Kuruluş, “Made in Europe” yaklaşımı kapsamında Avrupa’da üretilen düşük karbonlu ürünlere öncelik verilmesini desteklerken, yerel içerik şartlarının yalnızca nihai ürünleri değil, üretimde kullanılan bileşenleri de kapsaması gerektiğini vurguladı.
ARGEZ, Avrupa Komisyonu’nun Sanayi Hızlandırma Yasası ile stratejik odaklı yeni bir Avrupa sanayi politikasına yönelik güçlü bir mesaj verdiğini belirtti. Düzenlemenin AB’nin sanayi tabanını güçlendirmeyi, üretim kapasitesini artırmayı ve kilit sektörlerde karbonsuzlaşmayı hızlandırmayı amaçladığı ifade edildi.
Kuruluş, jeopolitik belirsizlikler, tedarik zinciri bağımlılıkları ve ABD ile Çin’de uygulanan kapsamlı sanayi politikaları dikkate alındığında söz konusu adımın zamanlamasının önem taşıdığına dikkat çekti. Bununla birlikte tercih kurallarının kapsamlı bir sanayi politikasının parçası olması ve temel hedefin Avrupa sanayisinin rekabet gücünü korumak olması gerektiği belirtildi.
Çin’den otomotiv parçası ithalatındaki artışa dikkat çekildi
ARGEZ, serbest ve kurallara dayalı küresel ticaretin Alman sanayisinin başarısının temel unsurlarından biri olmaya devam ettiğini ancak mevcut koşullarda ticaret savunma önlemlerine de ihtiyaç duyulduğunu bildirdi.
Kuruluşun açıklamasına göre, Çin’den AB’ye otomotiv parçası ithalatı 2019’dan bu yana iki katına çıkarken, AB’nin Çin’e ihracatı ise sınırlı artış gösterdi. ABD’nin de ithalata yönelik tarifeleri siyasi hedefleri doğrultusunda bir ticaret politikası aracı olarak kullanmasının Avrupalı üreticiler üzerindeki baskıyı artırdığı ifade edildi.
ARGEZ, bu koşullarda Avrupa üretimine öncelik veren bir sistem gibi ticaret savunma araçlarının, uygun ve orantılı olmaları şartıyla gerekli olduğunu savundu.
Çelik ve alüminyum stratejik sektörler arasında
ARGEZ’e göre IAA, aynı zamanda “Made in Europe” stratejisine yönelik bir taahhüt niteliği taşıyor. Kamu alımları ve kamu finansmanında Avrupa’da üretilen ve düşük karbon emisyonuyla imal edilen ürünlere öncelik verilmesi öngörülüyor.
Kuruluş, söz konusu yaklaşımın doğru uygulanması halinde Avrupa’daki katma değer ve istihdamı güçlendirirken iklim nötr ekonomiye geçişi de hızlandırabileceğini belirtti. Teknolojik bilgi birikiminin Avrupa’da tutulmasının kıtanın dayanıklılığına katkıda bulunacağı kaydedildi.
Yeni kamu alım kriterlerinin özellikle çelik, alüminyum, kauçuk, otomotiv üretimi ve geleceğin teknolojileri gibi stratejik sektörleri destekleyeceği ifade edildi.
ARGEZ ayrıca etkili bir “Made in Europe” politikası için yerel içerik şartının önemli bir araç olduğunu belirterek, Avrupa’daki katma değerin büyük bölümünün korunabilmesi için söz konusu şartın yalnızca nihai ürüne değil, bileşen düzeyinde de uygulanması gerektiğini savundu.
ARGEZ: Uygulama düşük bürokrasiyle gerçekleştirilmeli
ARGEZ, AB’nin tercihli uygulamaya ilişkin kurallarının pratik ve bürokrasiyi mümkün olduğunca sınırlayan bir yapıda hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.
Kuruluşa göre IAA’nın başarılı olabilmesi için düzenlemenin asgari bürokrasiyle tasarlanması, uygulamada pratik olması ve belirlenen hedeflere ulaşması gerekiyor. Yerel içerik şartlarının gerçekçi ve uygulanabilir olması gerektiğini belirten ARGEZ, özellikle otomotiv sektöründe halihazırda kullanılan dijital tedarik zincirlerinin sunduğu imkanlardan yararlanılması çağrısında bulundu.
ARGEZ ayrıca, “şüphe durumunda kontrol yerine güvene öncelik verilmesi” gerektiğini ifade etti.
Üçüncü ülke ürünlerinin AB menşeli sayılmasına şartlı yaklaşım
ARGEZ’in dikkat çektiği bir diğer konu ise AB menşeinin nasıl tanımlanacağı oldu. Kuruluş, Avrupa’ya yönelik tercih sisteminin etkili olabilmesi için AB menşeinin, birlik içerisinde yaratılan katma değeri yansıtacak biçimde belirlenmesi gerektiğini bildirdi.
ARGEZ’e göre bir ülkenin AB ile serbest ticaret anlaşmasına veya gümrük birliğine sahip olması ya da kamu alımlarına ilişkin taahhütlerde bulunması, o ülkedeki ürünlerin otomatik olarak AB menşeli ürünlerle eşdeğer kabul edilmesi için tek başına yeterli olmamalı.
Kuruluş, üçüncü ülke ürünlerine bu tür bir statü tanınması durumunda karşılıklılık, eşdeğer CO₂ maliyetleri ve sürdürülebilirlik standartları dahil olmak üzere açık ve Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarıyla uyumlu koşulların aranması gerektiğini belirtti.
ARGEZ, yaklaşık 9.000 tedarikçi şirketi, ağırlıklı olarak küçük ve orta ölçekli işletmeleri temsil ediyor. Kuruluşun temsil ettiği şirketlerde yaklaşık 1 milyon kişi istihdam edilirken, şirketlerin toplam cirosu yaklaşık 244 milyar euro seviyesinde bulunuyor.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmadı