Avrupa HRC fiyatları, uzun teslim süreleri ve ithal ürünlerde belirgin rekabet eksikliği nedeniyle yükseliş eğilimini sürdürüyor. Ancak piyasa aktörlerine göre fiyatları asıl şekillendiren unsur talep değil; ithalat maliyetlerinin gelecekte daha da artacağı beklentisi. Bu beklentinin merkezinde ise Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve mevcut ticaret koruma önlemleri yer alıyor. Artan regülasyon riskleri ithalatı daha pahalı ve belirsiz hale getirirken, yerli üreticilerin fiyatlama gücünü destekliyor.
Genel fiyat görünümünde Almanya için 700-720 €/t, İberya için 750 €/t seviyeleri öne çıkarken, 690 €/tonun ağırlıklı olarak küçük hacimli işlemlerde gerçekleştiği değerlendiriliyor. Tata Steel yaklaşık 675 €/t seviyesinde konumlanırken, NLMK’nin 650 €/ton civarında piyasadan çekildiği ve güncel teklif seviyesinin belirsiz olduğu belirtiliyor. Sac fiyatlarının 700-730 €/t fiyatlarını aşmakta zorlanması, alıcıların 690 €/t bandına direnç göstermesine yol açarken, rekabetin güçlü seyrini koruduğu kaydediliyor.
İtalya pazarında Mayıs teslimatlı HRC için Arvedi’nin 720 €/t CPT (yaklaşık 705 €/t EXW), Metinvest’in ise 700 €/t EXW seviyesinde teklif verdiği bildiriliyor. Piyasada Nisan teslimatı için hâlen sınırlı miktarda malzeme bulunabildiği, kabul edilen taban seviyenin ise 660 €/ton EXW civarında oluştuğu ifade ediliyor. Öte yandan thyssenkrupp’un yaklaşık 680 €/t seviyesinde teklif verdiği ve son dönemde sınırlı bir yukarı yönlü revizyon yaptığı konuşuluyor. Piyasa faaliyetinin genel olarak sakin seyrettiği ve ithalat tekliflerinin sınırlı kaldığı ifade ediliyor.
Güney Avrupa pazarında ise Türk menşeli malzemenin yaklaşık 640-650 €/t DDP seviyesinde sunulduğu, Asya çıkışlı HRC tekliflerinin ise CBAM ve anti-damping vergileri dahil edildiğinde 660–670 €/t DDP bandında olduğu bildirildi. Cezayir menşeli malzeme Kuzey ve Güneyde yaklaşık 630 €/t seviyesinde. Hindistan’ın geçen hafta güneye bir miktar satış yapmış olabileceği, ancak fiyatın net olmadığı belirtiliyor. Bu tablo, ithalatın hâlâ bir referans noktası oluşturduğunu ancak maliyet baskıları nedeniyle rekabet gücünün zayıfladığını ortaya koyuyor.
Öte yandan All Steel Trading verilerine göre, Birleşik Krallık çelik pazarında fiyatların son dört ayda ürün grubuna bağlı olarak ton başına 40–50 sterlin yükseldiğini gösteriyor. 2026 yılının ilk çeyreğine ait ithalat kotalarının hızla dolması, ithalatçıların daha yüksek gümrük vergisi riskiyle karşı karşıya kalmasına yol açtı. Piyasa beklentileri, Haziran 2026 sonrasında mevcut koruma önlemlerinin yerini çok daha sert ticaret politikalarının alabileceğine işaret ediyor. Bu senaryoda kotaların %50 daraltılması ve vergilerin %50 artırılması gündemde.
Arz tarafındaki daralma yalnızca politika kaynaklı değil. Küresel girdi maliyetlerindeki yükselişe ek olarak, büyük üreticilerde yaşanan operasyonel sorunlar da piyasayı sıkılaştırıyor. Tata Steel ve British Steel tesislerinde yaşanan teknik aksaklıklar ile Türkiye menşeli ürünlere ayrılan kotanın tükenmesi, Avrupa pazarında fiziksel ürün bulunabilirliğini belirgin şekilde azalttı.
Genel görünüm, Avrupa çelik piyasasında fiyatların talep temelli bir büyümeden ziyade maliyet enflasyonu, regülasyon beklentileri ve arz daralmasıyla şekillendiğine işaret ediyor. Talep tarafında belirgin bir canlanma yaşanmadıkça fiyat artışlarının kırılgan kalması beklenirken, ticaret politikalarındaki olası sertleşme piyasanın yönünü belirleyen temel unsur olmaya devam edecek.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmadı