (CISAF) kapsamında geçici fiyat desteğine erişim koşullarının iyileştirilmesi,
- ETS dolaylı maliyet tazminat mekanizmalarının sürdürülmesi ve geliştirilmesi,
- Düşük karbonlu elektrik profillemesi ve baz yük talebine ilişkin maliyetlerin azaltılması yoluyla enerji satın alma anlaşmalarının (PPA) daha erişilebilir ve uygun maliyetli hale getirilmesi,
- Segmentli Ödeme Sistemi ve Fiyat Şok Emici gibi alternatif modeller de dahil olmak üzere mevcut Avrupa elektrik piyasası tasarımının kapsamlı biçimde gözden geçirilmesi,
- ETS gelirleri kullanılarak enerji yoğun sektörlerde hidrojen kullanımını destekleyecek talep tarafı mekanizmasının oluşturulması.
Donà, Avrupa Komisyonu'nun hazırlayacağı AB Elektrikleşme Eylem Planı, Accelerate-EU kapsamında şebeke tarifelerine ilişkin yeni düzenlemeler ve AB Hidrojen Stratejisi'nin revizyonunun, Avrupa sanayisinin rekabet gücünün yeniden tesis edilmesi, çelik sektörünün karbonsuzlaşmasının hızlandırılması ve Avrupa'nın temiz dönüşümünün güçlü bir sanayi temeline oturtulması açısından belirleyici olacağını sözlerine ekledi.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmadı