Yeni düzenleme ile birlikte, yalnızca ham maddeler değil, üretim zincirinin daha aşağısında yer alan çok sayıda nihai ve yarı mamul ürün de karbon maliyetine tabi tutulacak.
Taslağa göre, demir-çelik ve alüminyum yoğunluklu ürünler başta olmak üzere geniş bir ürün grubu 1 Ocak 2028 itibarıyla mekanizma kapsamına alınacak. Bu kapsamda vida, cıvata, somun gibi bağlantı elemanlarından boru ve tanklara, inşaat aksamlarından demiryolu malzemelerine kadar pek çok ürün SKDM yükümlülüklerine tabi olacak. Ayrıca motorlar, pompalar, beyaz eşya ürünleri, sanayi makineleri, elektrik ekipmanları ve bazı ticari araçlar gibi daha karmaşık yapıya sahip ürünler de kapsama dahil edilecek.
Düzenleme, 1 Ocak 2026 itibarıyla ithal edilen elektrik için emisyon hesaplama yönteminde değişiklik öngörürken, yeni kapsama giren ürünler için ilk beyanların 30 Eylül 2027’ye kadar verilmesini zorunlu kılıyor. Tam kapsamlı vergilendirme ise 1 Ocak 2028’de başlayacak.
Taslak metinde dikkat çeken başlıklardan biri de “kötüye kullanım uygulamaları”na yönelik önlemler oldu. Buna göre, şirketlerin emisyon verilerini düşük göstermek amacıyla tedarik zincirini yapay şekilde değiştirmesi veya gerçek emisyon değerlerini manipüle etmesi durumunda daha sıkı denetimler devreye alınacak. Komisyon, ithalat beyannameleri ve emisyon verilerini analiz ederek riskli durumları yakından izleyecek ve gerekli hallerde ek belge talep edebilecek.
Hurda metal kullanımına ilişkin hesaplama yöntemi de değiştiriliyor. Mevcut uygulamada “sıfır emisyonlu” kabul edilen tüketici öncesi hurdalar, yeni düzenleme ile birlikte artık emisyon hesaplamalarına dahil edilecek. Böylece ithal ürünlerde hurda kullanımı yoluyla emisyon değerlerinin düşük gösterilmesinin önüne geçilmesi amaçlanıyor. Tüketici sonrası hurdalar ise kapsam dışında kalmaya devam edecek.
Taslak ayrıca, üçüncü ülkelerdeki akreditasyon kuruluşlarının AB tarafından tanınmasına imkân tanıyarak sertifikasyon süreçlerinde esneklik sağlıyor. Bu durumun, Türkiye gibi ihracatçı ülkelerde faaliyet gösteren firmaların yerel doğrulayıcılarla çalışabilmesini kolaylaştırabileceği değerlendiriliyor.
Öte yandan düzenlemede yer alan acil durum maddesi, arz zincirinde ciddi aksaklıklar veya fiyatlarda aşırı dalgalanmalar yaşanması halinde belirli ürünlerin geçici olarak mekanizma kapsamı dışına çıkarılmasına olanak tanıyor.
Söz konusu taslak, AB’nin karbon maliyetlerini sadece temel sanayi girdileriyle sınırlı tutmayarak tüm imalat zincirine yaymayı hedeflediğini ortaya koyarken, ihracatçılar açısından üretim süreçlerindeki emisyonların daha kapsamlı şekilde yönetilmesini zorunlu hale getiriyor.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmadı