Emisyon Ticaret Sistemi’nin (ETS) “kirleten öder” prensibine dayandığını belirten Bilgiç, sistemin iklim değişikliğiyle mücadelede gönüllülüğün ötesine geçerek mali yaptırımları devreye soktuğunu söyledi. Bilgiç, ETS’nin küresel ölçekte farklı modellerle uygulandığını ifade etti.
Türkiye çelik sektörü açısından ETS’nin kuralları, metodolojisi ve yasal çerçevesinin detaylı şekilde kurgulandığını belirten Bilgiç, sistemin başarısını ve sektör üzerindeki gerçek etkisini belirlenecek emisyon eşik değerleri, ara kararlar, uygulamanın hızı ve kararlılığın şekillendireceğini söyledi.
Gönüllülük esasına dayalı yaklaşımların bu nedenle yetersiz kaldığını ifade eden Bilgiç, ETS benzeri yaptırım gücü yüksek mekanizmaların tek zorlayıcı yol haline geldiğini söyledi.
Emisyon tavanı üreticilerin maliyetlerini belirleyecek
Sistemin özünün yönetici kurum tarafından belirlenen tavan emisyon değeri üzerinden şekillendiğini belirten Bilgiç, tavanın altında kalan üreticilerin ortaya çıkan farkı finansal kazanca dönüştürebileceğini, tavanı aşan üreticilerin ise mali yüklerini hafifletmek amacıyla karbonsuzlaşma dönüşümüne yönelmek zorunda kalacağını ifade etti.
Bilgiç, ETS’nin gelecekteki finansal büyüklüğünü her yıl güncellenecek tavan emisyonların, akredite kurumlar tarafından denetlenen fiili emisyon beyanlarının, üretim miktarlarının, bedelsiz tahsisat oranlarının ve EPİAŞ ile ikincil piyasalardaki tahsisat fiyatlarının belirleyeceğini söyledi.
Düzenlemeye göre ceza, işlem bedeli ve tahsisat satışlarından elde edilen gelirin %50’sinin yeşil dönüşüm dışı amaçlarla kullanılmamak kaydıyla “özel gelir” adı altında İklim Değişikliği Başkanlığına aktarılacağını belirten Bilgiç, kalan kısmın ise yine aynı amaçla kullanılmak üzere genel bütçeye dahil edileceğini aktardı.
İkincil piyasada spekülasyon riski
İkincil piyasanın talebe bağlı olarak kontrolsüz ve spekülatif bir ticaret alanına dönüşebileceği riskine dikkat çeken Bilgiç, gerçek karbonsuzlaşma sağlamak yerine tahsisat ticareti, offset veya karbon kredileri üzerinden yalnızca finansal yükümlülüklerden kaçınmaya odaklanılmasının sistemin ana amacına hizmet etmeyeceğini ifade etti.
“Yeşil çeliğin gerçek ölçütü fiili emisyon”
ETS sayesinde çelik üreticilerinin karbonsuzlaşma performanslarının karşılaştırılabilir hale geleceğini belirten Bilgiç, başlangıçta tavan değerlerin esnek, tahsisat fiyatlarının ise düşük tutulacağının öngörüldüğünü söyledi.
Bu durumun kısa vadede karbon maliyetlerinin ürün fiyatlarına etkisini sınırlayabileceğini ifade eden Bilgiç, uygulamanın etkisinin zamana yayılacağını belirtti.
Bilgiç, yurt içi karbon bedelinin düşük tutulmasının SKDM (CBAM) ile Türkiye’deki emisyon maliyeti arasındaki farkı büyüteceğini ve bu finansal kaynağın doğrudan AB hazinesine akmasına neden olacağını söyledi.
Güncellenmiş verilerle desteklenmeyen “yeşil çelik üretiyoruz” yaklaşımının ve EAF rotasında olunmasına rağmen fiili Kapsam 1 emisyonlarının AB benchmark değerlerinin iki katı olduğunu göz ardı eden “avantajlıyız” söylemlerinin yerini somut rakamlara bırakması gerektiğini belirten Bilgiç, yeşilin gerçek ölçütünün fiili emisyon olduğunu ve bunun artık doğrudan bir maliyetinin bulunduğunu ifade etti.
GES yatırımları Kapsam 1 emisyonlarını düşürmüyor
Hem ETS’nin hem de SKDM’nin temel olarak Kapsam 1, yani proses emisyonlarını esas aldığını belirten Bilgiç, Türkiye çelik sektöründeki karbonsuzlaşma çalışmalarının ise neredeyse tamamen Güneş Enerjisi Santrali (GES) yatırımlarına odaklandığını söyledi.
Bilgiç, yenilenebilir elektrik yatırımlarının kıymetli olduğunu ancak bu adımların yalnızca Kapsam 2 emisyonlarını düşürdüğünü belirtti. İhmal edilen Kapsam 1 değerlerinin ise ETS ve SKDM’nin tam merkezinde yer aldığını vurguladı.
YF/BOF ve EAF için farklı emisyon tavanları gündeme gelebilir
Yönetmelikte açıkça belirtilmemesine rağmen YF/BOF ve EAF üretim rotaları için tavan emisyon değerlerinin ayrı ayrı belirlenmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu belirten Bilgiç, böyle bir uygulamanın EAF kullanıcılarına hem SKDM hem de ETS açısından özel bir avantaj sağlamayacağını söyledi.
Bilgiç, her üreticinin kendi üretim teknolojisi grubu içinde yarışacağını ifade ederek, yüksek emisyonlu YF/BOF’ların EAF’lerle doğrudan rekabet etmemesi halinde karbonsuzlaşma motivasyonunun nasıl korunacağının ciddi bir soru işareti olduğunu belirtti.
Böyle bir durumun “kirleten öder” ilkesinin de fiilen ihlal edilmesi anlamına geleceğini söyleyen Bilgiç, bu konunun önemli bir tartışma başlığı olacağını ifade etti.
Kritik mesele emisyon tavanları ve bedelsiz tahsisat miktarları
Bilgiç, ETS’de asıl kritik konunun geçiş takviminden ziyade tavan emisyon değerleri ile bedelsiz tahsisat miktarlarının ne kadar sıkı belirleneceği olduğunu ifade etti. Üretici lobileri ve iç politika mekanizmalarının etkisiyle “özel koşullarımız var” gerekçesinin süreci zayıflatabileceğine dikkat çekti.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmadı