Mellor, yılın başından bu yana sektörün jeopolitik istikrarsızlık, enerji kesintileri, korumacılık, navlun dalgalanmaları ve değişen ticaret dinamikleriyle karşı karşıya kaldığını, bu gelişmelerin çelik akışlarını ve piyasa duyarlılığını yeniden şekillendirdiğini vurguladı.
Geri dönüştürülmüş çeliğin artık yalnızca ikincil bir hammadde olarak görülmediğini ifade eden Mellor, bu malzemenin gerçek yeşil çeliğin merkezindeki kaynak haline geldiğini belirtti. Sektörün yapısal değişimlere uyum sağlaması gerektiğini aktaran Mellor, geleceğin geri dönüştürücülerinin sadece ham madde tedarikçisi değil, küresel çelik endüstrisinin tam kalbinde yer alan ortaklar olacağını ve çelik endüstrisinin giderek daha çok geri dönüştürülmüş çelik tarafından şekillendirileceğini ısrarla dile getirdi.
Yarından gelen sinyaller: inşaat, otomotiv ve yapay zekâ
“Geri Dönüştürülmüş Çelik: 2050 Çelik Endüstrisinin İtici Gücü mü?” başlıklı oturumda konuşan gelecek bilimci Tom Cheesewright, piyasadaki mevcut sinyallerin kafa karıştırıcı olduğunu söyledi. Ark fırını üretimi ve karmaşık elektrik çeliğine olan talebin büyüdüğünü belirten Cheesewright, diğer yanda ise çatışmalar ve gümrük vergilerinden kaynaklanan küresel aksamaların yaşandığına dikkat çekti.
Cheesewright, sunumunda üç temel alana odaklandı. İnşaat sektörüne değinirken, nüfusu hızla düşen bazı ülkelerin yeni projeler yerine eski altyapıyı yeniden inşa ettiğini, nüfusu hızla büyüyen ülkelerin ise hızla altyapı geliştirmeye çalıştığını aktardı. Hindistan gibi bazı ülkelerin ise daha fazla altyapıya ihtiyaç duyduğunu ancak bunu eski teknolojilerle yapmak istemediğini belirtti.
Otomotiv sektörüne yönelik öngörülerinde, otomobillerin tahmin edilen ömürlerini aşması nedeniyle piyasaya daha az yeni araç çıkacağını ifade eden Cheesewright, hacimsel olarak otomotivin geri dönüştürülmüş çelikte azalan bir kaynak haline geleceğini dile getirdi. Yüksek kaliteye odaklanılmasıyla geri dönüşüm süreçlerinin daha zorlu olacağını ancak alüminyuma toptan bir geçiş de beklemediğini sözlerine ekledi.
Yapay zekâ alanında ise bu teknolojinin çelik üretiminde ciddi değişimlere yol açtığını belirterek ArcelorMittal örneğini paylaştı. Şirketin yapay zekâ uygulamaları sayesinde yeni bir çelik formülasyonunu piyasaya sürme süresinin beşte birine indiğini, geri dönüştürülmüş çelik alımının optimize edildiğini ve daha düşük kaliteli malzemelerin daha fazla kullanılabilir hale geldiğini aktardı. Ayrıca yapay zekânın, üretimden geri dönüştürülmüş çelik arzını azaltma noktasında şimdiden bir etki yarattığı gözlemini paylaştı.
Shane Mellor, bu sunumun ardından geri dönüştürücülerin genellikle nakliye fiyatları, ticaret akışları ve oynaklık gibi acil sorunlara odaklandığını, ancak bu tür yapısal değişikliklerin önümüzdeki 25 yıl içinde tüm sektörü yeniden tanımlayabileceğini ifade etti.
Sektörde teknoloji ve hibrit yaklaşım dönemi
Toplantının devamında, ABD'li SA Recycling firmasının CEO'su George Adams'ın moderatörlüğünde; Tom Cheesewright, Dünya Çelik Birliği Veri Yönetimi Başkanı Adam Szewczyk, MTC Business ve Hindistan Malzeme Geri Dönüşüm Birliği Başkanı Sanjay Mehta ile Almanya'dan TSR Group Operasyon Direktörü Denis Reuter'ın katılımıyla bir panel düzenlendi.
Yapay zekâ ve gelişmekte olan teknolojilerin damga vurduğu panelde söz alan Sanjay Mehta, Hindistan'da yeni teknolojilerin iş gücünün yerini almadığını, aksine verimlilik ve üretim kalitesini artırmak için kullanıldığını belirterek geri dönüşüm sektöründe bu hibrit yaklaşımın benimsendiğini doğruladı.
Şirketinin parçalama operasyonlarında yapay zekayı ayırma faaliyetlerine entegre etmek için çalışmalar yürüttüğünü ifade eden Denis Reuter ise, yapay zekanın en çok fayda sağladığı alanlara dikkat çekti.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmadı