Çin
Çin’in dış ticaret fazlası Aralık ayında 114,1 milyar USD’ye, 2025 genelinde ise 1,19 trilyon USD’ye ulaştı. Aralık ayında ithalatın aylık bazda yüzde 11,5 artmasına rağmen yıl geneli itibarıyla yüzde 0 büyüme göstermesi, Çin ekonomisinin büyümesinde dış talebin iç talebe kıyasla daha belirleyici olmaya devam ettiğini ve küresel ticaret dinamiklerine olan yüksek bağımlılığın sürdüğünü gösterdi.
Bu görünüm, iç talep tarafındaki yapısal zayıflıklarla da örtüşüyor. Emlak sektöründeki yapısal daralma, yeni konut başlangıçlarını ve buna bağlı çelik talebini kalıcı biçimde aşağı çekerken, yerel yönetimlerin yüksek borçluluğu altyapı harcamalarını sınırlayarak kamu kaynaklı talep artışını baskılıyor. Sanayi tarafında kapasite fazlası ve düşük kârlılık, özel sektör yatırımlarının ertelenmesine yol açıyor. Devlet teşvikleri daha çok arz yönetimi ve ihracat kanalı üzerinden çalıştığı için iç talepte güçlü bir ivme yaratamıyor.
Çin, demir-çelik sektörüne yönelik devlet desteklerini sürdürürken; 5 yıllık planlar ve 2035 vizyonu kapsamında sektörü kapasite kontrolü, konsolidasyon ve yeşil dönüşüm ekseninde yönlendirmeyi amaçlıyor. Ocak ayında Çin’de çelik üretimi, Ay Yeni Yılı öncesinde birçok fabrikanın planlı bakım ve tadilat süreçlerine girmesi nedeniyle görece zayıf seyrediyor. Ay takvimine göre Yeni Yıl’a yalnızca birkaç hafta kalmışken, piyasa kaynakları üretim ve talep tarafında kısa vadede güçlü bir toparlanma ihtimalini düşük değerlendiriyor.
Dünya Çelik Birliği (World Steel Association) verilerine göre 2025’te Çin’in ham çelik üretimi yıllık bazda yüzde 4,4 gerilerken, Hindistan üretimini yüzde 10,4 artırarak 164,9 milyon tona çıkardı. Ocak ayına ilişkin 14,8 milyon mt’lik üretim ve yüzde 10,1’lik yıllık artış Hindistan’da üretim ivmesinin yılın başında korunmaya devam ettiğini ve küresel üretim dengelerinde Hindistan’ın Çin'e karşı ağırlığının giderek arttığını gösteriyor.
Gine’de yer alan Simandou, lojistik zorluklara rağmen yıllık 120 milyon ton kapasite potansiyeline sahip, dünyanın en büyük yüksek kaliteli demir cevheri yataklarından biri olarak küresel arzda önemli bir pay yaratabilirken, Çin’in Avustralya ve Brezilya’ya olan yüksek bağımlılığını azaltma stratejisinin de somut bir göstergesi olarak öne çıkıyor.
Hindistan
Hindistan’da çelik talebi altyapı yatırımları ve elektrifikasyon süreciyle yaklaşık %10 büyüme eğilimindeyken, devlet özel çelikte kendine yeterlilik ve yeşil çelik hedefleri doğrultusunda sektörü daha yüksek katma değerli ve düşük karbonlu üretime yönlendiriyor.Demir cevheri arzında görece rahat bir konumda bulunan Hindistan, kok kömüründe ithalata bağımlılığı nedeniyle maliyet baskısı altında kalmakta ve bu durum üreticilerin fiyatlama esnekliğini sınırlamaktadır.
Hindistan hükümeti, Ulusal Çelik Politikası 2017 kapsamında 2030 yılına kadar yıllık 300 milyon ton üretim kapasitesine ulaşmayı hedeflemekte ve ithalatı minimize etmeyi planlamaktadır. Bu stratejik hedefler doğrultusunda Hindistan, kendi iç piyasasını Japonya ve Güney Kore gibi ülkelerden gelen ithalata karşı korurken, özellikle Vietnam ve Avrupa gibi pazarlara yönelik ihracatını artırmaktadır.
Japonya ve Güney Kore'nin Hindistan ile olan ticari ilişkileri, Hindistan'ın yerel üretimi koruma altına alma stratejileri ve uygulamaya koyduğu safeguard duties (koruma önlemleri) nedeniyle önemli bir değişimden geçmektedir. Japonya'nın Hindistan'a yaptığı çelik ihracatı, Nisan-Aralık 2025 döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre %41,1 oranında azalarak 950.300 tona gerilemiştir. Güney Kore, 1,71 milyon metrik ton ile Hindistan'ın lider çelik tedarikçisi olma konumunu sürdürse de, bu ülkeye yaptığı sevkiyatlarda %18,9 oranında bir düşüş yaşamıştır. İthalattaki bu genel düşüşün en büyük sebebi, Hindistan hükümetinin yerel piyasayı düşük fiyatlı ithalata karşı korumak için attığı adımlardır. Hindistan 2025-26 mali yılını "net çelik ihracatçısı" olarak kapatmaya hazırlanmaktadır.
Japonya
Japonya’nın ham çelik üretimi Aralık 2025’te yıllık bazda yüzde 4,8 düşüşle 6,6 milyon mt’ye, 2025 genelinde ise yüzde 4 azalışla 80,7 milyon mt’ye geriledi. Bu görünüm, zayıf iç talep ve bakım duruşlarının üretim üzerinde baskı yarattığını ortaya koydu. METI ise Japonya’da ham çelik talebinin 2026’nın ilk çeyreğinde yıllık bazda yüzde 1,6 oranında azalacağını öngörüyor.
Japonya'nın en büyük çelik üreticilerinden Nippon Steel, karbon emisyonlarını azaltma stratejisinin bir parçası olarak yüksek fırınlardan elektrikli ark ocaklarına geçiş yapmakta ve yeni EAF tesisi, Japon hükümetinin Yeşil Dönüşüm (GX) Teşvik Yasası kapsamında fonlanmaktadır. Japonya, demir cevheri ve kok kömüründe neredeyse tamamen ithalata bağımlı bir yapıya sahip olduğundan, çelik üretimi küresel hammadde fiyatları ve lojistik koşullara karşı oldukça hassas kalmaktadır. Hurda piyasasında beklenen daralma, Japon üreticileri daha temiz metalik hammadde sağlamak için DRI kullanımına yönlendirirken, sektörün orta vadede maliyet kontrolü ve emisyon azaltımı arasında hassas bir denge kurmak zorunda kalacağını gösteriyor.
Güney Kore
Güney Kore’de çelik üretimindeki gerileme Japonya’ya kıyasla daha sınırlı kaldı. Aralık ayında ham çelik üretimi yıllık bazda yüzde 2,4 düşüşle 5,2 milyon mt’ye, 2025 genelinde ise yüzde 2,8 azalışla 61,9 milyon mt’ye geriledi. İnşaat sektöründeki süregelen durgunluk üretim üzerinde baskı yaratmaya devam ederken, otomotiv ve gemi inşa çeliğine yönelik ihracat talebi bu düşüşü kısmen dengeleyen temel unsur olarak öne çıkıyor.
Öte yandan, Donald Trump’ın Güney Kore menşeli ürünlere uygulanan gümrük vergilerini yüzde 15’ten yüzde 25’e çıkarabileceği yönündeki açıklamaları, 2026’ya yönelik ekonomik toparlanma beklentileri üzerinde belirsizlik yaratıyor.
Genel değerlendirme ise şu şekilde;
Endonezya, Malezya ve Tayvan gibi Asya ekonomilerinde altyapı ve sanayi yatırımları çelik talebini desteklerken; üretim yapısı, karbon yoğunluğu ve ticaret politikalarındaki farklılıklar ülkeleri küresel rekabetten ayrı konumlara taşıyor.
Küresel çelik talebinin ağırlığı Hindistan, Güneydoğu Asya ve Orta Doğu’ya kayarken, karbon düzenlemeleri rekabeti belirleyici hâle getiriyor. Çin menşeli çelik, CBAM kapsamında bazı Asya üreticilerine kıyasla görece avantajlı olsa da, düşük karbon yoğunluğuna sahip Güney Kore ve Tayvan karşısında maliyet dezavantajı yaşayabilir.
Öte yandan, Çin çeliğine uygulanan anti-damping ve telafi edici vergi önlemlerinin çoğu ülke tarafından sürdürülmesi veya yenilerinin devreye girmesi, küresel ticarette politika baskısının kalıcı olduğunu ve rekabetin giderek serbest piyasa yerine korumacı araçlarla şekillendiğini gösteriyor. Bu durum, bölgeselleşmeyi hızlandırırken 2026’da piyasada belirsizlik ve jeopolitik risk priminin yüksek kalmasına yol açabilir.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmadı