Alman Çelik Federasyonu (Wirtschaftsvereinigung Stahl) tarafından açıklanan verilere göre, Almanya'nın ham çelik üretimi haziran ayında da düşüşünü sürdürdü. Bu rakam geçen yılın aynı ayına göre %15,9 azalarak 2,67 milyon tona geriledi.
Bazik oksijen fırınları (BOF) ile yapılan çelik üretimi %20 azalarak 1,73 milyon tona geriledi. Yılın ilk yarısında ise bu rakam %15 düşüşle 11,43 milyon ton oldu. Elektrikli ark ocakları (EAF) ile üretilen çelik miktarı ise aynı ayda %7,2 düşüşle 941 milyon tona, yılın yarında ise %3,6 düşüşle 5,67 milyon tona geriledi.
Söz konusu ayda pik demir ürerimi %18,8 düşüşle 1,63 milyon tona, sıcak haddelenmiş çelik ürünleri ise %10 azalışla 2,49 milyon tona geriledi. Bu rakamlar yılın ilk yarısında da azalışını sürdürdü ve sırasıyla %14,5 azalışla 10,6 milyon tona ve %8,6 azalışla 15,2 milyon tona geriledi.
Alman Çelik Federasyonu Genel Müdürü Kerstin Maria Rippel yaptığı açıklamada; "Sektörümüzdeki üretim düşüşü, Almanya'nın bir sanayi bölgesi olarak durumunun ne kadar dramatik olduğunu gösteriyor. Ham çelik üretimi, 2009'daki finans piyasası krizinde görülen seviyede," dedi.
29 milyon tonluk tarihi düşük bir seviyede
Yüksek fırın konvertörü (oksijen çeliği) yoluyla üretimdeki yaklaşık %15'lik düşüş özellikle önemli. Ancak, hurda çelik ve elektriğe dayalı olarak CO2 emisyonları zaten nispeten düşük olan elektrikli çelik üretimi de, geçen yılki düşük seviyeden başlayarak düşmeye devam ediyor. Çelik şirketleri, özellikle inşaat, makine mühendisliği ve otomotiv endüstrisi gibi kilit müşteri sektörlerinden gelen zayıf iç talepten muzdarip. Bu talep yıllık bazda tahmin edildiğinde şu anda yaklaşık 29 milyon tonluk tarihi düşük bir seviyede. Buna, bilinen yerel dezavantajlar ve ticaret politikası zayıflıkları da ekleniyor.
Maria Rippel "Şu anda ihtiyacımız olan şey, sektörümüzle en üst düzey siyasi düzeyde bir çelik zirvesi. Maliye Bakanı, Başbakan Yardımcısı ve Federal Konsey bu konuda kesinlikle haklı ve biz de hazırız. İlgili tarafların, bilinen önlemlerin zamanında ve güvenilir bir şekilde uygulanmasını sağlamaları hayati önem taşıyor. Çünkü yapılması gereken her şey biliniyor ve yazılı. Yalnızca etkili Avrupa ticareti ve karbon sızıntısı koruması, rekabetçi elektrik fiyatları (bu yıl iletim sistemi ücretlerinde indirim de dahil) ve düşük emisyonlu yerli hammaddelere odaklanan bir tedarik yasasıyla, ulusal ekonomi için çok önemli olan Almanya'daki çelik sektörümüzün bir geleceği olacak,"
“Acilen atılması gereken adım, iletim şebekesi ücretlerinin hızla düşürülmesidir”
Özellikle yüksek enerji maliyetleri, çelik şirketlerinin rekabet gücü üzerinde büyük bir baskı oluşturmaya devam ediyor diyen Rippel, "Siyasi olarak, çelik endüstrisi gibi enerji yoğun sektörler için uluslararası düzeyde rekabetçi ve uzun vadeli, güvenilir elektrik fiyatları sağlamak için her türlü çaba gösterilmelidir. İlk ve acilen atılması gereken adım, iletim şebekesi ücretlerinin hızla düşürülmesidir. Koalisyon bunu 2026 başı için duyurmuş olsa da, elektrikli çelik fabrikaları için artık çok geç. İlk destek önlemleri bu yıl, federal bütçeden sağlanan fon ve sonraki yıllarda istikrarla birlikte gelmeli."Dedi.
Avrupa düzeyinde de Çelik ve Metaller Eylem Planı'nda açıkça belirtilen önlemlerin acilen uygulanması gerektiğinin altını çizen Rippel, “ Küresel aşırı kapasitelerin, özellikle Asya'da, hız kesmeden devam eden büyümesinin olumsuz etkileri, Avrupa'daki çelik şirketlerine olağanüstü bir yük getiriyor. En büyük çelik üretimine sahip Üye Devlet olan Almanya, ortaya çıkan ithalat baskısının sonuçlarını özellikle şiddetli bir şekilde hissediyor. Mevcut AB koruma önlemlerinin yerine geçecek etkili bir araç için bugün gerekli adımlar atılmalıdır .2026'da yürürlüğe girecek olan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nda (CBAM) büyük boşluklarında acilen kapatılması gerekiyor. İhracat güvence altına alınmalı, ihlaller önlenmeli ve uygulama kapsamı, alt sektörlerden gelen ürünleri de kapsayacak şekilde genişletilmeli. Alman hükümeti şimdi Brüksel'de bunların her ikisi için de savunuculuk yapmalı!"
Rippel, Altyapı ve İklim Koruma Özel Fonu'nu (SVIKG) acilen ihtiyaç duyulan ekonomik teşviki sağlamak için bir fırsat olarak görüyor. Burada da uygulama hayati önem taşıyor. Rippel "Kamu alımları artık sürekli olarak Almanya ve AB'de üretilen ürünlere odaklanmalıdır. “Dedi.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmadı